<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yozgat Haber - Son Dakika Yozgat Haberleri</title>
    <link>https://www.yozgatmedya.com.tr</link>
    <description>Yozgat'ın güvenilir haber kaynağı. Son dakika Yozgat haberleri, siyaset, ekonomi, spor ve yaşam gelişmeleri burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Tüm Hakları Saklıdır. Yozgat Medya Grubu - Copyright © 2026</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 16:59:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Edirne'de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/edirnede-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/edirnede-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi. </p><p>Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6'sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu. </p><p>Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Edirne</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/edirnede-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:45:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/edirnede-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti.jpg" type="image/jpeg" length="20472"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. </p><p>Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. </p><p>'Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor' </p><p>Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, 'İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın' dedi. </p><p>'Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, 'Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor' diye konuştu. </p><p>'Kendi kendinize terapi de yapamazsınız' </p><p>Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, 'Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, 'Yapay zeka 'gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim' gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. 'Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum' diyerek insanları intihara sürükleyebilir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sakarya</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:08:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="51221"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Çelik: 'Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/prof-dr-celik-obezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/prof-dr-celik-obezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. </p><p>Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye'de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p><p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60'ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200'ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. </p><p>'Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, 'Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, 'multifaktöriyel' dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır' dedi. </p><p>'Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır' </p><p>Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, 'Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz' diye konuştu. </p><p>Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: </p><p>'Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60'ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Van</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/prof-dr-celik-obezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:59:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/prof-dr-celik-obezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktir.jpg" type="image/jpeg" length="46334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide fıtığında tedavi kişiye özel planlanıyor]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor' diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor' diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti. </p><p>Göğüste yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetler, günümüzün yoğun temposu ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle sıkça yaşanıyor. Ancak bu belirtiler sadece fonksiyonel bir reflünün değil, mide fıtığı gibi yapısal ve önemli bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor. Medipol Üniversitesi Esenler Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının hem doğuştan hem de sonradan gelişebilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. </p><p>Yaşam tarzını bozuyor </p><p>Mide fıtığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dr. Düzci, 'Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşuyor. Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran kas yapısında bir bariyer görevi görüyor. Bu bölgedeki gevşeklik, midenin yukarı doğru kaymasına ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olabiliyor. Bazı reflülerfonksiyoneldir. Tıka basa yemek, asitli ve gazlı içecekler tüketmek geçici reflüye neden olabilir. Ancak mide fıtığına bağlı reflü daha kalıcı ve yaşam kalitesini bozan bir tablo oluşturur' dedi. </p><p>Bu şikayetlerle ortaya çıkıyor </p><p>Mide fıtığı olan hastalarda en sık görülen belirten Dr. Düzci,'Yemeklerin ağza gelmesi, göğüste yanma hissi, ağıza acı ekşi su gelmesi, gece yastığa sıvı gelmesi ve ağız kokusu yer alıyor. Bazı hastalar ise göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyolojiye başvurup yapılan tetkikler sonrası mide fıtığı tanısı alabiliyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20'sinde mide fıtığı mevcut. Reflüşikâyetleri ise neredeyse her iki kişiden birinde görülebiliyor' diye konuştu. </p><p>Tedavide ilk adım yaşam tarzı </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mide fıtığının tedavisinin hastanın şikayetlerine göre planlandığını belirten Dr. Düzci, 'İlk aşamada ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu süreçte hastalara yatmadan en az iki saat önce yeme-içmeyi bırakmaları, yastık sayısını artırmaları, asitli ve gazlı içeceklerden kaçınmaları, tıka basa yemek yememeleri ve yemekle birlikte su tüketmemelerini öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisine ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Mide ile diyafram arasındaki açıklığın kapatıldığı cerrahi tedavilerle hastaların büyük bölümünde şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 12:51:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor.jpg" type="image/jpeg" length="99831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MODY alanındaki bilimsel çalışma ödülle taçlandı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nadir görülen bir diyabet türü olan Genç Yaşta Başlayan Erişkin Tip Diyabet (MODY) üzerine yürütülen bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini alırken, prestijli bir ödüle de layık görüldü. Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Erkam Sencar'ın da yer aldığı araştırma, 2025 yılında 'En İyi 3'ncü Çalışma' ödülünü kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nadir görülen bir diyabet türü olan Genç Yaşta Başlayan Erişkin Tip Diyabet (MODY) üzerine yürütülen bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini alırken, prestijli bir ödüle de layık görüldü. Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Erkam Sencar'ın da yer aldığı araştırma, 2025 yılında 'En İyi 3'ncü Çalışma' ödülünü kazandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği'nin resmi akademik dergisi Endocrinology Research and Practice tarafından ödüllendirilen çalışma, MODY hastalığıyla ilgili klinik çalışmalara önemli katkılar sundu. Dört farklı merkezden endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütülen araştırmada, MODY hastalarında obezite ve dislipidemi sıklığı detaylı şekilde incelendi. Araştırma sonuçları, MODY hastalarında metabolik risk faktörlerinin sanılandan daha yaygın olduğunu ortaya koydu. Elde edilen bulgulara göre hastaların yaklaşık yüzde 24'ünde obezite, yüzde 72'sinde ise dislipidemi tespit edildi. Bu veriler, hastalığın yalnızca kan şekeri düzeyiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini, kilo ve lipid profili açısından da düzenli ve kapsamlı takip yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Çalışma ayrıca MODY hastalarında yaş ve obezitenin, dislipidemi gelişimiyle güçlü bir ilişki içinde olduğunu göstererek, bu hastaların yönetiminde metabolik risk faktörlerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bilimsel değeri yüksek olan söz konusu çalışma, yalnızca akademik alanda değil, klinik uygulamalarda da yol gösterici nitelik taşıyor. Çalışma, MODY gibi nadir görülen bir diyabet türünde klinik bilgi ve deneyimin artmasına katkı sağladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:26:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi.jpg" type="image/jpeg" length="50319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Çarpıntı, kilo değişimi ve halsizliğin nedeni tiroit olabilir']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-uyari-carpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-uyari-carpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çekti. </p><p>Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Menekşe, tiroit hastalıklarına ilişkin uyarılarda bulundu. Çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çeken Menekşe, 'Tiroit bezindeki fonksiyon bozuklukları tüm vücudu etkileyebilir. Bu nedenle hastaların sadece tek bir branş tarafından değil, multidisipliner yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir' dedi. </p><p>Boynun ön kısmında bulunan tiroit bezinin metabolizmadan kalp ritmine, vücut ısısından kilo kontrolüne kadar birçok sistemi etkilediğini belirten Menekşe, 'Tiroit hastalıkları bazen sadece halsizlik ya da kilo problemi gibi görünen belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşıyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Doğru tedavi ile birçok hastada ameliyat gerekmeyebiliyor </p><p>Tiroit hastalıklarının yönetiminde endokrinoloji uzmanlarının önemli rol üstlendiğini ifade eden Menekşe, 'Hipotiroidi, hipertiroidi, tiroititler ve nodüler hastalıklar gibi farklı klinik tabloların doğru değerlendirilmesi gerekir. Uygun ilaç tedavisi ve düzenli takip sayesinde birçok hastada cerrahi ihtiyacı ortadan kaldırılabiliyor ya da hasta doğru zamanda ameliyata yönlendiriliyor' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tiroit, hassas bir bölgede yer alıyor </p><p>Cerrahi gereken durumlarda deneyimin kritik olduğunu vurgulayan Menekşe, 'Tiroit ameliyatları ses tellerini kontrol eden sinirlerin ve kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezlerinin bulunduğu hassas bir bölgede yapılır. Bu yapıların korunması ameliyat başarısı açısından son derece önemlidir' dedi. </p><p>Uzman ekiplerle yapılan ameliyatların komplikasyon riskini azalttığını belirten Menekşe, 'Bu nedenle tiroit cerrahisinin deneyimli merkezlerde yapılması gerekir' ifadelerini kullandı. </p><p>Ultrason ve biyopsi tanıda yol gösteriyor </p><p>Tanı sürecinde radyoloji ve patoloji birimlerinin katkısına dikkati çeken Menekşe, 'Yüksek çözünürlüklü ultrasonografi ve ince iğne biyopsisi sayesinde nodüller detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Elde edilen veriler ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle yorumlanıyor ve hastaya en uygun tedavi planı oluşturuluyor' diye konuştu. </p><p>'Tedavi sonrası takip en az tedavi kadar önemli' </p><p>Tiroit hastalıklarının çoğu zaman uzun süreli takip gerektirdiğini ifade eden Menekşe, 'Hormon düzeylerinin düzenli kontrol edilmesi, görüntüleme sonuçlarının karşılaştırılması ve hastaya özgü risklerin izlenmesi tedavi başarısını doğrudan etkiler' dedi. </p><p>Özellikle tiroit kanseri hastalarında multidisipliner takibin önemine değinen Menekşe, 'Cerrahi sonrası nükleer tıp ve endokrinoloji uzmanlarıyla birlikte yürütülen süreç hastalığın kontrol altında tutulmasında kritik rol oynar' ifadelerini kullandı. </p><p>'Her hastaya özel tedavi planı gerekiyor' </p><p>Multidisipliner yaklaşımın kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunduğunu belirten Menekşe, 'Farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesi sayesinde daha doğru kararlar alınabiliyor. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırıyor hem de komplikasyon risklerini azaltıyor' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-uyari-carpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:07:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/uzmanindan-uyari-carpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="69017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anneler Günü'nde uzmanlardan kadınlara özel sağlık önerileri]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/anneler-gununde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/anneler-gununde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen programda kadınlarla bir araya Güven Hastanesi doktorları Sera Kayhan ve Sinem Tavşan Ersoy, kadın sağlığı, menopoz süreci ve erken yaşlanmaya karşı alınabilecek önlemler hakkında tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen programda kadınlarla bir araya Güven Hastanesi doktorları Sera Kayhan ve Sinem Tavşan Ersoy, kadın sağlığı, menopoz süreci ve erken yaşlanmaya karşı alınabilecek önlemler hakkında tavsiyelerde bulundu. </p><p>Güven Hastanesi Çayyolu Kampüsü'nde Anneler Günü dolayısıyla kadın sağlığına yönelik seminerler ve deneyimlerin paylaşıldığı buluşmalar düzenlendi. Etkinlikte gençleşme uygulamalarından sağlıklı menopoz sürecine kadar birçok konuda uzmanlar tarafından bilgiler verildi. Dermatolog Doktor Sera Kayhan ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sinem Tavşan Ersoy, hastanede yer alan 'Gençleşme Kliniği'nde kadın sağlığı, menopoz süreci ve ilerleyen yaşa rağmen genç görünebilmek için neler yapılabileceğine dair açıklamalarda bulundu. </p><p>'Cildi sağlıklı tutmak için güneşten korunmak gerekiyor' </p><p>Gençleşmek için neler yapılabileceğini, hangi işlemlerin uygulanabileceğini aktaran Dermatolog Doktor Sera Kayhan, 'Altın iğne, mezoterapi, bazı Botulinum toksin uygulamalarından bahsediyoruz. Aynı zamanda cilt bakımını evimizde nasıl devam ettirebiliriz, bu sonuçları nasıl koruyabiliriz bunlardan bahsediyoruz. Yaz da geliyor. En önemlisi cildi sağlıklı tutmak için kesinlikle güneşten korunmak. Güneşten korunmak, hem antiaging işlemleri için hem de cildimizin kalitesini devam ettirmek için çok önemli. Burada tabii sadece cilt bakımı değil, aynı zamanda beslenmeyle ilgili öneriler, kadın sağlığıyla ilgili öneriler, saç sağlığınızla ilgili öneriler de olacak' diye konuştu. </p><p>'Doğal görünümlü Botulinum toksin uygulamaları mümkün mü' </p><p>Gençleşme dendiğinde hangi işlemlerin kullanılması gerektiğini açıklayan Kayhan, 'Botulinum toksin uygulamaları her zaman gülüşümüzü, yüzümüzü, yüzümüzün ifadelerini değiştirir mi bunlardan bahsedeceğiz. Doğal görünümlü Botulinum toksin uygulamaları mümkün mü? Cilt kalitemizi artırmak için neler yapabiliriz? Mezoterapi nedir, nasıl uygulanır bunlardan bahsedeceğiz. Ayrıca son zamanların popüler uygulaması olan sıvı yüz germe gibi cildimizin kolajenini artıran uygulamalardan bahsedeceğiz. Altın iğne gibi uygulamalarla cildimizde kaliteyi nasıl artırabiliriz bunlardan bahsedeceğiz' ifadelerini kullandı. </p><p>'Normal menopoz yaşı 45-55 aralığında' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sağlıklı menopoz dönemi nasıl olur?' ve 'Sağlıklı menopoz için neler yapılmalı?' sorularına cevap veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sinem Tavşan Ersoy ise, 'Sağlıklı menopoz dönemi önemli. Sağlıklı menopoz aslında kadınların hayatının üçte biri menopozun içerisinde geçiyor. Bu nedenle de bunu sağlıklı olarak atlatmak bizim için çok önemli. Biz de burada bunu nasıl sağlıklı yaparız, nasıl hissettiğimiz semptomları daha aza indirgeriz aslında bunun için çalışıyoruz. Özellikle menopozdan bahsedecek olursam biz bir yıl hiç adet görmediğimiz zaman aslında bu bir menopoz oluyor. Normali 45-55 yaş arasında ama bazen 40-45 yaş arasına da girdikleri oluyor ve buna erken menopoz deniyor. Bunun öncesinde olduğunda da erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırabiliyoruz. Bu menopozda özellikle sıcak basmaları, ki hastaların yüzde 80'inde aslında bunu görüyoruz. Vajinal atrofiler yani vajinal kuruluklar olabiliyor. Onun dışında uyku bozuklukları, ki bu gerçekten hastaları çok sıkıntıya sokan bir durum ve duygu durum bozuklukları olabiliyor, anksiyete olabiliyor. Bu nedenle de hastalara bu alanlarda yani bu durumlarda mutlaka destek vermemiz gerekiyor, ki bu menopozu aslında sağlıkla atlatabilsinler' açıklasında bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/anneler-gununde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:02:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/anneler-gununde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri.jpg" type="image/jpeg" length="20424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı. </p><p>Akondroplazi hastalığı boy kısalığının yanı sıra belde eğilme, kulak enfeksiyonu, solunum problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor. Hastaları psikolojik olarak da kötü etkileyen ve nadir görülen bu hastalığın tedavisinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, hedefe yönelik ilacın artık SGK tarafından da geri ödeme kapsamına alındığını belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Aycan, akondroplazi hastalığının FGFR3 geninin mutasyona uğraması sonucu oluştuğunu ifade ederek, 'Bu gende aktive olan mutasyon sonucunda kemiklerin, özellikle kol ve bacak kemiklerinin büyümesinde önemli sıkıntılar oluyor, büyümesini sağlayamıyor. Dolayısıyla ciddi bir kol kısalığı, bacak kısalığı ve boy kısalığıyla karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu genetik problemler başka organlarda da bazı tutulumlar yapıyor. Örneğin beyin sapında bir daralmaya neden oluyor. Bebeklerde özellikle küçük yaş grubu çocuklarda solunum sıkıntısı, başın büyümesi gibi bulgularla kendini gösteriyor' diye konuştu. </p><p>Hastalığın çok sistemli bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Aycan, 'Biraz daha büyüdüklerinde bebeklerimizde bazı omurga sorunları olabiliyor. Belde eğilmeler olabiliyor ve sık sık kulak enfeksiyonu geçirebiliyorlar. Tepeden tırnağa boy kısalığı çok belirgin olsa da bunun yanı sıra başka sistemler de etkilenebiliyor' dedi. </p><p>'Boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor' </p><p>Boy kısalığının çocuk endokrinoloji doktorlarının gündeminde olan bir konu olduğunu aktaran Aycan, '4 yıl önce bunun hedefe yönelik tedavileri bulunduktan sonra bu konu çok daha önemli hale geldi. Boy uzaması için tedavi veremezseniz, bu kişilerin final boyları kızlarda 1.25 civarında, erkeklerde 1.35 civarında oluyor. Bu takdir ederseniz ki çok kısa bir boy. Yani bu kadar boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor. Bir kız çocuğunu düşünelim, saçını tarayıp bağlayamıyor. Veya tuvalette temizlik ihtiyacını karşılayamıyor. Devamlı annesine ve ebeveynlerine ihtiyacı olan bir durum içerisine girebiliyor. Motor kayıpları olabiliyor. Tüm bu durumlar çocukların sık sık travmalarla karşılaşmalarına neden oluyor' açıklamasında bulundu. </p><p>Yaşanan sorunların tedavi edilebildiğinin altını çizen Aycan, 'Akondroplazi, multidisipliner yönetilmesi gereken bir rahatsızlık. Bu konu, çocuk endokrincilerin, tıbbi genetik uzmanlarının, nörolojinin, beyin cerrahisinin, çocuk göğüs hastalıkları uzmanlarının, ortopedistlerin ortak konusudur. Boy kısalığı yaşayan hastalar ilk olarak endokrine başvuruyorlar. Biz de diğer disiplinlerdeki hocalarımıza, doktorlarımıza gönderiyoruz ve onların da ilgili bölümleri yönetmesini sağlıyoruz' şeklinde konuştu. </p><p>Aycan, ultrason tekniklerinin çok ilerlediğini anlatarak, bu hastalığın 24. haftadan itibaren gebelikte de tespit edilebildiğini söyledi. Bu hastalığa sahip kişilerin psikolojik olarak da olumsuz etkilendiklerini belirten Aycan, erken tanının önemine dikkat çekti. Akondroplazinin nadir görülen bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aycan, 'Yaklaşık 100 bin bebekte 4-6 civarında görülüyor. Çok nadir görülen bir hastalık. Ülkemizde henüz büyümesi tamamlanmamış yaklaşık 400-450 civarında akondroplazili çocuk olduğunu biliyoruz. Dünya çapında ise 360 bin civarında vaka olduğu bildiriliyor' dedi. </p><p>'Akondroplazi teşhisi konan bebeklere 4. aydan itibaren ülkemizde SGK kapsamında ödenebiliyor' </p><p>Hastalıkta kullanılan ilacın artık SGK tarafından karşılandığını vurgulayan Aycan, sözlerine şöyle devam etti: </p><p>'Bu hedefe yönelik bir ilaç. Biraz önce söylediğimiz mekanizmalar o yolaklarda, kemiğin büyümesini durdurucu yolaklara müdahale eden bir ilaç. Dolayısıyla da bu hedefe yönelik ilaçlar ilk geldiğinde çok pahalı oluyor. Devletin ödeme kapsamına alınması için ruhsatlanma süreci, çalışmaların bu ilacın etkinliğini doğru bir şekilde ortaya koyma süreci gibi birtakım süreçlerden geçmesi gerekiyor. Boy kısalığı yaşayan çocuklar yıllık 3,5-4 cm büyürken, kendi büyümelerinin üzerine hedefe yönelik ilaçla 1,5-2 santimetre daha eklenebildiği ortaya kondu. Yani 5 yaşında bir çocuğa bu ilacı başladığınızda her gün kendi büyümesinin üzerine 1,5 santimetre daha arttığında final boyunun daha kabul edilebilir bir boya gelmesi çok önemli bu çocuklar için. Heyet tarafından değerlendirilerek tedavileri onaylanan ve sonrasında mahkeme süreciyle ilaçlarına kavuşan 250-300 kadar vaka oldu. Öte yandan, tüm bu süreçleri bizler SGK'da bazı bilimsel kurullarda devlet büyüklerimize anlattık. Yani bunun nadir bir hastalık olduğunu, boylarının çok kısa kaldığını, fiziksel ve psikolojik olarak da çocukları çok etkilediğini belirttik. Bütün bu süreçler olgunlaştığında nisan ayı içerisinde SGK ilacın geri ödeme kapsamına alınmasını ve sağlık uygulama tebliğinde yer almasını sağladı. Artık ilaca erişimleri daha kolay olacak. Şu anda bu ilaç ülkemizde akondroplazi teşhisi olan bebeklere 4. aydan itibaren SGK kapsamında ödeniyor.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Özel gereksinimi olan bu çocuklarda yeni tedaviyle engelleri aşacağımızı düşünüyoruz' </p><p>Akondroplazili hastaların toplumdan ayrışmaması için çeşitli etkinlikler de düzenlediklerine dikkati çeken Aycan, şu ifadeleri kullandı: </p><p>'Hastaların gerçek yaşamlarındaki hissiyatlarını, duygularını, problemlerini anlamak çok çok önemli. Çünkü bizler bazen sadece medikal tedaviye odaklanabiliyoruz. Halbuki yaşamda birçok zorlukları olabiliyor. O nedenle biz çocuk endokrinologları olarak ailelerle buluşmalar yapıyoruz. Örneğin Ankara'da, Diyarbakır'da, Konya'da akondroplazili çocuklarımız ve aileleriyle buluştuk. Onların problemlerini kendi ağızlarından dinledik, yaşamda çektikleri zorlukları dinledik. Bunlar da bence çok önemli. Çünkü bizim görmediğimiz, onların temas ettiği alanlar olabiliyor ve biz bunu aslında bundan sonraki hastalarımızla buluşmalarda dikkate alıyoruz. Bu röportajımızı Engelliler Haftası kapsamında yapmış oluyoruz ancak biz hiçbir çocuğumuza engelli etiketini yakıştırmıyoruz. Öte yandan özel gereksinimi olan bu çocukların boy kısalığı sebebiyle birtakım engelleri olduğunu da elbette biliyoruz. Bu yeni tedaviler sayesinde engelleri aşacağımızı düşünüyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:55:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda.jpg" type="image/jpeg" length="87815"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/yaz-icecekleri-omru-kisaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/yaz-icecekleri-omru-kisaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pek çok faktör yaşam süresi üzerinde etkili oluyor. Gerek genetik miras gerekse yaşam tarzı alışkanlıkları sağlığı da hastalığı da beraberinde getiriyor. Özellikle de havaların ısındığı son günlerde serinlemek amacıyla tüketilen içecekler tehlikeli olabiliyor. Uzm. Dr. Burak Uzel, özellikle beslenme biçiminin uzun yaşam sürelerinde olumlu etkilerde bulunduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok faktör yaşam süresi üzerinde etkili oluyor. Gerek genetik miras gerekse yaşam tarzı alışkanlıkları sağlığı da hastalığı da beraberinde getiriyor. Özellikle de havaların ısındığı son günlerde serinlemek amacıyla tüketilen içecekler tehlikeli olabiliyor. Uzm. Dr. Burak Uzel, özellikle beslenme biçiminin uzun yaşam sürelerinde olumlu etkilerde bulunduğunu söyledi. </p><p>Ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Burak Uzel, 'Ultra işlenmiş gıdalardan (UPG) kaçış, uzun ömre açılan kapıdır. Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin yayınladığı bir araştırmada günlük beslenmede ultra işlenmiş gıdaların payındaki her yüzde 10'luk artış, kalp damar hastalığı riskini yüzde 12 oranında artırmaktadır. Bu da ömür süresi üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Dünya çapında binlerce kişi üzerinde yapılan araştırmaların meta-analizi, ultra işlenmiş gıdaların (hazır paketli atıştırmalıklar, bisküviler, şekerli içecekler ve hazır çorbalar) kalp sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini rakamlarla ortaya koymaktadır. İncelenen 13 büyük çalışmanın 9'u, yüksek oranda işlenmiş gıda tüketiminin kardiyovasküler ölüm riskini yüzde 9 ile yüzde 65 arasında artırdığını kanıtlamaktadır. Bu gıdalar, koroner kalp hastalığı riskini yüzde 13, beyin damar hastalıkları (felç) riskini ise yüzde 11 oranında tetiklemektedir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Katkı maddeleri biyolojiyi bozuyor </p><p>Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin hazırladığı raporun en dikkat çekici bulgularından birinin, ultra işlenmiş gıdaların zararının genel diyet kalitesinden bağımsız olması olduğuna değinen Uzm. Dr. Burak Uzel, 'Yani, kişi sağlıklı gıdalar tüketse bile, araya karışan ultra işlenmiş ürünler vücuttaki enflamasyonu ve damar sertliğini tetiklemeye devam etmektedir. Mesele sadece kalori almak değil; bu gıdaların içindeki endüstriyel katkı maddeleri ve işleme süreçlerinde ortaya çıkan yeni bileşikler biyolojimizi bozmaktadır. Sağlığımızı kaybettikten sonra zayıflama iğneleriyle çözüm aramak yerine, sorunun kaynağına inmek önemlidir' şeklinde konuştu. </p><p>Geleneksel mutfağa dönün </p><p>Hastalara sadece 'tuz ve yağı azalt' demesinin yeterli olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Burak Uzel, 'Artık kişilere 'işlenmiş gıdalardan uzak dur' tavsiyesi vermek de gerekir. Bu tavsite hayati bir klinik müdahale olarak öne çıkmaktadır. Özellikle de yaz ayları yaklaşırken serinlemek adına içilen içeceklerin işlenmiş gıdalar arasında yer aldığını ve tehlikeli olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Burak Uzel, 'Iced Latte masum görünebilir ama içine eklenen şuruplar bazen bir öğünlük şeker ihtiyacını tek bardakta almanıza neden olur. Meyvenin lifinden ayrılmış, sadece şekerli suyunun (fruktoz) içilmesi karaciğeri doğrudan yorar. Enerji içecekleri ve gazlı içecekler hem yüksek şeker hem de kafein içeriğiyle kalp ritmini bozabilir. Bunun yanında milkshake gibi içecekler ultra işlenmiş şeker ve gıda kaynakları arasındadır. Bu süreçlerde içine nane, limon veya salatalık dilimleri atılmış doğal maden suları veya ev yapımı, şekersiz soğuk bitki çayları en güvenli limandır. Karmaşık diyet listeleri yerine, geleneksel Türk ev yemeklerine ve tencere yemeklerine geri dönmek önemlidir. İçeriğinde beşten fazla malzeme olan ve ev mutfağında bulunmayan kimyasallar içeren paketli ürünlerden kaçınmak gerekir. Çok hızlı ulaşılan ve hızlı tüketilen 'hazır' gıdalar, yaşam süresini de aynı hızla kısaltmaktadır' diye görüş verdi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/yaz-icecekleri-omru-kisaltiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:54:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/yaz-icecekleri-omru-kisaltiyor.jpg" type="image/jpeg" length="30678"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Akciğer nodülünü görmezden gelmek hayatı riske atabilir']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-uyari-akciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-uyari-akciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığına ve erken teşhisin hayat kurtardığına dikkati çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığına ve erken teşhisin hayat kurtardığına dikkati çekti. </p><p>Akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığının altını çizen Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, uyarılarda bulundu. Yılmaz, 'Ancak doğru değerlendirme ve düzenli takip, ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynar. Sigara içiyor olmak bir sağlık sorumluluğu oluşturmalıdır. Akciğerdeki nodülü görmezden gelmek riski yok etmez, ancak erken teşhis etmek hayat kurtarır' dedi. </p><p>'Düşük doz bilgisayarlı tomografi ile daha erken tespit ediliyor' </p><p>Akciğerde saptanan nodüllerin günümüzde özellikle düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) kullanımının yaygınlaşması ile daha sık tespit edildiğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, 'Akciğer nodülü (pulmoner nodül), akciğer dokusu içerisinde görülen, genellikle 3 santimetreden küçük, yuvarlak veya oval oluşumlardır. Bu nodüllerin çok büyük bir kısmı iyi huylu nedenlere bağlı olsa da bazı durumlarda akciğer kanserinin ilk belirtisi olabilir' ifadelerine yer verdi. </p><p>'Genelde belirti vermiyor' </p><p>Akciğer nodüllerinin genelde belirti vermediğini ve sıklıkla başka nedenlerle yapılan görüntüleme yöntemlerinde tesadüfen ortaya çıktığını dile getiren Yılmaz, 'Tespit edilen nodülün akciğerde yerleşim yeri, boyutu, kenar yapısı, şekli, büyüme hızı, hastanın meslek ve aile geçmişi, sigara öyküsü gibi risk faktörleri değerlendirilerek ileri inceme gerekip gerekmediğine karar verilir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda nodül takip edilir, ileri inceleme yapılır veya cerrahi girişim önerilir' şeklinde konuştu. </p><p>Tanı ve tedavide doğru yaklaşım önemli </p><p>Pulmoner nodül saptandığında her nodülün kanser anlamına gelmediğinin de altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, 'Enfeksiyonlar, geçirilmiş tüberküloz hastalığına bağlı eski görünümler, iyi huylu tümörler veya inflamatuvar hastalıklar nodül oluşumuna neden olabilir' dedi. </p><p>Risk grubundakiler dikkatli olmalı </p><p>Prof. Dr. Yılmaz, hangi durumlarda dikkatli olunması gerektiğini ise şöyle anlattı: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sigara kullananlar veya geçmişte uzun süreli sigara öyküsü olanlar, ailede akciğer kanseri öyküsü olanlar, ileri yaştakiler ile nodül boyutu büyük veya düzensiz kenar yapısına sahip olanlar veya zaman içerisinde nodülü büyüme gösterenler dikkatli olmalıdır.' </p><p>Akciğer kanserinin erken dönemde tespit edildiğinde tedavi başarısının da belirgin şekilde arttığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Yılmaz, bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini aksatmamasının önem taşıdığını söyledi. </p><p>'Masum diye takip etmeyi bırakmamak gerekiyor' </p><p>Tanı ve tedavi sürecinde nodülün özellikleri doğrultusunda bilgisayarlı tomografi, PET-CT, gerektiğinde biyopsi yöntemlerinin kullanılabildiğini veya hastanın sadece takibe alınabildiğine işaret eden Prof. Dr. Yılmaz, 'Sonuç olarak pulmoner nodüller çoğu zaman masum olabilir ancak doğru değerlendirme ve düzenli takip, ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynar. Sigara içiyor olmak bir sağlık sorumluluğu oluşturmalıdırı. Akciğerdeki nodülü görmezden gelmek riski yok etmez, ancak erken teşhis etmek hayat kurtarır' diyerek açıklamalarını sonlandırdı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-uyari-akciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:43:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/uzmanindan-uyari-akciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilir.jpg" type="image/jpeg" length="96716"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan uyarı: 'Demans ve alzaymır sadece unutkanlık, altına kaçırma değil cinsel dürtü bozukluğu da yapabilir']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmandan-uyari-demans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmandan-uyari-demans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, son dönemde gündem olan yaşlı bireylerin uygunsuz davranışlarının altında demans, alzaymır ve çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkların yatabileceğini belirterek, 'Bu hastalıkları sadece unutkanlık veya idrar kaçırma olarak yorumlamayalım. Bunlarda cinsel dürtü bozukluğu da olabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, son dönemde gündem olan yaşlı bireylerin uygunsuz davranışlarının altında demans, alzaymır ve çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkların yatabileceğini belirterek, 'Bu hastalıkları sadece unutkanlık veya idrar kaçırma olarak yorumlamayalım. Bunlarda cinsel dürtü bozukluğu da olabilir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şen, yaşlı bireylerde zamanla kontrol mekanizmasının bozulabileceğini ifade ederek, 'Bu görüntülerin sebebi, yaşlı hastalarda demans dediğimiz, alzaymır dediğimiz kısımda zamanla kontrol mekanizması bozulduğu için cinsel dürtü bozukluğu ortaya çıkabiliyor. Ya da psikolojik olarak bir rahatsızlığı varsa psikiyatri kliniğince takip edilmesi gereken bir kişiyken ailenin sahip çıkmaması üzerine, yalnız sokağa bırakması üzerine bunlar görülebiliyor' dedi. </p><p>Toplum içinde sergilenen bu tarz davranışların ruhsal ve nörolojik sorunların belirtisi olabileceğini vurgulayan Şen, 'Akli melekeleri yerinde olan bir insan, ruhsal sağlığı yerinde olan bir insan zaten toplumda, kamuya açık bir yerde bu hareketleri yapmaz. Bu hareketleri yapıyorsa nöroloji ve psikiyatri uzmanlarının toplumda farkındalık oluşturması gerekir' ifadelerini kullandı. </p><p>Kendisinin de psikiyatri ve nöroloji rotasyonları yaptığını belirten Şen, demans ve alzaymır hastalarında cinsel dürtü bozukluklarının görülebildiğini aktararak, 'Demansı sadece unutkanlık veya idrar kaçırma olarak yorumlamayalım. Bunlarda cinsel dürtü bozukluğu da olabilir. Bir nöroloji uzmanına, bir psikiyatri uzmanına gösterelim, sahip çıkalım. Sokağa tek başına bırakmayalım' diye konuştu. </p><p>Teknolojinin gelişmesiyle bu tür görüntülerin daha görünür hale geldiğini ifade eden Şen, 'Eskiden herkesin elinde cep telefonu yoktu, haber kanalları 'bize gönderin' demiyordu. Şimdi bir WhatsApp hattı veriliyor, oradan paylaşılıyor. Dolayısıyla eskiden beri var olan bu olaylar, teknolojinin gelişmesiyle beraber daha kolay ulaşılabilir olduğu için daha çok görülür oldu' dedi. </p><p>Pandemi sürecinin yaşlı bireyler üzerindeki etkilerine de değinen Şen, 'Pandemi dönemiyle beraber en çok yaşlı insanlarımız öldü, sağlıkçılar öldü. Yaşlı insanların kendisini eve hapsettik ve ondan sonra bunlarda eklem problemleri başladı ve bu kişilerde demans, alzaymır artı buna benzer bozukluklar da arttı' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmandan-uyari-demans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 09:04:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/uzmandan-uyari-demans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilir.jpg" type="image/jpeg" length="35387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: 'Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-hastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-hastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. </p><p>Sivas'ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, 'İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur' dedi. </p><p>'Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir' </p><p>İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, 'Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz' diye konuştu. </p><p>'Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır' </p><p>Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, 'Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sarı pas hastalığı </p><p>Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, 'Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür' dedi. </p><p>Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor </p><p>Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50'ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. </p><p>Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının 'Puccinia striiformis' mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-hastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korur</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:23:07 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-hastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korur.jpg" type="image/jpeg" length="83078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/sivasta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/sivasta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. </p><p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. </p><p>Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, 'Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi' ifadelerini kullandı. </p><p>Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. </p><p>Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, 'Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun' sözleriyle ifade etti. </p><p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas'a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/sivasta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:06:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/sivasta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="71184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yıldız Akdaş Reis: 'Menopoz sürecini daha konforlu geçirmek mümkün']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-menopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-menopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş, menopoz döneminin kadın yaşamında doğal ve fizyolojik bir süreç olduğuna dikkat çekerek, 'Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Bu dönemde yaşanan hormonal değişimler hem fiziksel hem de psikolojik etkiler oluşturabilir. Düzenli hekim takibi, sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzı menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş, menopoz döneminin kadın yaşamında doğal ve fizyolojik bir süreç olduğuna dikkat çekerek, 'Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Bu dönemde yaşanan hormonal değişimler hem fiziksel hem de psikolojik etkiler oluşturabilir. Düzenli hekim takibi, sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzı menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir' dedi. </p><p>Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş Reis, menopoz dönemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Menopozun, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak adet kanamalarının kalıcı şekilde sona erdiği doğal bir süreç olduğunu belirten Reis: </p><p>'Başka bir neden olmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesi menopoz olarak tanımlanır. Bu süreçte yumurtalık rezervi azalır, östrojen hormon düzeyi düşer ve buna bağlı hormonal değişiklikler ortaya çıkar. Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Ancak 40-45 yaş arasında görülmesi erken menopoz olarak değerlendirilir. Menopoz bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal ve fizyolojik bir dönemidir' diye konuştu. </p><p>'Adet düzensizliği ilk belirtiler arasında yer alıyor' </p><p>Menopoza geçiş sürecinin çoğunlukla adet düzenindeki değişimlerle fark edildiğini dile getiren Doç. Dr. Reis, 'Öncelikle adet aralıkları uzar, düzensizlikler başlar ve zamanla adet kanamaları tamamen kesilir. Özellikle erken yaşta şüphe varsa hormon testlerinden yararlanılır. FSH hormonunun yüksek, östrojen düzeyinin ise düşük olması menopozu destekleyen bulgulardır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Sıcak basmaları yaşam kalitesini etkileyebiliyor' </p><p>Menopoz belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini söyleyen Doç. Dr. Reis, 'En sık görülen belirtilerin başında sıcak basmaları ve gece terlemeleri gelir. Bunun yanı sıra vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı, sık idrar yolu enfeksiyonu ve yanma gibi şikayetler de görülebilir' dedi. </p><p>'Psikolojik etkiler de görülebiliyor' </p><p>Hormonal değişimlerin psikolojik etkiler oluşturabileceğine değinen Doç. Dr. Reis, 'Östrojen düzeyindeki azalma beyindeki bazı nörotransmitterleri etkileyerek duygu durum değişikliklerine neden olabilir. Bu dönemde sinirlilik, anksiyete, depresif duygu durum, motivasyon azalması ve konsantrasyon güçlüğü görülebilir' diye konuştu. Uyku problemlerinin de psikolojik etkileri artırabileceğini kaydeden Doç. Dr. Reis, 'Doğru bilgilendirme, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım ile menopoz süreci daha sağlıklı yönetilebilir' dedi. </p><p>'Kemik erimesi riski artabiliyor' </p><p>Menopoz sonrası osteoporoz riskinin arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Reis, 'Östrojen hormonu kemik yapımını destekleyen koruyucu bir etkiye sahiptir. Menopozla birlikte bu etkinin azalması kemik mineral yoğunluğunun düşmesine neden olabilir' ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Reis, özellikle omurga, kalça ve el bileği kırıklarının daha sık görüldüğünü belirterek, riskli hastalarda kemik yoğunluğu ölçümü yapılmasının önemli olduğunu söyledi. </p><p>'Yaşam tarzı düzenlemeleri büyük önem taşıyor' </p><p>Osteoporozdan korunmada yaşam tarzı değişikliklerinin önemine değinen Doç. Dr. Reis, şu bilgileri paylaştı: </p><p>'Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli egzersiz ve güneş ışığından yeterince faydalanmak temel yaklaşımlar arasında yer alır. Sigara ve aşırı alkol kullanımından kaçınılması da kemik sağlığı açısından önemlidir.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Hormon tedavisi kişiye özel planlanmalı' </p><p>Menopoz döneminde uygulanan biyoeşdeğer hormon replasman tedavisine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Reis, 'Bu tedavi özellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri ve uyku problemleri gibi şikayetleri belirgin olan kadınlarda kullanılabilmektedir' dedi. Tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Reis, 'Meme kanseri öyküsü, tromboembolik hastalıklar, açıklanamayan vajinal kanama ve ileri karaciğer hastalıkları önemli engeller arasında yer almaktadır' açıklamasında bulundu. </p><p>'Beslenme ve egzersiz önerisi' </p><p>Menopoz döneminde beslenmenin önemli olduğunu anlatan Doç. Dr. Reis, 'Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinlerin tüketilmesi, işlenmiş gıdalardan kaçınılması ve yeterli protein alınması önemlidir' dedi. Doç. Dr. Reis, düzenli fiziksel aktivitenin hem sıcak basmalarını azaltabileceğini hem de kemik ve kalp sağlığını destekleyebileceğini belirterek, 'Yürüyüş, direnç egzersizleri ve düzenli hareketli yaşam menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir' diye konuştu. </p><p>'Düzenli hekim takibi ihmal edilmemeli' </p><p>Menopozun yalnızca biyolojik değil aynı zamanda sosyal ve psikolojik yönleri olan bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Reis, 'Düzenli hekim takibi, bireysel ihtiyaçlara göre planlanan yaklaşım ve sosyal destek menopoz döneminin daha sağlıklı geçirilmesine yardımcı olabilir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-menopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkun</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 17:02:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-menopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="90970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 'Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/bakan-memisoglu-hemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/bakan-memisoglu-hemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler günü münasebetiyle düzenlenen programda konuştu. Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, 'Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler günü münasebetiyle düzenlenen programda konuştu. Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, 'Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık' dedi. </p><p>12 Mayıs Ebe ve Hemşireler Günü sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen programla kutlandı. 'İlk Nefeste Siz, Her Umutta Siz' temasıyla düzenlenen programda Hizmet, Vefa ve Özel Ödül kategorilerinde Türkiye'nin farklı illerinden seçilen ebe ve hemşirelere ödülleri takdim edildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ödüle layık görülen Ebe ve Hemşireleri tebrik ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Programın açılış konuşmasını da Bakan Memişoğlu gerçekleştirdi. Ebe ve Hemşirelerin insan sağlığının korunması konusunda çok önemli bir görev üstlendiklerini ifade eden Memişoğlu, Ebe ve hemşirelerin, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlar olduğunu ifade etti. </p><p>'Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak, sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna da dokunmaktır' </p><p>'Batı toplumlarında hemşireliğin miladı olarak 1800'lerin gösterildiğini belirten Bakan Memişoğlu, 'Oysa bizim medeniyet köklerimizde bundan asırlar öncesine dayanır. Kayseri'de Gevher Nesibe Hatun adına kurulan darüşşifadan Edirne Şifahanesi'ne, ilimle tıbbı buluşturan aziz ecdadımızdan miras kalan güçlü bir gelenek vardır. Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak; sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna dokunmak, yüreğini ısıtmak, ona moral olmaktır. Modern hemşirelik tarihimizin temelinde de büyük bir fedakârlık yatar. Balkanlarda, Çanakkale'de, İstiklâl Harbi'nde yaralı askerlerimizin başucunda bekleyen hemşirelerimizi, Safiye Hüseyin Elbi'leri nasıl unutabiliriz?' ifadelerini kullandı. </p><p>'Gebe okullarımızda 1 milyon anne adayımıza destek olduk' </p><p>Ebe ve hemşirelerin, sağlık sistemi açısından daima büyük öneme sahip olduklarını ifade eden Memişoğlu sözlerine şu şekilde devam etti: </p><p>'Anadolu irfanında ebe; tecrübenin, bilgeliğin, güvenin ve rehberliğin sembolü olarak görülmüştür. Hemşirelik de özünde kardeşliği, yakınlığı ve samimiyeti taşımaktadır. Hastayı bir yakını, kardeşi gibi gören bu anlayış asırları aşan şifa kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Tarih boyunca hemşireliğin ve ebeliğin köklerinde bu içtenlik ve samimiyet var olmuştur. Ebe ve hemşireler, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlarımızdır. Gece gündüz demeden, hiç tanımadıkları insanlara şifa olmak için büyük özveriyle görev yapmaktadırlar. </p><p>Ebelerin mesleki mevzuatlarını güncelleyerek proaktif bir yaklaşımla sahanın merkezine konumlandırdık. Doğumhanelerde daha etkin hâle getirdik. Bugün yaklaşık 62 bin ebeyle çok güçlü bir hizmet ağına sahibiz. Gebe okullarımızda düzenlediğimiz eğitimlerle son bir yılda yaklaşık 1 milyon anne adayımıza destek olduk.' </p><p>'Hemşirelerimiz geliştirdiği 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır' </p><p>Hemşirelerin bakım hizmetleriyle birlikte yenilikçi fikir geliştiren, proje üreten, teknolojiyi sağlık hizmetine dönüştüren ve Üreten Sağlık vizyonuna yön veren önemli aktörler hâline geldiklerini söyleyen Memişoğlu, 'Sahadaki tecrübe ve birikimleriyle sağlık hizmetlerinde birçok pratik çözüm geliştiriyorlar. Geçtiğimiz yıl hemşirelerimiz tarafından geliştirilen 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır. </p><p>TÜSEB aracılığıyla düzenlenen Sağlıkta İnovatif Fikir Yarışması'na sağlık profesyonellerimizin Bin 500'ü aşkın projeyle katılması, 'Üreten Sağlık' vizyonumuzun sahada ne kadar güçlü karşılık bulduğunu göstermektedir. Bu yarışmada en fazla proje üreten sağlık profesyoneli ödülünü 77 projeyle bir hemşiremizin alması da bizleri ayrıca gururlandırmıştır' diye konuştu. </p><p>'Yeni bir fikrim var, bir projem var' diyen tüm hemşireleri, ebeleri ve sağlık çalışanlarını Üreten Sağlık Portalı'na kayıt olmaya davet eden Bakan Memişoğlu, yenilikçi fikirleri birlikte geliştirme çağrısında bulundu. </p><p>'Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum' </p><p>Türkiye'nin, tedavi hemşireliğinden acil bakım hemşireliğine, koruyucu hemşirelikten ameliyathane ve yoğun bakım hemşireliğine kadar hemşirelik alanında dünyada yeni ufuklar açabilecek altyapıya, insan gücüne sahip bir ülke olduğunu ifade eden Memişoğlu, 'Son bir yılda hemşirelik alanında 700'ü aşkın sertifikasyon eğitimi düzenledik. Sertifikasına uygun alanda çalışan ve iş yükü fazla olan hemşirelerimizi daha güçlü şekilde teşvik edecek, destekleyecek bir sisteme geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk hemşiresinin adanmışlık ruhuna millet olarak bizzat şahit olduk. Pandemide, kendi evladına, ailesine sarılamama pahasına, günlerce evine gitmeden hastalarının nefesi olanlar sizlerdiniz. 6 Şubat depremlerinde gecesini gündüzüne katan; enkaz altında hiç tanımadığı yaralılara koşan, deprem anında kendi canını düşünmeden kuvözlere ve hastalarımıza siper olan kahramanlarımızı aziz milletimiz asla unutmayacaktır. Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum' dedi. </p><p>'Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık' </p><p>Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, 'Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık. Sahada hep birlikte hizmet veriyoruz. Ebe ve hemşirelerimizin çalışma şartlarını iyileştirmek, mesleki değerlerini daha da yükseltmek için adımlar atmaya devam edeceğiz. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu anlamlı günde, kutsal göreviniz uğruna büyük fedakârlıklar gösteren ailelerinize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Sizler hastanelerde, sahada başkalarına şifa olurken; evde yolunuzu bekleyen evlatlarınıza, eşlerinize, anne ve babalarınıza şükranlarımı sunuyorum' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/bakan-memisoglu-hemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardik</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 16:42:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/bakan-memisoglu-hemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardik.jpg" type="image/jpeg" length="41092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: 'Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-gunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-gunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye'deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor. </p><p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, 'Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye'de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir' dedi. </p><p>'Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı' </p><p>Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, 'Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede 'atrofik gastrit' dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Van</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-gunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirin</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:14:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-gunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirin.jpg" type="image/jpeg" length="22665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Türkiye'deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini 'sıfır' olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini 'sıfır' olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı. </p><p>Güney Amerika açıklarındaki yolcu gemisinde görülen hantavirüs vakaları, pandemi ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, hantavirüsün bulaşının zor olduğuna dikkat çekerek yine de alınması gereken tedbirlere dair uyarılarda bulunuyor. Beykent Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Bülent Şahin de Türkiye'de ilk kez 2008-2009 yıllarında tespit edilen hantavirüse dair önemli bilgiler verdi. </p><p>'Türkiye'deki hantavirüs türü insandan insana bulaşmıyor' </p><p>Türkiye'deki hantavirüs türünün insandan insana bulaşmadığını, Amerika kıtasındakilerin ise yakın temas içerisinde yaşayan insanlar arasında bulaşabildiğini belirten Şahin, 'Hantavirüsün pandemi yapma ihtimali sıfır. İnsandan insana bulaştırması sadece Amerikan tipinde mümkün. O da çok zor şekilde olabiliyor. Avrupa, Asya ve Türkiye'de bulunan tipinde insandan insana bulaşması söz konusu değil. Bundan dolayı halkımız rahat olsun' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Hantavirüsten daha ağır seyrediyor' </p><p>Hantavirüsün hemorojik, yani kanamalı viral hastalıklar grubunda yer aldığını söyleyen Şahin, 'Ülkemizde en çok bu grupta tanınan hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıdır. KKKA virüsünün ve hantavirüsün insanlarda neden olduğu semptomlar birbirine benzer ama Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü çok daha şiddetli ve ağır seyreder, daha ölümcüldür' diye konuştu. </p><p>'Hantavirüs, KKKA ve influenzayı taklit edebiliyor' </p><p>Türkiye'deki hantavirüsün diğer hastalıkları taklit edebildiğini ve bu nedenle teşhisinin zorlaştığını belirten Dr. Bülent Şahin, 'Başta grip, influenza virüsü, belki koronayı, en önemlisi de KKKA hastalığını taklit edebiliyor. Hantavirüsünün bizim ülkemizde en belirgin belirtileri diğer enfeksiyon belirtileriyle aşağı yukarı aynıdır. Yüksek ateş, yaygın kırgınlık, vücut ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı, bazen kusma ve ishal görülebilir. İdrar yapamama veya az yapma da önemli bulgular. Bu bulgular neden önemli: Çünkü ülkemizdeki tipinde hastalığın ağır seyretmesinin nedeni böbrekte meydana getirdiği hasar ve böbrek yetmezliğiyle alakalıdır. Vücutta kanamalara da neden olabilmektedir. Hastalarımız doktorlara yaşadıkları yer ve bulaşla ilgili bilgi verdikleri gibi doktorların da bu konuda çok iyi sorgulama yapması ile erken teşhis konduğu takdirde tedavi kolaydı. Bu hastalıktan dolayı ülkemizde ölüm olma ihtimali yoktur' ifadelerini kullandı. </p><p>'Amerikan tipi hantavirüs solunum sistemine tutunuyor' </p><p>Amerikan tipi hantavirüsün ise daha çok solunum sistemine tutunduğunu, çok ağır akciğer enfeksiyonu ve ona bağlı kalp yetmezliğinden dolayı ölüme götürebildiğini belirten Şahin, şöyle konuştu: 'Hantavirüs kemirgenlerden, en fazla da farelerden geçmektedir. İlk başta orman farelerinden daha sonra şehre inen farelerden bulaşır. Farelerin dışkı ve idrarları en önemli bulaş nedenidir. Kişileri ısırmakla da bulaştırabilirler. Ambar gibi tozlu bölgelerde fare dışkı ve idrarları kuruyup havaya karışarak akciğerlerimize solunum vasıtasıyla ulaşabilir.' </p><p>Kurban Bayramı öncesi kene uyarısı </p><p>Kışın toprak altında yaşayan kenelerin, havaların ısınmasıyla birlikte yüzeye çıkması ve Kurban Bayramının yaklaşması nedeniyle özellikle KKKA konusunda uyarılarda bulunan Dr. Bülent Şahin, 'Keneler yüzeye çıktılar, Kurban Bayramı nedeniyle hayvan nakilleri var. Hayvanların üzerinde bulunan kenelerle KKKA virüsü bütün şehirlerimize yayılmakta. Bu yönde gerek Tarım Bakanlığımızın gerek Sağlık Bakanlığımızın gerekli önlemleri alacaklarını düşünüyorum. Özellikle hayvan nakilleri ve hayvanların kene yönünden ilaçlanmaları çok çok önemli' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:03:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="19659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan: 'Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine ilgi gösteriyor]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/saglik-sen-genel-baskani-dogan-dunyanin-bircok-ulkesi-turk-hemsiresinin-bilgi-birikimine-ilgi-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/saglik-sen-genel-baskani-dogan-dunyanin-bircok-ulkesi-turk-hemsiresinin-bilgi-birikimine-ilgi-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, 'Hemşireler Haftası' dolasıyla, 'Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, 'Hemşireler Haftası' dolasıyla, 'Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor' dedi. </p><p>Memur-Sen Konfederasyonu'na bağlı Sağlık-Sen tarafından, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında 'Hemşireler Konuşuyor' programı gerçekleştirildi. Memur-Sen Genel Merkezi Konferans Salonu'ndaki programda hemşirelerin sahadaki deneyimlerini doğrudan paylaşacağı, sorunlarını kendi pencerelerinden anlatacağı etkinlikler yer aldı. Tiyatro gösterimi, söyleşi, yarışmalar ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği programda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, tüm hemşire ve ebelerin 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü ile 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası'nı kutladı. </p><p>'Türk hemşiresi hayatın en kırılgan anlarını merhametle onarır' </p><p>Hemşirelerin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir görev üstlendiğini vurgulayan Doğan, 'Bir hastanenin yükünü en çok omuzlayan mesleklerin başında hemşirelik gelmektedir. Çünkü sağlık hizmeti fedakarlık, sabır ve süreklilik ister. Herkes evindeyken hemşire görev başındadır. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk bakımında ebe vardır. Bir yaşlının duasında yine hemşire vardır. Bir hastanın ne yiyip içtiğini takip eder, moralini yükseltir, korkusunu azaltır, umudunu ayakta tutar. İşte bunun adı sadece görev değil; vicdanla yapılan bir insanlık hizmetidir ve biz biliyoruz ki Türk hemşiresi; yalnızca sağlık hizmeti sunmaz. Türk hemşiresi; hayatın en kırılgan anlarını merhametle onarır. Acının içine umut taşır. Çaresizliğin ortasında güven verir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Herkes dinlenirken görev yapan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeği ayrıca değerlendirilmeli' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hemşire, ebe ve hekimlerin nöbet teşvik ödemelerinde yeniden düzenlemeye gidilmesi gerektiğini belirten Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan, şu ifadelere yer verdi: </p><p>'Hemşirelik büyük bir özveri mesleğidir. Ancak böylesine ağır sorumluluk taşıyan bir mesleğin çalışma hayatının da aynı hassasiyetle desteklenmesi gerekir. Özellikle gece nöbetleri. İnsan biyolojisinin en zorlandığı saatlerde, herkes dinlenirken görev yapan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü gece ile gündüz aynı değildir. Gece nöbetinin yükü de farklıdır, yorgunluğu da farklıdır. Bu nedenle gece çalışan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin ücretlerinde ve nöbet teşviklerinde güçlendirici düzenlemelerin önemli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde; hemşirelik mesleğini fiilen icra eden, doğrudan hastaya temas eden hemşirelerimizin emeğinin de kendi içinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü yoğun bakımda, acilde, ameliyathanede, serviste aktif görev yapan hemşiremiz ile daha farklı görev alanlarında çalışan personelin çalışma yükü aynı değildir. Bu mesele bir ayrıştırma meselesi değil; emeğin yükünü ve sorumluluğunu hakkaniyetle değerlendirme meselesidir.' </p><p>'Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor' </p><p>Hemşirelerin mesleki aidiyetini güçlendirecek, çalışmaların sağlık sistemine güç katacağını aktaran Doğan, 'Bir milletin en büyük gücü yetişmiş insan kaynağıdır. Bugün dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor. Bu durum bizler açısından hem önemli bir gurur kaynağı hem de hemşirelik mesleğinin geleceği adına üzerinde hassasiyetle düşünülmesi gereken bir konudur. Hemşirelerimizin mesleki aidiyetini güçlendirecek, çalışma hayatlarını daha da destekleyecek her adım sağlık sistemimize güç katacaktır. Bir çocuğun tebessümünde izi olan, bir annenin duasında adı geçen bir hastanın umuduna dönüşen bütün hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeklerini saygıyla selamlıyorum. İyi ki bu milletin vicdanı olmaya devam ediyorsunuz. İyi ki bu milletin şefkati olmaya devam ediyorsunuz, iyi ki varsınız. 12 Mayıs Hemşireler Günü'nüz kutlu olsun' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/saglik-sen-genel-baskani-dogan-dunyanin-bircok-ulkesi-turk-hemsiresinin-bilgi-birikimine-ilgi-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:35:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/saglik-sen-genel-baskani-dogan-dunyanin-bircok-ulkesi-turk-hemsiresinin-bilgi-birikimine-ilgi-gosteriyor.jpg" type="image/jpeg" length="27586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lilly Türkiye'nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/lilly-turkiyenin-olusturdugu-deneyim-alaninda-obezite-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/lilly-turkiyenin-olusturdugu-deneyim-alaninda-obezite-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezitenin, sanılanın aksine bireysel bir tercih değil, diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilen, biyolojik, psikolojik ve çevresel boyutları olan kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor. Lilly Türkiye, bu konuda farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirdiği 'Obezite: Görünmeyen Gerçekler' deneyim alanı ile obezitenin biyolojik ve toplumsal boyutları olan kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezitenin, sanılanın aksine bireysel bir tercih değil, diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilen, biyolojik, psikolojik ve çevresel boyutları olan kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor. Lilly Türkiye, bu konuda farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirdiği 'Obezite: Görünmeyen Gerçekler' deneyim alanı ile obezitenin biyolojik ve toplumsal boyutları olan kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. </p><p>Obezite; vücutta yağ dokusunun artışıyla ilişkili, kronik, tekrarlayıcı ve tedavi edilebilir bir hastalık olsa da bugün dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanı etkileyen bir salgın boyutuna ulaşmış durumda. Öyle ki obezite; diyabet, kalp hastalığı, inme ve bazı kanser türleri dahil olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor; bu hastalıklar yaşam kalitesini düşürüyor ve erken ölüm riskini artırıyor. Buna karşın toplumda bu hastalığın kişisel bir tercih olduğuna dair yanlış bir algı bulunuyor. </p><p>Lilly Türkiye de bu gerçekten yola çıkarak bu yıl İstanbul'da düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi'nin (ECO) ana sponsorlarından biri olarak konumlanmanın yanı sıra bu uluslararası kongre ile eş zamanlı olarak obezite hastalığına yönelik toplumsal algıyı kökten değiştirecek, anlamlı bir deneyim alanı hazırladı. 11-15 Mayıs tarihleri arasında Beyoğlu'nun hafızasında yer etmiş Hope Alkazar'da ziyaretçilere açık olacak 'Obezite: Görünmeyen Gerçekler' deneyim alanı ile ziyaretçileri obezite hastalığına ilişkin bilime dayalı gerçekleri keşfetmeye ve günlük yargıların ötesine geçmeye davet ediyor. Toplumda obeziteyi yalnızca beden ölçüsü, bireysel tercih ya da irade ile açıklayan dar bakış açısını aşmayı amaçlayan bu deneyim; obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bilimsel verileri, gerçek yaşam hikâyeleriyle birlikte etkileyici bir sahne kurgusunda buluşturuyor. Deneyim alanının son durağında ise ziyaretçiler, Albert Health'in dijital sağlık platformu üzerinden beden farkındalıklarını etkileşimli olarak değerlendirme fırsatı bulurken, kişiselleşmiş bir dijital sağlıklı yaşam yolculuğuna da adım atma imkânı yakalıyor. </p><p>Deneyim alanının açılış töreninde, Gazeteci Cansu Canan Özgen moderasyonunda bir panel de düzenlendi. Panelde Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş ve Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır obeziteyle mücadele konusunda önemli bilgiler paylaştı. </p><p>'Obezite hastalığının tedavisinde sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekli' </p><p>Panelde obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Feray Akbaş, IPSOS tarafından yapılan 'Obezite Algısı Araştırması'na göre obeziteye yönelik dikkat çekici bir içsel çatışma yaşandığını söyledi. Akbaş, 'Araştırmanın Türkiye verileri, farkındalık ve eylem arasında fark olduğunu gösteriyor. Obeziteli kişilerin yüzde 80'lik çok büyük bir kısmı kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını belirtirken, sadece yüzde 35'i son bir yıl içinde bir doktora danışmış. Buradaki temel engel bilgi eksikliği değil, algı. Türkiye'de obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 45'i 'Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim' diyor. Bu oran birçok ülkeye kıyasla önemli ölçüde yüksek, ancak çalışmalar bu şekilde başarılı bir kilo yönetiminin çok zor olduğunu gösteriyor. Tam da bu aşamada sağlık profesyonellerinin rolü belirleyici hale geliyor. Bireysel çabalar önemli olsa da sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekliliğini koruyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Obezite, hem hasta için hem de ülke ekonomisi için büyük yük' </p><p>Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ise obezitenin ekonomik yüküne dikkat çektiği konuşmasında, 'Obezite hastalığı, her ne kadar bireysel bir sorun olarak görülse de toplumun genelini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi olduğu göz ardı edilmemeli. Ne yazık ki, obezite hastalığına yönelik toplumsal önyargılar, hastaların ihtiyaç duydukları tedaviye erişmelerinin önündeki temel engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu önyargılar ve bilgi eksikliği giderilmediği sürece, hastalığın beraberinde getirdiği devasa ekonomik yükle yüzleşmeye devam edeceğiz. Öyle ki tüm dünya genelinde obezitenin ekonomik yükünün 2035'te 4,32 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye'ye baktığımızda 2019 yılında aşırı kilo ve obezitenin ekonomik yükünün yaklaşık 14,64 milyar dolar olduğu biliniyor. 2060 yılında ise ekonomik yükünün 132,5 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor ki bu da Gayrisafi Millî Hasıla'nın yüzde 3,2'sine karşılık geliyor. Hem birey hem de toplum açısından bu denli büyük bir yük oluşturan obezitenin yönetimi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, obezite hastalığının yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal ve davranışsal boyutlarını da anlamaya yönelik olarak, Lilly Türkiye ile birlikte kapsamlı bir araştırma süreci başlattık. Bu yıl kamuoyuyla paylaşmayı planladığımız bu çalışma ile obeziteyle yaşayan bireylerin gündelik gerçek yaşam deneyimlerinden yardım arama davranışlarına, toplumsal algıdan tedaviye erişim süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir çerçevede derin görüşmeler yaparak, toplumsal algı ve yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi daha bütüncül bir şekilde ortaya koymayı hedefliyoruz. Obezite hastalığına ilişkin yanlış algıların aşılmasının hem bireysel sağlık sonuçları hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna inanıyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>'Obezite hastalığını doğru anlamak isteyen herkesi deneyim alanımıza bekliyoruz' </p><p>Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson da 150 yıllık tarihlerinde bilimi iyileşmeye dönüştürerek dünyanın dört bir yanındaki insanların yaşamlarını iyileştirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: 'Lilly'de, 'sağlık her şeyden önemlidir' söylemi sadece bir söz değil, yaptığımız işin temelini oluşturuyor. Bilimde, üretimde, asla ödün vermediğimiz kalite standartlarında ve ihtiyacı olan her hastaya ulaşma kararlılığımızda bunu açıkça gösteriyoruz. Bu nedenle obezite ile yaşayan kişilerin de kanıta dayalı kilo yönetimi tedavisi uygulamak için erken teşhis, tarama ve etkili müdahaleyi hak ettiklerine inanıyoruz. Obezite profesyonel tıbbi danışmanlık ile diğer kronik hastalıklar gibi ele alınmalı. Son derece ciddi bir hastalığa sahip olan bu kişilerin maruz kaldığı damgalanma gibi engeller, sağlık hizmetlerine erişimlerini de olumsuz etkiliyor. Biz de sadece ilaç üretmekle yetinmiyor, sağlığa erişimdeki engelleri aşmaya çalışıyor, obezite gibi hastalıklara yönelik önyargılarla da aktif şekilde mücadele ediyoruz. Şirket olarak bu hastalığı doğru bir şekilde anlamak ve empati göstererek çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi 'Obezite: Görünmeyen Gerçekler' deneyim alanına davet ediyoruz.' </p><p>Bu yıl 12- 15 Mayıs tarihlerinde Türkiye'de düzenlenen ve obeziteye ilişkin en önemli bilimsel faaliyetlerden olan Avrupa Obezite Kongresi'ne sponsor olarak katılmaktan duydukları memnuniyeti de dile getiren Dawson, sözlerine şöyle devam etti: 'Obezite hastalığı, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de halk sağlığını önemli ölçüde tehdit eden ve sıklığı giderek artan bir sorundur. Araştırmalar ülkemizde obezitenin görülme sıklığının yetişkinlerde yüzde 36 olduğunu ve Avrupa kıtasındaki en kilolu ülke konumuna geldiğimizi gösteriyor. Bu nedenle kongrenin bu yıl ülkemizde yapılması daha da büyük anlam taşıyor. Bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyi Türkiye'den ve yurt dışından farklı paydaşlarla konuşup, birlikte çözüm geliştirebileceğimize inancımız çok büyük.' </p><p>Şirket, obezite hastalığı ile mücadelede yalnızca bilimsel gelişmeleri desteklemekle kalmayıp, toplumsal algının dönüşümüne katkı sunmayı da sorumluluğu olarak görüyor. 'Obezite: Görünmeyen Gerçekler' deneyim alanı ise bu yaklaşımın, empati ve bilime dayalı farkındalıkla hayata geçirilmiş somut bir yansıması olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Şirket, obezite hastalığını doğru bir şekilde anlamak, önyargıların ötesine geçmek ve çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi bu deneyimi yaşamaya davet ediyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/lilly-turkiyenin-olusturdugu-deneyim-alaninda-obezite-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:34:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/lilly-turkiyenin-olusturdugu-deneyim-alaninda-obezite-masaya-yatirildi.jpg" type="image/jpeg" length="51962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KBB Uzmanı Özbay: 'Polen alerjisi olan vatandaşlar, planlarını öğleden sonra veya akşamüstü için planlamalıdır']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/kbb-uzmani-ozbay-polen-alerjisi-olan-vatandaslar-planlarini-ogleden-sonra-veya-aksamustu-icin-planlamalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/kbb-uzmani-ozbay-polen-alerjisi-olan-vatandaslar-planlarini-ogleden-sonra-veya-aksamustu-icin-planlamalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, 'Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, 'Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır' dedi. </p><p>Elazığ Medilines Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, havaların ısınmasıyla birlikte artan bahar alerjisi hakkında açıklamalarda bulunarak, polen rahatsızlığı olan hastaların, yeşil alanlarda uzak durması eve geldiklerinde de polenlerde arınmak için duş almaları gerektiğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bahar alerjisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, 'Bahar alerjisi tıbbi adıyla mevsimsel alerjik linit, bahar aylarında artan polenler vücudun bağışıklık sisteminin bu polenlere gösterdiği aşırı ve abartılı reaksiyonlar sonucu oluşan bir hastalıktır. En sık belirtileri, şiddetli burun tıkanıklığı, burun akıntısı, nöbetler şeklinde gelen hapşırıklar, göz ve kulak kaşıntıları akciğerlerde de tutmuşsa, kuru öksürük ve solunum yetmezliği gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bunun tedavisinde alerji ilaçları, burun damlaları, kulak damlaları ve göz damlaları gibi ilaçlar veriyoruz. Ayrıca polenlere karşı, olan hassasiyeti azaltıcı aşı tedavileri de uygulamalar arasındadır. Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır. Araç parkı veya yürüyüş alanları ve yeşillik alanlarda uzak alanlar seçilmelidir. Eve gelince polenlerden arınma amacıyla duş alınmalıdır. Yine, dışarıda özellikle gözlük ve maske kullanımı da polen temasını azaltılacaktır. Çalışılan ortamlarda ve araçlarda polen filtresi kullanılması da faydalı olacaktır. Ayrıca çamaşırlar evde kurutulmalıdır. Ev havalandırılması daha çok akşam saatlerine ertelenmelidir. Bunların yanında bitkisel çaylar kullanılabilir. Sıvı alınımı bol olmalıdır. Bağışıklığı güçlendirmek amacıyla da C vitamininin yanında sebze ve meyve tüketmek faydalı olur' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Elazığ</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/kbb-uzmani-ozbay-polen-alerjisi-olan-vatandaslar-planlarini-ogleden-sonra-veya-aksamustu-icin-planlamalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/05/agency/iha/kbb-uzmani-ozbay-polen-alerjisi-olan-vatandaslar-planlarini-ogleden-sonra-veya-aksamustu-icin-planlamalidir.jpg" type="image/jpeg" length="78077"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
