<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yozgat Haber - Son Dakika Yozgat Haberleri</title>
    <link>https://www.yozgatmedya.com.tr</link>
    <description>Yozgat'ın güvenilir haber kaynağı. Son dakika Yozgat haberleri, siyaset, ekonomi, spor ve yaşam gelişmeleri burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Tüm Hakları Saklıdır. Yozgat Medya Grubu - Copyright © 2026</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 20:25:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[MUSKİ Bodrum'a yüzde 25 ilave su sağladı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/muski-bodruma-yuzde-25-ilave-su-sagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/muski-bodruma-yuzde-25-ilave-su-sagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum'un su sorunlarını ortadan kaldırmak için yürüttüğü çalışmalarına bir yenisini ekledi. Ekipler, Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisi'nde yaptığı revizyonla Bodrum'a ilave olarak yüzde 25 su kazandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum'un su sorunlarını ortadan kaldırmak için yürüttüğü çalışmalarına bir yenisini ekledi. Ekipler, Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisi'nde yaptığı revizyonla Bodrum'a ilave olarak yüzde 25 su kazandırdı. </p><p>Bodrum'da uzun yıllardır devam eden su sorunlarının giderilmesine yönelik çalışmalarına bu dönem hız veren Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması, ana isale hatlarının yenilemesi, denizden su arıtma gibi dev projelerin yanı sıra şimdi de ilave su çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda özellikle içme suyu arıtma tesislerinde yapılan iyileştirmeler Bodrum'a verilen suyun artmasında önemli rol oynuyor. Yarımada'ya su sağlayan önemli tesislerden biri olan Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisinde yürütülen verimlilik çalışmalarıyla tesis içi su kaybını yüzde 20'den yüzde 2,29'a düşürdü. İki aşamalı çalışmalar kapsamında günlük 21 bin 600 metreküp su yeniden sisteme kazandırılarak yaklaşık 110 bin ila 145 bin kişinin içme ve kullanma suyu ihtiyacına karşılık gelen bir katkı sağlandı. Bu şekilde Bodrum'a verilen su miktarı yüzde 25 arttı. </p><p>Milyonlarca metreküp su sisteme kazandırıldı </p><p>MUSKİ Genel Müdürlüğü, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın Bodrum'un su sorunlarını çözmek için gösterdiği iradeye yönelik projelerini sürdürüyor. Ekipler Bodrum'a içme suyu sağlayan Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisinde 2025 yılında başlattığı verimlilik çalışmalarının ikinci aşamasını 2026 yılında sürdürdü. Çalışmalar kapsamında çamur ve geri yıkama suları yeniden sisteme kazandırıldı, hatlarda bakım-onarım yapıldı ve ölçüm sistemleri iyileştirildi. 2026 yılında yürütülen ikinci aşama çalışmalarıyla birlikte kayıp oranı yüzde 2,29 seviyesine kadar geriledi. Tesiste sağlanan verimlilik artışıyla birlikte Bodrum içme suyu sistemine günlük 21 bin 600 metreküp ilave su kazandırıldı. Bu miktarla, yaklaşık 110 bin ila 145 bin kişinin günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacı karşılanabiliyor. </p><p>Yaz dönemindeki su ihtiyacına katkı sağlandı </p><p>Özellikle yaz sezonunda artan su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayan çalışmalar sayesinde arıtılan suyun daha büyük bölümü doğrudan şebekeye aktarılırken, mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla sisteme yüzde 25 oranında ilave su kazandırıldı. Böylece yaz aylarında yükselen nüfus ve su talebine karşı Bodrum'un içme suyu arzına önemli ölçüde destek sunuldu. </p><p>Arıtma Tesisleri Daire Başkanı Sait Güller, 'Saniyede 250 litre suyu yeniden sisteme kazandırdık' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisi'nin Bodrum'un içme suyunun önemli bölümünü karşıladığını belirten Arıtma Tesisleri Daire Başkanı Sait Güller, '2025 yılında tesisimizde çamur durultucu ve çamurun anlaşma kısımlarıyla ilgili ünitelerin revizyonunu gerçekleştirdik. Bu kısımlarda dekantörü ve çamur yoğunlaştırmanın mekanik ve elektriksel kısımlarının inşasının tamamını bitirdik. Bu 25 yıl içinde yaptığımız çalışmayla 50 litre saniye gibi bir katkımız oldu. Burada, Güvercinlik Tesiste esas amacımız, proses içinde tüm kaybettiğimiz suyu tamamını geri kazanmak ve sisteme su olarak katkı sağlamaktı. 2026 yılında durultucular ve filtrelerin hem betonarme kısımlarında hem mekanik kısımlarının tamamında izolasyonları, mekanik kısımlarda revizyonları ve tadilatların hepsini sezonun ortasına doğru bitirmiş bulunduk. Bu çalışma sonunda 2026 yılında totalde 200-250 litre saniye bir su kazanımımız oldu. Bu üretimimizin yüzde 25'ine tekabül ediyor' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Muğla</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/muski-bodruma-yuzde-25-ilave-su-sagladi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 17:26:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/muski-bodruma-yuzde-25-ilave-su-sagladi.jpg" type="image/jpeg" length="29076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siirt'te total diz protezi revizyonu ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/siirtte-total-diz-protezi-revizyonu-ameliyati-basariyla-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/siirtte-total-diz-protezi-revizyonu-ameliyati-basariyla-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, daha önce uygulanan diz protezinde gevşeme gelişen hastaya total diz protezi revizyonu ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, daha önce uygulanan diz protezinde gevşeme gelişen hastaya total diz protezi revizyonu ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sol dizinde daha önce protez ameliyatı geçiren F. T., zamanla gelişen ağrı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'ne başvurdu. Yapılan muayene ve radyolojik incelemelerde, mevcut diz protezinin bileşenlerinde enfeksiyona bağlı olmayan gevşeme tespit edildi. </p><p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Enes Erdi Kapukaya tarafından gerçekleştirilen operasyonda, gevşeyen protezin tüm bileşenleri çıkarılarak revizyon diz protezi uygulandı. İleri rekonstrüktif cerrahi tekniklerin kullanıldığı ameliyat başarıyla tamamlanırken, hastanın genel durumunun iyi olduğu ve rehabilitasyon sürecinin devam ettiği bildirildi. </p><p>Op. Dr. Kapukaya, revizyon diz protezi ameliyatlarının ilk kez uygulanan diz protezi ameliyatlarına göre teknik açıdan daha karmaşık olduğunu belirterek, hastanın protezinde enfeksiyona bağlı olmayan gevşeme tespit edildiğini söyledi. </p><p>Gerekli hazırlıkların ardından gevşeyen protezin tüm parçalarını çıkararak diz protezini tamamen yenilediklerini ifade eden Kapukaya, bu tür ileri düzey ameliyatların daha önce Siirt'te gerçekleştirilemediğini ve hastaların büyük şehirlerdeki merkezlere sevk edilmek zorunda kaldığını kaydetti. </p><p>Ameliyat sonrası kendisini iyi hissettiğini belirten hasta F. T. ise ağrılarının büyük ölçüde azaldığını ve hareket edebildiğini ifade ederek, tedavi sürecinde emeği geçen hastane yönetimi, doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Siirt</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/siirtte-total-diz-protezi-revizyonu-ameliyati-basariyla-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 17:15:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/siirtte-total-diz-protezi-revizyonu-ameliyati-basariyla-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="49249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mahalleden Kliniğe Gülüş Yolculuğu' projesi için üçlü iş birliği]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/mahalleden-klinige-gulus-yolculugu-projesi-icin-uclu-is-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/mahalleden-klinige-gulus-yolculugu-projesi-icin-uclu-is-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), Menteşe Belediyesi ve Muğla Diş Hekimleri Odası ile çocukların ağız ve diş sağlığını desteklemek amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. 'Mahalleden Kliniğe Gülüş Yolculuğu' adı verilen proje ile Menteşe'nin kırsal ve dezavantajlı mahallelerinde yaşayan çocukların ağız ve diş sağlığının korunması, geliştirilmesi ve bu alandaki farkındalıklarının artırılması sağlanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), Menteşe Belediyesi ve Muğla Diş Hekimleri Odası ile çocukların ağız ve diş sağlığını desteklemek amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. 'Mahalleden Kliniğe Gülüş Yolculuğu' adı verilen proje ile Menteşe'nin kırsal ve dezavantajlı mahallelerinde yaşayan çocukların ağız ve diş sağlığının korunması, geliştirilmesi ve bu alandaki farkındalıklarının artırılması sağlanacak. </p><p>Protokol, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ve Muğla Diş Hekimleri Odası Başkanı Zekeriya Doruk Alp tarafından imzalandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Saha Çalışmaları Yapılacak </p><p>Proje kapsamında çocuklara yönelik koruyucu ağız ve diş sağlığı uygulamaları, eğitimler ve farkındalık çalışmaları doğrudan mahallelerde gerçekleştirilecek. Saha çalışmalarıyla çocukların ağız ve diş sağlığı ihtiyaçları tek tek belirlenirken, ileri tetkik veya tedavi ihtiyacı tespit edilen çocukların gerekli sağlık hizmetlerine erişimleri için de süreç yakından takip edilecek. </p><p>Ağız ve diş sağlığı eğitimlerinin yanı sıra çeşitli farkındalık etkinlikleri de gerçekleştirilecek. Çocukların ihtiyaç halinde gerekli sağlık hizmetlerine ulaştırılması ve tedavi süreçlerinin ilgili sağlık kuruluşlarıyla koordinasyon içerisinde yürütülmesi sağlanacak. </p><p>Çocukların Sağlıklı Gülüşü İçin 3 Kurum El Ele </p><p>Üç kurumun bilgi, deneyim ve imkânlarını bir araya getireceği proje ile çocukların erken yaşta doğru ağız ve diş sağlığı alışkanlıkları kazanmaları, düzenli ağız bakımının önemini öğrenmeleri ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişimlerinin desteklenmesi amaçlanacak. </p><p>Ağız ve diş sağlığı konusunda çocuklara yönelik farkındalığın artırılmasının yanı sıra, ailelerin ve toplumun bu konudaki bilinç düzeyinin güçlendirilmesine de katkı sunması hedeflenen proje, sağlık hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğini destekleyen önemli bir sosyal sorumluluk çalışması olarak hayata geçirilecek. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Muğla</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/mahalleden-klinige-gulus-yolculugu-projesi-icin-uclu-is-birligi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 17:06:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/mahalleden-klinige-gulus-yolculugu-projesi-icin-uclu-is-birligi.jpg" type="image/jpeg" length="62715"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından sosyal medya diyetleri uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-diyetleri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-diyetleri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyen Hale Aslantaş, sosyal medyada yer alan popüler diyet akımlarının bilimsel temellerden uzak, ticari ve pazarlama odaklı süreçler olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyen Hale Aslantaş, sosyal medyada yer alan popüler diyet akımlarının bilimsel temellerden uzak, ticari ve pazarlama odaklı süreçler olduğunu söyledi. </p><p>Sosyal medyada hızla yayılan popüler diyet akımlarının sağlık devrimi mi yoksa pazarlama stratejisi mi olduğu tartışılırken, uzmanlardan konuyla ilgili kritik bir uyarı geldi. MCBÜ'de görevli Diyetisyen Aslantaş, sabah uyanır uyanmaz telefon ekranlarında karşılaşılan diyet ve kilo verme anlatımlarına dikkat çekerek, 'Karşımıza çıkan videolardan birisinde '10 günde 5 kilo verdiren gizli diyet: Kereviz sapı ve kolajen kürü' Birkaç saniye sonra, filtresiz bile pürüzsüz görünyen karın kaslarıyla bir influencer elindeki renkli detoks çayını yudumluyor ve 'Bu ürünü kullanmıyorsanız kendinize haksızlık ediyorsunuz' diye vicdan azabı aşılıyor. Hemen arkasından bir başkası 'Ekmeği kestim, 20 kilo verdim' diyor; diğeri 'Meyve zehirdir, şekerdir, ağzınıza sürmeyin' diye ahkam kesiyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Sosyal medyanın son yıllarda devasa bir 'sağlık ve diyet' pazarına dönüştüğünü belirten Aslantaş, 'Peki, her köşe başında önümüze düşen bu popüler diyetler, o kürler gerçekten bilimin onayladığı birer sağlık reçetesi mi, yoksa milyarlarca dolarlık bir pazarlama çarkının kusursuz dişlileri mi? Gelin, bir diyetisyen gözüyle şu madalyonun arkasına, o parıltılı ekranların ardındaki gerçeklere beraber bakalım' dedi. </p><p>Sosyal medya diyetlerinin arkasında hızlı ve zahmetsiz sonuç alma arzusu bulunduğunu kaydeden Aslantaş, 'İnsan beyni yapısı gereği hızlı, kolay ve kesin cevapları, kestirme yolları seviyor' diye konuştu. </p><p>Gerçek bir beslenme programının sabır, denge ve sürdürülebilirlik istediğini, ancak bu söylemin sosyal medyada yeterince beğeni almadığını ifade eden Aslantaş, 'Algoritma ne yapıyor? Şok edici başlıkları, dramatik 'öncesi-sonrası' değişim fotoğraflarını ve tek bir besini (yulafı, avokadoyu ya da kemik suyunu) olağanüstü gibi gösteren videoları hızla yukarı taşıyor' dedi. </p><p>Sosyal medyadaki en büyük tehlikenin unvan erozyonu olduğunu vurgulayan Aslantaş, 'Profiline 'Sağlık Koçu', 'Beslenme Danışmanı', 'Fit Yaşam Mentörü' yazan binlerce kişi, arkasında hiçbir akademik altyapı, hiçbir üniversite diploması olmadan milyonlarca insana beslenme tavsiyeleri veriyor, listeler havada uçuşuyor. Bu kişilerin ortak bir noktası var. Kendi kişisel deneyimlerini genel geçer bir bilimsel kural gibi pazarlamak' ifadelerini kullandı. </p><p>'Bana iyi gelen, herkese iyi gelir' yanılgısına dikkat çeken Aslantaş, klinik beslenmenin kişiye özel planlanması gereken tıbbi bir süreç olduğunu, aksi takdirde safra kesesi taşları, karaciğer yağlanması veya ciddi hormonal bozukluklara yol açabileceğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yumurta, kahve ve yağlar üzerinden geçmişteki akımların bugün değiştiğini hatırlatan Aslantaş, son dönemin popüler zayıflama iğneleri hakkında ise, 'İlaç, beslenmenin yerine geçen sihirli bir değnek değildir' değerlendirmesinde bulundu. </p><p>Sağlıklı yaşamın taze sebze, baklagil, kaliteli protein, tam tahıllar, kaliteli bir uyku ve düzenli hareketle mümkün olduğunu belirten Aslantaş, 'Unutmayın, moda diyetler size geçici olarak sadece kilo verdirir, ancak bilimsel ve doğru beslenme alışkanlıkları size bir hayat kazandırır' diyerek sözlerini tamamladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Manisa</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-diyetleri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 15:07:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/uzmanindan-sosyal-medya-diyetleri-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="35092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 60 yataklı 3. basamak yoğun bakım ünitesi hizmete açıldı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/diyarbakir-gazi-yasargil-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-60-yatakli-3-basamak-yogun-bakim-unitesi-hizmete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/diyarbakir-gazi-yasargil-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-60-yatakli-3-basamak-yogun-bakim-unitesi-hizmete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapımı tamamlanan 60 yataklı 3. basamak erişkin yoğun bakım ünitesi hizmete açıldı. İlk aşamada 10 yataklı bölüm hasta kabulüne başlarken, ünitenin kalan yatakları da planlanan süreç doğrultusunda kademeli olarak hizmete alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapımı tamamlanan 60 yataklı 3. basamak erişkin yoğun bakım ünitesi hizmete açıldı. İlk aşamada 10 yataklı bölüm hasta kabulüne başlarken, ünitenin kalan yatakları da planlanan süreç doğrultusunda kademeli olarak hizmete alınacak. </p><p>Yeni yoğun bakım ünitesinin hizmete açılmasıyla birlikte Diyarbakır'daki 3. basamak erişkin yoğun bakım yatak kapasitesinin önemli ölçüde artırıldı. İl genelinde kamuda daha önce 98 olan 3. basamak erişkin yoğun bakım yatak sayısı, 60 yeni yatağın eklenmesiyle 158'e yükseltildi. Yaklaşık yüzde 60 oranında gerçekleştirilen kapasite artışıyla birlikte, kritik durumdaki hastalara sunulan ileri düzey yoğun bakım hizmetleri daha güçlü bir altyapıyla desteklenmiş oldu. </p><p>Modern altyapısı ve ileri teknoloji tıbbi cihazlarla donatılan 3. basamak yoğun bakım ünitesi, hayati tehlikesi bulunan ve ileri düzey takip ile tedavi gerektiren hastalara hizmet verecek. Son teknoloji monitörizasyon sistemleri, mekanik ventilatörler ve yoğun bakım ekipmanlarıyla donatılan ünitede, kritik durumdaki hastaların tedavi süreçleri yüksek standartlarda yürütülecek. </p><p>Sağlık sisteminde en üst düzey yoğun bakım hizmetlerinden biri olarak kabul edilen 3. basamak yoğun bakım üniteleri; çoklu organ yetmezliği, ağır travma, ileri solunum yetmezliği, sepsis ve kapsamlı yoğun bakım desteği gerektiren hastaların tedavisinin gerçekleştirildiği merkezler arasında yer alıyor. Uzman hekimler, hemşireler ve sağlık profesyonellerinden oluşan ekipler tarafından 24 saat kesintisiz hizmet sunulan ünitede ileri yaşam desteği uygulamaları gerçekleştirilecek. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, 'Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanemizde yapımı tamamlanan 60 yataklı 3. basamak yoğun bakım ünitesinin ilk etabını hizmete açmış bulunuyoruz. İlk aşamada 10 yatak aktif olarak hizmet vermeye başladı, kalan kısımlarda kademeli bir şekilde hizmete alınacak. Yoğun bakım kapasitemize önemli katkı sağlayacak olan bu yatırım, modern altyapısı ve ileri teknoloji donanımıyla vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artıracaktır. Diyarbakır, yalnızca ilimize değil çevre illere de ileri düzey sağlık hizmeti sunan önemli bir sağlık merkezidir. Hizmete açılan bu yeni yoğun bakım ünitesiyle birlikte hem ilimizdeki kritik hasta bakım kapasitesi güçlenmiş olacak hem de bölgemizin nitelikli sağlık hizmeti sunumuna önemli katkı sağlanacaktır. Sağlık altyapımızı güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı vatandaşlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Diyarbakır</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/diyarbakir-gazi-yasargil-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-60-yatakli-3-basamak-yogun-bakim-unitesi-hizmete-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 14:42:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/diyarbakir-gazi-yasargil-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-60-yatakli-3-basamak-yogun-bakim-unitesi-hizmete-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="94075"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin'de özel çocuklar için irtibat bürosu açıldı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/mersinde-ozel-cocuklar-icin-irtibat-burosu-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/mersinde-ozel-cocuklar-icin-irtibat-burosu-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, özel çocukların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve ailelere rehberlik etmek amacıyla 'Özel Gereksinimli Çocuklar İrtibat Bürosu' hizmete açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, özel çocukların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve ailelere rehberlik etmek amacıyla 'Özel Gereksinimli Çocuklar İrtibat Bürosu' hizmete açıldı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinin giriş katında hizmet vermeye başlayan 'Özel Çocuklar İrtibat Bürosu' ile özel çocukların ve ailelerinin sağlık hizmetlerinden daha hızlı, güvenli, erişilebilir ve koordineli şekilde yararlanması hedefleniyor. Büro aracılığıyla çocuklar, sağlık ihtiyaçları doğrultusunda ilgili poliklinik ve sağlık birimlerine yönlendirilirken, ailelere de randevu, danışmanlık ve hastane içerisindeki sağlık hizmetlerine erişim süreçlerinde rehberlik desteği sunuluyor. </p><p>Uygulamayla ailelerin farklı birimler arasında yönlendirilmesinden kaynaklanabilecek zaman kaybının azaltılması ve ihtiyaç duyulan sağlık hizmetlerine tek noktadan koordinasyon sağlanması amaçlanıyor. </p><p>'Ailelerimiz tek bir noktadan destek alabilecek' </p><p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı, özel çocukların sağlık hizmetlerine eşit, etkin ve erişilebilir şekilde ulaşmasının önemine dikkat çekerek, 'Özel çocuklarımız ve aileleri için hastane sürecini daha anlaşılır, daha erişilebilir ve daha güvenli hale getirmek istiyoruz. Bu irtibat bürosu ile ailelerimiz tek bir noktadan destek alabilecek ve ihtiyaç duydukları birimlere hızlı bir şekilde yönlendirilecek. Amacımız, çocuklarımızın sağlık yolculuğunda yanlarında olmak ve ailelerimizin bu süreçte ihtiyaç duyduğu desteği en etkin şekilde sunmaktır' dedi. </p><p>Özel Gereksinimli Çocuklar İrtibat Bürosu ile çocukların sağlık hizmetlerine erişim süreçlerinin kolaylaştırılmasının yanı sıra, ailelerin hastane içerisindeki işlemlerinde ihtiyaç duydukları bilgi ve yönlendirmeye daha hızlı ulaşmalarına katkı sağlanması hedefleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Mersin</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/mersinde-ozel-cocuklar-icin-irtibat-burosu-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 13:42:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/mersinde-ozel-cocuklar-icin-irtibat-burosu-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="92887"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yatağan Şeref Mahallesi'ndeki eski hatlar değiştiriliyor]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/yatagan-seref-mahallesindeki-eski-hatlar-degistiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/yatagan-seref-mahallesindeki-eski-hatlar-degistiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Yatağan Şeref Mahallesi'nde kullanım ömrünü tamamlaması nedeniyle sık sık arızalara neden olan 2 bin 500 metrelik içme suyu hattını yenileme çalışmalarına başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü yol yapım çalışmalarıyla koordineli şekilde sürdürülen çalışmanın Bin 800 metrelik bölümü tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Yatağan Şeref Mahallesi'nde kullanım ömrünü tamamlaması nedeniyle sık sık arızalara neden olan 2 bin 500 metrelik içme suyu hattını yenileme çalışmalarına başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü yol yapım çalışmalarıyla koordineli şekilde sürdürülen çalışmanın Bin 800 metrelik bölümü tamamlandı. </p><p>Kesintisiz içme suyu sağlanacak </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bölgedeki mevcut 2 bin 500 metrelik içme suyu hattının ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle sık sık yaşanan arızaların önüne geçmek amacıyla MUSKİ ekipleri, hattı daha büyük çaplı yeni hatlarla yeniliyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile koordineli yürütülen çalışmalarda çevresel mağduriyet ve kamusal zarar oluşmaması için eş zamanlı çalışma gerçekleştiriliyor. Şu ana kadar 1.800 metrelik bölüm tamamlanırken, çalışmaların kısa sürede tamamlanmasıyla birlikte bölgede daha sürdürülebilir ve kesintisiz bir içme suyu altyapısı sağlanacak. </p><p>Şeref Mahallesi Muhtarı Hakan Kibar yaklaşık 2 bin 500 metrelik içme suyu hattında sık sık arıza yaşandığını belirterek, yenileme çalışmasının tamamlanmasıyla mahalledeki su kesintilerinin sona ereceğini söyledi. Kibar, 'Şeref Mahallesi kediler, sokağa giden bir içme suyu şebekesi hattımız vardı. Sık sık arızalar yapıyordu. Haftalarca şebekeye su veremiyorduk. Şu anda onun yenilemesi yapılıyor. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras ve emeği geçen tüm personellerine çok teşekkür ederiz' dedi. </p><p>MUSKİ Yatağan-Kavaklıdere Bölge İşletme Şefi İmkan Gavcar, 'Yatağan ilçesi Şeref Mahallesi'nde bulunan Büyükşehirimizin yol yapım çalışması kapsamında biz de Muğla Büyükşehir Belediyesi'yle koordineli bir şekilde içme suyu şebeke hattının revize işlemine başlamış bulunmaktayız. Bu iş kapsamında yaklaşık 2 bin 500 metre şebeke hattı, revize işlemi yapılacaktır. Mevcut şebeke hattımızın ebatlarını da büyüterek vatandaşa daha sağlıklı, kesintisiz su hizmeti vereceğiz. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Muğla</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/yatagan-seref-mahallesindeki-eski-hatlar-degistiriliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 13:21:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/yatagan-seref-mahallesindeki-eski-hatlar-degistiriliyor.jpg" type="image/jpeg" length="89802"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havaleye dikkat: 'Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemli']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat-atesin-yuksekliginden-cok-cocugun-genel-durumu-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat-atesin-yuksekliginden-cok-cocugun-genel-durumu-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havalenin hangi durumlarda doktor kontrolü gerektirdiğine ilişkin uyarılarda bulundu. Ateşin çoğu zaman vücudun doğal bir savunma mekanizması olduğunu belirten Vayvada, 'Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önem taşır. Yüksek ateş, havale, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havalenin hangi durumlarda doktor kontrolü gerektirdiğine ilişkin uyarılarda bulundu. Ateşin çoğu zaman vücudun doğal bir savunma mekanizması olduğunu belirten Vayvada, 'Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önem taşır. Yüksek ateş, havale, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalıdır' dedi. </p><p>Çocuklarda ateş, en sık karşılaşılan ve en çok endişe duyulan sağlık sorunlarından biri olarak ebeveynlerin karşısına çıkıyor. Özellikle ateşin yükselmesiyle birlikte havale geçirme korkusu, ebeveynlerde ciddi kaygıya neden olabiliyor. Bu noktada ateşin çoğu zaman vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği doğal bir savunma yanıtı olduğunu hatırlatan Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, ateşin nedenini anlamanın ve hangi durumlarda doktora başvurulması gerektiğinin önemine dikkat çekti. </p><p>'Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemli' </p><p>Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, normal vücut sıcaklığının genellikle 36-37,5 derece arasında olduğunu ve ölçüm yerine göre değişmekle birlikte koltuk altından 37,2 derece üzeri, kulaktan 38 derece üzeri ve makattan 38 derecenin üzeri ölçümlerin ateş olarak kabul edildiğini aktardı. Vayvada, çocuklarda ateşin en sık nedenlerini ve ateş düşürme yöntemlerini şu şekilde ifade etti: </p><p>'Üst solunum yolu enfeksiyonları, grip ve nezle, orta kulak iltihabı, boğaz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, gastroenterit (ishal-kusma) ve bazı aşılar sonrası gelişen geçici reaksiyonlar özellikle kreşe veya okula başlayan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı ateş sık görülür. Bu noktada ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemlidir. Ancak 3 aydan küçük bebekte 38 derece ve üzeri ateş, 39 derecenin üzerinde seyreden ateş, ateşle birlikte havale geçirilmesi, nefes almada güçlük, bilinç bulanıklığı veya aşırı uyku hali, morarma, ense sertliği, sürekli kusma, sıvı alamama ve şiddetli halsizlik gibi belirtiler acil değerlendirme gerektiren durumlardır ve bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ateşi tamamen yok etmeye çalışmak yerine çocuğun rahatlaması amaçlanmalıdır. Yapılması gerekenler çocuğu ince ve rahat kıyafetlerle giydirmek, oda sıcaklığını 22-24 derece civarında tutmak, bol sıvı verilmesini sağlamak, anne sütü alan bebeklerde emzirmeyi artırmak ve doktorun önerdiği ateş düşürücü ilaçları uygun dozda kullanmaktır. Yapılmaması gerekenler ise sirke sürmek, alkol ile silmek, buzlu su uygulamak ve kalın battaniyelere sarmaktır. Bu uygulamalar çocuğun durumunu kötüleştirebilir.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'İlk kez havale geçiren her çocuk mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir' </p><p>Ateşli havalede dikkat edilmesi gerekenleri ve önemli noktaları paylaşan Uzm. Dr. Vayvada, şu şekilde konuştu: </p><p>'Ateşli havale (febril konvülziyon) genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda ateşe bağlı olarak gelişen nöbetlerdir. Toplumda her 100 çocuğun yaklaşık 2-5'inde görülebilir. Çoğunlukla ateşin çok yüksek olmasından değil, ateşin hızlı yükselmesinden kaynaklanır. Ateşli havalenin belirtileri vücutta kasılma, kollarda ve bacaklarda sertleşme, gözlerin yukarı kayması, kısa süreli bilinç kaybı, çenede kilitlenme hissi ve nöbet sonrası uyku hali olabilir. Çoğu ateşli havale birkaç dakika içinde kendiliğinden sonlanır ancak ateşli havale sırasında neler yapılması gerektiğine dikkat edilmelidir. Doğru yaklaşım sakin olmak; çocuğu yan yatırmak, ağzındaki yiyecekleri temizlemek, etrafındaki sert cisimleri uzaklaştırmak ve süreyi takip etmektir. Kesinlikle yapılmaması gerekenler ise ağzını zorla açmaya çalışmak, ağzına kaşık, bez veya herhangi bir cisim koymak, su veya ilaç içirmeye çalışmak ve çocuğu sarsmaktır. Basit ateşli havalelerin büyük çoğunluğu kalıcı beyin hasarına yol açmaz ve çocuğun zekâ gelişimini etkilemez. Ancak ilk kez havale geçiren her çocuk mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir.' </p><p>'İlk kez havale geçirilmesi durumunda mutlaka doktor kontrolü gerekli' </p><p>Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, doktora başvurulması gereken durumlar konusunda uyarılarda bulunarak, 'İlk kez havale geçirilmesi, havalenin 5 dakikadan uzun sürmesi, havalenin tekrarlaması, 3 aydan küçük bebekte ateş olması, ateşin 72 saatten uzun sürmesi, nefes darlığı gelişmesi ve bilinç değişikliği görülmesi durumlarında vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat-atesin-yuksekliginden-cok-cocugun-genel-durumu-onemli</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 12:46:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat-atesin-yuksekliginden-cok-cocugun-genel-durumu-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="99415"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık çalışanlarına kronik böbrek yetmezliği anlatıldı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/saglik-calisanlarina-kronik-bobrek-yetmezligi-anlatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/saglik-calisanlarina-kronik-bobrek-yetmezligi-anlatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarına yönelik düzenlenen eğitimde, kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri, erken tanı, takip ve tedavi süreçleri anlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarına yönelik düzenlenen eğitimde, kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri, erken tanı, takip ve tedavi süreçleri anlatıldı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Söke F.F.K. Devlet Hastanesi'nde sağlık çalışanlarının kronik böbrek yetmezliği konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmak amacıyla eğitim programı düzenlendi. Hastanede gerçekleştirilen eğitim programında, İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ali Doğan tarafından kronik böbrek yetmezliği ele alındı. Eğitimde hastalığın nedenleri ve risk faktörlerinin yanı sıra erken tanı ve takip süreçleri, hastalığın ilerlemesinin önlenmesine yönelik yaklaşımlar ile tedavi yöntemleri hakkında sağlık çalışanlarına bilgi verildi. Eğitime Söke F.F.K. Devlet Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Eyüp Murat Yılmaz da katılarak sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. Sağlık hizmetlerinde güncel bilgi ve uygulamaların paylaşılmasına katkı sağlayan eğitimin, sağlık çalışanlarının mesleki gelişimine ve hastalara sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Aydın</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/saglik-calisanlarina-kronik-bobrek-yetmezligi-anlatildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 12:35:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/saglik-calisanlarina-kronik-bobrek-yetmezligi-anlatildi.jpg" type="image/jpeg" length="51508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene ısırığı sonrası halka şeklindeki kızarıklığı önemseyin]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/kene-isirigi-sonrasi-halka-seklindeki-kizarikligi-onemseyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/kene-isirigi-sonrasi-halka-seklindeki-kizarikligi-onemseyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kene kaynaklı risklerin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, kene ısırığı sonrası ciltte ortaya çıkan ve giderek genişleyen halka şeklindeki kızarıklığın Lyme hastalığının önemli belirtilerinden biri olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kene kaynaklı risklerin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, kene ısırığı sonrası ciltte ortaya çıkan ve giderek genişleyen halka şeklindeki kızarıklığın Lyme hastalığının önemli belirtilerinden biri olabileceğini söyledi. </p><p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, Türkiye'de kene kaynaklı sağlık risklerinin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ile sınırlı olmadığına dikkati çekti. Türkiye'de farklı kene türlerinin Lyme hastalığı ve riketsiyozlar gibi enfeksiyonlarla da ilişkili olabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, 'Kene temasından sonra ateş, belirgin halsizlik, baş ve kas ağrısı, döküntü, giderek genişleyen cilt kızarıklığı ya da ısırık bölgesinde kabuklu yara gelişmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı' dedi. </p><p>Yaz aylarında kırsal alanlarda, ormanlık bölgelerde, piknik alanlarında ve hayvanlarla temasın yoğun olduğu bölgelerde kene tutunmalarının arttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, Türkiye'de görülen farklı kene türlerinin farklı enfeksiyonlarla ilişkili olabileceğini söyledi. </p><p>'Her kene aynı hastalığı taşımıyor' </p><p>Kenenin türüne göre taşıdığı enfeksiyon etkenlerinin değişebildiğini vurgulayan Akyol, 'Türkiye'de Hyalomma marginatum KKKA açısından en önemli türlerden biri. Bunun yanında Ixodes ricinus Lyme hastalığı, Rhipicephalus sanguineus grubu ve bazı Dermacentor türleri ise riketsiya enfeksiyonları açısından önem taşıyor. Dolayısıyla her kene tutunmasını yalnızca KKKA açısından değerlendirmek doğru değil. Hastanın bulunduğu bölge, kenenin türü ve temas sonrasında gelişen klinik belirtiler birlikte değerlendirilmelidir' diye konuştu. </p><p>Halka şeklinde büyüyen kızarıklığa dikkat </p><p>Türkiye'de bulunan Ixodes ricinus türünün Lyme hastalığına yol açabilen bakterilerin taşınmasında rol oynayabildiğini belirten Akyol, Lyme hastalığında özellikle cilt bulgularının dikkat çekici olabileceğini söyledi. </p><p>Akyol, 'Kene temasından sonraki günler veya haftalar içerisinde ısırık bölgesinin çevresinde giderek genişleyen, zaman zaman halka görünümü alan bir kızarıklık ortaya çıkabilir. Ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları da tabloya eşlik edebilir. Böyle bir durumda kişinin kene temasını mutlaka hekime bildirmesi gerekir' ifadelerini kullandı. </p><p>Isırık bölgesinde koyu renkli yara oluşabilir </p><p>Türkiye'de görülebilen Rhipicephalus sanguineus ve Dermacentor marginatus gibi kene türlerinin bazı riketsiya enfeksiyonlarıyla ilişkili olabileceğine işaret eden Akyol, bu enfeksiyonlarda da farklı belirtilerin ortaya çıkabileceğini kaydetti. </p><p>Akyol, 'Riketsiya enfeksiyonlarında yüksek ateş, baş ağrısı ve döküntünün yanı sıra kenenin tutunduğu bölgede koyu renkli, kabuklu bir yara görülebilir. Bazı hastalarda bölgesel lenf bezlerinde büyüme de eşlik edebilir. Bu tür bulguların kene temasından sonra ortaya çıkması önemsenmeli' dedi. </p><p>'Kene üzerine kolonya, yağ veya kimyasal madde dökmeyin' </p><p>Kenenin vücutta fark edildiğinde mümkün olan en kısa sürede uygun şekilde çıkarılması gerektiğinin altını çizen Akyol, halk arasında uygulanan bazı yöntemlerin yanlış olduğuna dikkati çekti. </p><p>'Kenenin üzerine kolonya, alkol, yağ, deterjan veya başka bir kimyasal madde dökmek, sigarayla yakmaya çalışmak ya da keneyi sıkmak doğru değil' diyen Akyol, 'Bu uygulamalar kenenin kusmasına veya vücut sıvılarını temas ettiği bölgeye bırakmasına neden olarak bulaş riskini artırabilir. Kene uygun bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı ve ezilmeden, bütün olarak çıkarılmalıdır. Kişi bunu yapamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır' açıklamasında bulundu. </p><p>'10 gün boyunca belirtiler takip edilmeli' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özellikle KKKA açısından kene temasının ardından kişinin kendisini takip etmesinin önemli olduğunu belirten Akyol, 'Kene çıkarıldıktan sonra süreç bitmiş kabul edilmemeli. Özellikle ilk 10 gün içerisinde ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve yakın zamanda kene teması olduğu mutlaka belirtilmeli' dedi. </p><p>Akyol, acil değerlendirme gerektirebilecek durumları ise şöyle sıraladı: </p><p>'Yüksek ateş, belirgin halsizlik, şiddetli baş veya kas ağrıları, vücutta yaygın döküntü, kanama bulguları, bilinç değişikliği, tekrarlayan kusma veya genel durumun hızla bozulması halinde beklenmemeli ve acil servise başvurulmalıdır.' </p><p>Kırsal alandan dönünce vücut kontrolü önemli </p><p>Kene kaynaklı hastalıklardan korunmada kişisel önlemlerin önemli olduğunu belirten Akyol, özellikle kırsal alanlardan dönüşte tüm vücudun kontrol edilmesini önerdi. </p><p>Akyol, 'Koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, kulak çevresi, ense ve saçlı deri gibi kenelerin kolay fark edilmeyebileceği bölgeler dikkatle incelenmeli. Çocuklarda saçlı deri ve kulak arkaları özellikle kontrol edilmeli. Kenenin erken fark edilip uygun şekilde uzaklaştırılması, kene kaynaklı hastalıklardan korunmada alınabilecek önemli önlemlerden biridir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/kene-isirigi-sonrasi-halka-seklindeki-kizarikligi-onemseyin</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:53:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/kene-isirigi-sonrasi-halka-seklindeki-kizarikligi-onemseyin.jpg" type="image/jpeg" length="73676"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ve boyun fıtığı ağrılarında kesisiz yöntemler öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ve boyun fıtığı tedavisinde tıp teknolojilerinin sunduğu yenilikler ameliyat korkusunu geride bırakıyor. Açık ameliyat endişesine kapılmadan önce mevcut durumun uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesinde fayda olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Seyhan Orak, 'Her bel ve boyun fıtığı olan hastanın açık ameliyat olması gerekmiyor' diyerek kesisiz uygulanan 'radyofrekans nükleoplasti' yöntemi hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ve boyun fıtığı tedavisinde tıp teknolojilerinin sunduğu yenilikler ameliyat korkusunu geride bırakıyor. Açık ameliyat endişesine kapılmadan önce mevcut durumun uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesinde fayda olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Seyhan Orak, 'Her bel ve boyun fıtığı olan hastanın açık ameliyat olması gerekmiyor' diyerek kesisiz uygulanan 'radyofrekans nükleoplasti' yöntemi hakkında bilgi verdi. </p><p>Toplumda bel ve boyun fıtığı teşhisi konulduğunda akla ilk olarak büyük ameliyatlar, zorlu iyileşme süreçleri ve felç kalma korkusu geliyor. Ancak gelişen medikal teknolojiler ve minimal invaziv cerrahi yaklaşımlar sayesinde fıtık tanısı alan her hastanın açık ameliyata girmesi gerekmiyor. Ameliyat endişesi nedeniyle uzman muayenesini erteleyen ve bu yüzden tedavi süreçlerini geciktiren hastalar için kesisiz yöntemlerin uygun olabildiğini hatırlatan Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Seyhan Orak, dokulara zarar vermeden uygulanan 'radyofrekans nükleoplasti yönteminin detaylarını paylaştı. Op. Dr. Seyhan Orak, ciltte kesi yapılmadan gerçekleştirilen bu işlemin, doğru hasta seçimi yapıldığında yüksek başarı oranlarıyla hastaların aynı gün sosyal ve iş yaşamlarına dönmelerine olanak tanıdığını söyledi. </p><p>İyileşme süreci daha kısa sürüyor </p><p>Fıtıklaşmış diski içinde jel bulunan bir yastıkçığa benzeterek sürecin işleyişini aktaran Op. Dr. Seyhan Orak, 'Fıtık oluştuğunda bu yapı dışarı doğru taşarak sinire baskı yapıyor. Nükleoplasti işleminde disk içine yerleştirilen özel prob sayesinde düşük ısıda radyofrekans enerjisi uygulanıyor. Bu sayede disk hacmi küçülüyor, disk içi basınç azalıyor ve sinir üzerindeki baskı hafifliyor. Böylece ağrının azalması hedefleniyor' dedi. Yöntemin uygulanışına ilişkin de detay veren Op. Dr. Seyhan Orak, 'Radyofrekans nükleoplasti, uygun hastalarda uygulanabilen, ciltte yalnızca birkaç milimetrelik bir girişten yapılan, kesi gerektirmeyen minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Disk içine özel bir prob yerleştiriliyor ve kontrollü radyofrekans enerjisiyle disk içindeki basınç azaltılıyor. Böylece sinir üzerindeki baskı hafifliyor ve hastanın şikayetleri azalabiliyor. Kaslar ve kemikler zarar görmediği için iyileşme süreci de oldukça konforlu olabiliyor' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastalar kısa sürede rutinlerine dönebilirler </p><p>Op. Dr. Seyhan Orak, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Büyük kesi yapılmaması, kas ve kemik dokusunun korunması, daha az ağrı, düşük enfeksiyon ve kanama riski ile hızlı iyileşme en önemli avantajlarıdır. Masa başı çalışan birçok hasta birkaç gün içinde işine dönebilmektedir. İşlem genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon altında gerçekleştirilir. Ortalama 20-30 dakika sürer. Hasta ciddi ağrı hissetmez; çoğunlukla hafif bir basınç hissi olur. Hastalar birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra yürüyerek taburcu edilebilir.' </p><p>Başarıda en önemli unsur doğru hasta seçimi </p><p>Yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Op. Dr. Seyhan Orak, 'En iyi sonuçları; küçük ve orta derecedeki disk fıtıklarında, diskin bütünlüğünün korunduğu, ilaç ve fizik tedaviye rağmen ağrısı devam eden ancak ciddi kas gücü kaybı olmayan hastalarda alıyoruz. Başarıyı belirleyen en önemli unsur doğru hasta seçimidir. Doğru hasta seçildiğinde başarı oranı bilimsel çalışmalarda yaklaşık yüzde 70-90 arasında bildirilmektedir' açıklamasını yaptı. Cerrahi gerektiren durumları ve ertelemenin risklerini vurgulayan Op. Dr. Seyhan Orak, 'Patlamış (sekestre) disk fıtıkları, ciddi kas gücü kaybı, idrar veya büyük abdest kontrolünün bozulması, ileri sinir veya omurilik basısı, belirgin omurga instabilitesi ve kauda equina sendromu gibi durumlarda cerrahi tedavi ön plandadır. Bel ve boyun ağrısı yaşayan hastalar ameliyat korkusuyla muayeneyi geciktirmemelidir. Her bel ve boyun fıtığı ameliyat gerektirmez. Önemli olan doğru tanı, doğru hasta seçimi ve doğru zamanda doğru tedavinin uygulanmasıdır' sözlerini kaydetti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, İzmir</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:30:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="33050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stres, mide-bağırsak fonksiyonlarını bozuyor]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, psikolojik olarak ağır bir stres durumunda veya yorgunluk halinde mide-bağırsak hareketlerinin bozularak şişkinliğe neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, psikolojik olarak ağır bir stres durumunda veya yorgunluk halinde mide-bağırsak hareketlerinin bozularak şişkinliğe neden olabileceğini söyledi. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, birçok insanın şikayet ettiği karın şişliği konusunda açıklamalarda bulundu. Karın şişliklerini organik bir nedene bağlı ve fonksiyonel nedenlerle ikiye ayırdıklarını ifade eden Uzm. Dr. Keçeci, 'Dispepsi, halk arasında hazımsızlık olarak biliniyor. Bunun karşılığı yemek sonrası şişkinlik, hazımsızlık, doygunluk hissi, karın ağrısı, bazen bulantı gibi şikayetlerle hastalar bize geliyor. Bu şişkinliklerin birinci kısmı organik bir nedene bağlı şişkinlikler. Bir de fonksiyonel sebeplere bağlı şişkinlikler var. Organik nedenlere bağlı mide ülseri, gastrit, reflü, çölyak, mide ve bağırsak kanserleri gibi hastalıklar da girebilir. Fonksiyonel olanlar ise daha ziyade mide-bağırsak hareketleriyle ilgili şişkinlikler' dedi. </p><p>'Yatmadan 3 saat öncesine kadar yemek yemeyi uygun görmüyoruz' </p><p>Mide ve bağırsakların da dinlenmesi gereken bir süre olduğunu dile getiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, 'Organik nedenlere bağlı karın şişliklerinde tedavi olarak biraz daha başarılıyız. Gastriti, ülseri, reflüyü tedavi ediyoruz. Fonksiyonel olanlar biraz daha ilaçla tedavisi zor olan, uzun süren ve daha çok başka nedenlere bağlı oluşan şişkinlikler var. Buna yeme alışkanlığı diyebiliriz. Çabuk yemek yeme, ayakta yemek yeme, fast food alışkanlıklarına bağlı olarak, 'hızla yiyeyim, işime geri döneyim' gibi durumlar olabiliyor. Çiğnemeden yutma gibi şeylerde şişkinlikle karşılaşıyoruz. Yediğimiz gıdalar da ilişkili. Tıka basa yemek yeme, sindirimi zorlaştıran, şişkinliğe sebep olan bir durum. Yiyip yatma da şişkinliğe neden olur. Mide ve bağırsağın dinlenmesi gereken bir süre var. Bu organların da çalışmadan dinlenmesi gereken bir süreç var. Yatmadan 3 saat önce yemek yemeyi uygun görmüyoruz. Hem reflüyü artırıyor, mide asidinin yukarı gelmesine sebep oluyor hem de gece sindirim işiyle uğraşan bir mide-bağırsak sistemi zaman içerisinde yoruluyor. Fonksiyonları değişebiliyor, bozulabiliyor' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Stres, mide-bağırsak hareketlerini bozarak şişkinlik yapabilir' </p><p>Her karın şişliğinin yemekle alakası olmadığını da belirten Uzm. Dr. Keçeci, 'Şişkinlikle ilgili fonksiyonel dispepsi dediğimiz grupta obezite de var. Kilo alma, karaciğer yağlanmasının mide ve bağırsak üzerinde olumsuz etkisi var. Kişi spor yaptığı zaman, zayıfladığı zaman, diyet yaptığı zaman şişkinliklerinin geçtiğini görüyoruz, azaldığını görüyoruz. Stres kaynaklı dispepsiler de çok görülüyor. Burada psikiyatri desteğinden de yararlanmamız gerekiyor. Çünkü hastanın günlük yaşantısı içerisinde psikolojik olarak ağır bir stres durumunda veya yorgunluk halinde mide-bağırsak hareketleri de bozuluyor. Bunları biz sadece mide-bağırsak motilitesini, hareketlerini düzenleyen ilaçlarla düzeltemeyebiliyoruz. Yani orada psikiyatri desteğiyle, stresi yönetmekle ilgili bir takım branşlardan ve psikologlardan da yardım almamız gerekebiliyor. Onlar gerekli görürse ilaçları da kullanmamız gerekiyor. Çok faydasını görüyoruz zaten bu tür hastalarda. Kişinin şişkinliği varsa bir hekime başvurup, fonksiyonel bir dispepsi midir yoksa organik bir sebebe mi bağlıdır, bunun ayrımı için hekimin yönlendirmesinde yol çizmesinde fayda var' şeklinde konuştu. </p><p>'Maden suları ve sodalar herkes için uygun değil' </p><p>Karın şişliği problemi yaşayanların sıklıkla tükettiği soda ve maden sularının da dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayan Keçeci, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Maden sularını, sodalarını kullanırken daha çok kişinin beraberindeki hastalıklara dikkat etmek lazım. Tansiyonu var mı? Kalp hastalığı var mı? Böbrek hastalığı var mı? Çünkü maden sularının içerisinde değişik oranlarda elektrolitler var ve sodyum var, tuz var, mineraller var. Bunların zararlı olabileceği kişiler var. Böbrek hastası maden suyunu fazla tükettiği zaman kalp yetmezliğine, solunum yetmezliğine neden olabilir. Tansiyon hastası da zararlı bir şekilde etkilenebilir. O yüzden bu tür hastalarda maden suyunu çok önermeyiz. Ama herhangi bir hastalığı yok. Biraz yemeği fazla kaçırmış, buna bağlı bir şişkinlik gelişmiş. Onun kullanmasında bir zararı yok.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:14:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor.jpg" type="image/jpeg" length="18877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzce'de mevsimlik tarım işçilerine sağlık taraması yapıldı]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/duzcede-mevsimlik-tarim-iscilerine-saglik-taramasi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/duzcede-mevsimlik-tarim-iscilerine-saglik-taramasi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, tarım sektöründe çalışmak üzere kente gelen mevsimlik tarım işçileri ve ailelerine yönelik sağlık taramaları 2026 yılında da aralıksız devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, tarım sektöründe çalışmak üzere kente gelen mevsimlik tarım işçileri ve ailelerine yönelik sağlık taramaları 2026 yılında da aralıksız devam ediyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çilimli İlçe Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı alanları ziyaret ederek kapsamlı sağlık kontrolleri gerçekleştiriyor. Çalışmalar kapsamında bebek, çocuk, gebe ve lohusa izlemleri yapılırken; sıtma taraması, aşılama, 15-49 yaş kadın izlemleri ve eksik aşıların tespiti gerçekleştiriliyor. Gebe ve bebeklere yönelik sağlık hizmetleri kapsamında D vitamini ve demir desteği de sağlanıyor. Ekipler tarafından ayrıca kronik hastalık takipleri, bulaşıcı hastalıkların izlenmesi, üreme sağlığı hizmetleri ve kanser taramaları yürütülüyor. </p><p>Mevsimlik tarım işçilerine sağlık eğitimi </p><p>Sağlık ekipleri tarafından mevsimlik tarım işçilerine kanser, üreme sağlığı, pestisit kullanımı, kuduz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), ishal, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, anne sütünün önemi, obezite, hijyen ve sağlık okuryazarlığı konularında bilgilendirme yapılıyor. Çocuklara yönelik ağız ve diş sağlığı taramalarının da gerçekleştirildiği çalışmalarda, sağlık hizmetlerine erişimin artırılması hedefleniyor. </p><p>Sağlık taramaları sezon boyunca sürecek </p><p>Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, mevsimlik tarım işçilerinin sağlık hizmetlerine erişimini önemsediklerini belirterek, tarama çalışmalarının sezon boyunca devam edeceğini ifade etti. Yılmaz, Toplum Sağlığı Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan ekipler tarafından yürütülen çalışmaların il merkezi, ilçeler ve köylerde sürdürüleceğini belirtti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Düzce</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/duzcede-mevsimlik-tarim-iscilerine-saglik-taramasi-yapildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:55:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/duzcede-mevsimlik-tarim-iscilerine-saglik-taramasi-yapildi.jpg" type="image/jpeg" length="34407"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer kanserinde ameliyatsız tedavi]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/akciger-kanserinde-ameliyatsiz-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/akciger-kanserinde-ameliyatsiz-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Melike Güler Ülker, 'Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Melike Güler Ülker, 'Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir' dedi. </p><p>Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle lokal ileri hastalıkta tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirdi. Bir dönem tümörün büyüklüğü, lenf bezlerine yayılımı veya çevresindeki kritik yapılara yakınlığı nedeniyle cerrahiye uygun görülmeyen bazı hastalar için bugün farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. İmmünoterapi, hedefe yönelik 'akıllı ilaçlar' ve ameliyat öncesi uygulanan tedaviler sayesinde, seçilmiş hastalarda cerrahi yeniden tedavi planının bir parçası haline gelebiliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanseri tedavisindeki bu değişimin en önemli unsurlarından birinin neoadjuvan tedaviler olduğunu belirterek, 'Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir' dedi. </p><p>'İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiselleştiriyor' </p><p>Akciğer kanserinde artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Op. Dr. Melike Güler Ülker, tümörün biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. Ülker, 'İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasına ve onlara karşı mücadele etmesine yardımcı olan bir tedavi yaklaşımıdır. Hedefe yönelik tedaviler ise tümör hücrelerinde bulunan belirli genetik değişiklikleri hedef alır. Bu nedenle hastalığın yalnızca evresine değil, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine de bakıyoruz' diye konuştu. </p><p>Özellikle bazı küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğine dikkat çeken Ülker, hastaların tedavi yanıtlarının cerrahi karar açısından da önem taşıdığını belirtti. Ülker, 'Tedavinin ardından tümörün ve lenf bezlerinin yeniden değerlendirilmesi, cerrahi seçeneğin tekrar gündeme gelip gelemeyeceğinin belirlenmesinde kritik rol oynuyor' dedi. </p><p>''Ameliyat edilemez' demek her zaman 'hiçbir zaman ameliyat edilemez' anlamına gelmiyor' </p><p>Akciğer kanserinde cerrahi kararının hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına göre tek başına verilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Melike Güler Ülker, 'Geçmişte bazı lokal ileri akciğer kanserlerinde ilk değerlendirmede ameliyat uygun görülmeyebiliyordu. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıyor, ardından tümörün tedaviye verdiği yanıt yeniden değerlendiriliyor. Eğer hastalık yeterli yanıt vermişse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi yeniden tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu nedenle ilk tanıda ameliyat edilemiyor demek, her zaman hastanın hiçbir zaman ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmiyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığının altını çizen Ülker, cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümörün yayılımı, tedaviye verdiği yanıt ve tümörün teknik olarak tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini söyledi. </p><p>Akciğer kanserinde multidisipliner tedavi dönemi </p><p>Akciğer kanseri tedavisinin artık tek bir branşın kararıyla yürütülemeyeceğini ifade eden Op. Dr. Melike Güler Ülker, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Ülker, 'Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması, hastaya en doğru tedavi planının oluşturulmasını sağlıyor. Bazı hastalarda tedavi cerrahiyle başlarken, bazı hastalarda önce ilaç tedavisi uygulanıyor ve cerrahi daha sonraki aşamada planlanıyor' dedi. </p><p>'Cerrahi ve ilaç tedavileri artık birbirinin alternatifi değil' </p><p>Akciğer kanseri tedavisindeki yeni dönemin, cerrahi ve ilaç tedavilerinin birbirinin alternatifi olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan tedaviler haline gelmesiyle şekillendiğini belirten Ülker, sözlerini şöyle tamamladı: 'Akciğer kanseri tedavisinde artık tek bir tedavi yönteminden söz etmiyoruz. Hastalığın tipi, evresi, genetik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda farklı yöntemleri doğru sırayla kullanmaya çalışıyoruz. Bazı hastalarda önce ameliyat, ardından ilaç tedavisi uygulanırken; bazı hastalarda önce kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle hastalık kontrol altına alınıyor ve sonrasında cerrahi değerlendiriliyor. Bu nedenle 'ameliyat edilemez' kavramının sınırları da değişiyor. Elbette her hasta cerrahi için uygun değildir; ancak geçmişte cerrahi şansı olmadığı düşünülen bazı seçilmiş hastalar, günümüzde uygulanan yeni tedaviler sonrasında yeniden ameliyat açısından değerlendirilebiliyor.' </p><p>Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan birinin hâlâ erken tanı olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta da tedavi seçeneklerinin geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik önem taşıdığı belirtiliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/akciger-kanserinde-ameliyatsiz-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:55:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/akciger-kanserinde-ameliyatsiz-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="60982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağışıklık sistemi kendine saldırıyor, sessiz iç savaşa dikkat]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/bagisiklik-sistemi-kendine-saldiriyor-sessiz-ic-savasa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/bagisiklik-sistemi-kendine-saldiriyor-sessiz-ic-savasa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sisteminin, doğası gereği virüs, bakteri ve toksinleri 'yabancı' olarak tanımladığını ve onları yok etmek üzere optimize edildiğini, bu karmaşık savunma ağının, bazen moleküler bir hata sonucunda kendi dokularını da 'yabancı' olarak algılayarak onlara karşı saldırıya geçtiğini belirten Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Akyürek, tıpta otoimmünite olarak adlandırılan bu fenomenin, vücudun kendi öz kaynaklarını hedef almasıyla sonuçlanan patolojik bir süreç olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sisteminin, doğası gereği virüs, bakteri ve toksinleri 'yabancı' olarak tanımladığını ve onları yok etmek üzere optimize edildiğini, bu karmaşık savunma ağının, bazen moleküler bir hata sonucunda kendi dokularını da 'yabancı' olarak algılayarak onlara karşı saldırıya geçtiğini belirten Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Akyürek, tıpta otoimmünite olarak adlandırılan bu fenomenin, vücudun kendi öz kaynaklarını hedef almasıyla sonuçlanan patolojik bir süreç olduğunu söyledi. </p><p>Son yıllarda kliniğe başvuran hastaların profillerinde dikkat çekici bir değişim gözlemlenirken, bu sorunlar artık sadece enfeksiyonlar veya klasik metabolik sorunlarla değil, vücudun kendi içinde başlattığı 'sessiz bir iç savaş' ile karakterize olan, karmaşık ve sistemik otoimmün tablolarla kendini gösteriyor. Medicana Konya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Akyürek, bu yükselişin sadece bir teşhis artışı olarak değil, modern insanın biyolojik dokusunun çevresel değişime verdiği radikal bir yanıt olarak görüldüğünün altını çizdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bağışıklık mekanizması kendisini tanımayabilir </p><p>Bağışıklık sisteminin normal şartlarda kendi dokularını tanıyıp onlara tolerans göstermek üzere eğitildiğini belirten Doç. Dr. Ömer Akyürek, bu tolerans mekanizmasının bozulmasıyla düzenleyici T-hücrelerinin görevini yapamaz hale geldiğini ve oto-antikorların üretilerek eklemler, cilt, tiroit bezi ve sinir sistemi gibi sağlıklı dokuların düşman muamelesi gördüğünü ifade etti. Akyürek, 'Etkilenen bölgeye göre çeşitlilik gösteren kronik inflamasyon ve doku harabiyeti görülür. Bu durumun klinik yansıması, teşhis edilmesi bazen yılları bulan 'multi-sistemik' belirtilerdir. Yorgunluk, açıklanamayan ağrılar, eklem hassasiyeti ve sindirim sorunları, sistemik bir inflamasyonun öncü işaretleri olabilir. Epidemiyolojik veriler, son birkaç on yılda otoimmün hastalıkların görülme sıklığında belirgin bir artış olduğunu göstermektedir. Otoimmün hastalıkların artışında genetik yatkınlığın bir anahtar olduğu da gerçektir, ancak genetik tek başına bir açıklama sunamaz. Bu yükselişin tek bir nedeni olmamakla birlikte, modern hayatın etkileri olarak özetlenebilecek çok faktörlü bir tablo ile karşı karşıyayız' dedi. </p><p>Bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan faktörler </p><p>Doç. Dr. Ömer Akyürek şöyle devam etti: 'Hijyen hipotezi ve mikro biyom değişimi vücudun bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor olması sık rastladığımız nedenler arasındadır. Modern dünyada aşırı sterilizasyon ve çocukluk çağında enfeksiyonlara maruziyetin azalması, bağışıklık sisteminin 'eğitilme' sürecini aksatmaktadır. Bağırsak mikro biyomunun (mikroorganizma çeşitliliği) zayıflaması, bağışıklık sisteminin dengeleyici sinyallerini de kaybetmesine neden olur. Rafine şeker, işlenmiş yağlar ve yapay katkı maddeleri ile dolu modern beslenme biçimi, bağırsak bariyerinin geçirgenliğini artırabilir. Bağırsak bariyerindeki bu hasar, bağışıklık sisteminin sürekli olarak 'tetikte' kalmasına ve aşırı tepki göstermesine yol açar. Bir diğer etken olarak endüstriyel kimyasallar, mikro plastikler ve ağır metaller vücutta bir stres yükü oluşturur. Bugün, evlerimizdeki plastiklerden kişisel bakım ürünlerine kadar binlerce kimyasala maruz kalıyoruz. Bu endokrin bozucular, sadece hormon dengemizi değil, aynı zamanda bağışıklık hücrelerimizin sinyalizasyon yollarını da bozuyor. Sistem, uzun süreli bir kafa karışıklığı yaşıyor. Bunun üzerine eklenen kronik psikolojik stres, kortizol dengesini bozarak bağışıklık sisteminin düzenleme kapasitesini sekteye uğratır. Ayrıca eklemek gerekir ki modern insanın kapalı alanlarda geçirdiği süre, bağışıklık sistemini düzenleyen en kritik faktörlerden biri olan D vitamini sentezinin de azalmasına neden olmuştur. D vitamini eksikliği, otoimmün yanıtın tetiklenmesi için zemin hazırlayan önemli bir risk faktörüdür.' </p><p>Bağışıklık sisteminin kendine yaptığı saldırı nasıl durdurulur </p><p>Otoimmün hastalıkların yükselişinin, biyolojik sistemin modern yaşam tarzına uyum sağlama hızını aştığını göstermekte olduğunu belirten Doç. Dr. Ömer Akyürek, 'Tedavi süreçlerinde de artık yalnızca semptomları baskılayan ilaçlar yeterli değildir; bağışıklık sistemini tekrar eğitmeyi ve sistemi yatıştırmayı hedefleyen bütüncül yaklaşımlar (mikro biyom sağlığı, anti-inflamatuar beslenme, stres yönetimi) tıp dünyasının merkezine yerleşmiş durumdadır. Bağışıklık sistemimiz bir düşman değil, bir aynadır. Kendimize yaptığımızın bir yansıması olarak, dış dünyayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düzenlemek, bu kendine saldırı sürecini durdurmanın anahtarı olabilir. Güncel yaklaşımımız da artık şu temellere dayanıyor: İlk olarak inflamasyonun kaynağını bulmak. Hastanın beslenme düzeni, gizli alerjileri veya mikro biyom dengesizliğini optimize etmek. İkincisi, mikro besin desteği sağlamak. D vitamini, magnezyum, omega-3 ve selenyum gibi, bağışıklığı dengeleyen faktörlerin seviyelerini ideal düzeye getirmek. Son olarak, yaşam tarzında değişim yapmak. Stres yönetimi bir lüks olarak değil, biyolojik bir zorunluluk olarak görmek. Unutulmamalı ki parasempatik sinir sistemini aktive eden teknikler, otoimmün alevlenmeleri azaltmada en az ilaçlar kadar güçlü etkiler gösterebilmektedir. Otoimmünite sadece bir hastalık değil, sistemin size gönderdiği bir yardım çağrısıdır. Vücut, çevresel baskılar altında bir tercih yapmak zorunda kalmış ve hatalı bir savunma stratejisi geliştirmiştir. Bizim görevimiz, bu sistemi tekrar dengeye getirmek için hastayı bir bütün olarak ele almaktır. Geleceğin tıbbı, sadece organ bazlı tedavilerde değil, sistemin bütününde sağlanan bu bağışıklık uyumunda yatmaktadır. Eğer kendinizi sürekli yorgun, huzursuz ve doğru çalışmıyor gibi hissediyorsanız, bu semptomları geçiştirmeyin; çünkü vücudunuzun dili, bazen bağışıklık sisteminin verdiği bu sessiz tepkilerle konuşur' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Konya</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/bagisiklik-sistemi-kendine-saldiriyor-sessiz-ic-savasa-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:59:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/bagisiklik-sistemi-kendine-saldiriyor-sessiz-ic-savasa-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="80129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda gıda zehirlenmesine dikkat]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/sicak-havalarda-gida-zehirlenmesine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/sicak-havalarda-gida-zehirlenmesine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Medline Adana Hastanesi Diyetisyeni Duygu Özbay, sıcak havalarda artan gıda zehirlenmesi riskine karşı vatandaşları uyardı. Yüksek sıcaklıklarda özellikle et, tavuk, balık, yumurta ve süt ürünleri gibi gıdalarda mikroorganizmaların hızlı şekilde çoğalabildiğini belirten Özbay, pişmiş yemeklerin de oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Medline Adana Hastanesi Diyetisyeni Duygu Özbay, sıcak havalarda artan gıda zehirlenmesi riskine karşı vatandaşları uyardı. Yüksek sıcaklıklarda özellikle et, tavuk, balık, yumurta ve süt ürünleri gibi gıdalarda mikroorganizmaların hızlı şekilde çoğalabildiğini belirten Özbay, pişmiş yemeklerin de oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi gerektiğini söyledi. </p><p>Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte hem vücudun sıvı ihtiyacının arttığını hem de gıdaların güvenli ortamlarda muhafaza edilmesinin daha önemli hale geldiğini ifade eden Diyetisyen Duygu Özbay, özellikle 35-40 derece sıcaklıklarda dışarıda saatlerce bekletilen gıdaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. </p><p>Özbay, 'Sıcak havalarda terlemeyle birlikte yalnızca su değil, bazı mineraller de kaybediyoruz. Bu nedenle susamayı beklemeden gün boyunca düzenli olarak su içmeliyiz. Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve kronik hastalığı bulunanlar sıvı tüketimi konusunda daha dikkatli olmalı. Günde en az 2-2,5 litre su tüketilmeli' dedi. </p><p>'Yemekleri oda sıcaklığında uzun süre bekletmeyin' </p><p>Sıcak havalarda gıda zehirlenmelerinde en sık yapılan hatalardan birinin pişmiş yemeklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesi olduğunu vurgulayan Özbay, yemeklerin hazırlandıktan sonra kısa sürede tüketilmesi veya uygun şekilde soğutularak buzdolabına kaldırılması gerektiğini söyledi. </p><p>Özbay, 'Dışarıda bekletilen et, tavuk, balık ve özellikle süt ürünlerinde çok fazla mikroorganizma üreyebiliyor. 35-40 derecelerde saatlerce beklemesi sağlığımız için sakıncalı. Bunun sonucunda bulantı ve kusma gibi belirtilerle gıda zehirlenmeleri çok sık ortaya çıkabiliyor. O yüzden yazın biraz daha dışarıda yemek yemeye dikkat etmeliyiz' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Kokusu ve görüntüsü normal diye güvenli olduğu anlamına gelmez' </p><p>Gıdaların yalnızca kokusuna veya görüntüsüne bakılarak güvenli olup olmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığını belirten Özbay, 'Bir yemeğin kokusunun ve görüntüsünün normal olması mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmez' ifadelerini kullandı. </p><p>Özellikle et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri ve kremalı yiyeceklerin oda sıcaklığında uzun süre bırakılmaması gerektiğini kaydeden Özbay, soğuk zincirin korunmasının gıda zehirlenmelerinin önlenmesinde büyük önem taşıdığını dile getirdi. </p><p>Çiğ ve pişmiş gıdalara dikkat </p><p>Mutfakta yapılan hataların da gıda zehirlenmelerine zemin hazırlayabileceğini anlatan Özbay, çiğ et ve sebzelerde aynı bıçak veya kesme tahtasının kullanılmasının çapraz bulaşmaya neden olabileceğini söyledi. </p><p>Özbay, 'Ellerimizi, mutfak yüzeylerini ve kullandığımız araçları mutlaka temiz tutmalıyız. Çiğ ve pişmiş gıdaları birbirinden ayırmalıyız. Çiğ et ve sebzeler için aynı bıçak veya kesme tahtasının kullanılması çapraz bulaşmaya neden olabilir. Böylelikle mikroorganizmalar başka gıdalara da taşınabilir' dedi. </p><p>Yaz aylarında daha hafif beslenme önerisi </p><p>Sıcak havalarda beslenmenin de önemine dikkat çeken Özbay, ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sebze, yoğurt, ayran, cacık, salata ve meyve gibi daha hafif seçeneklerin tercih edilmesini önerdi. </p><p>Özbay, yaz aylarında sağlıklı beslenmenin üç temel kuralını ise 'yeterli su tüketmek, hafif ve dengeli beslenmek, gıdaları doğru sıcaklıkta saklamak' şeklinde sıraladı. </p><p>Özbay, küçük ancak önemli önlemler alınarak hem sıcak havaların vücut üzerindeki olumsuz etkilerinin hem de gıda kaynaklı hastalıkların önüne geçilebileceğini sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/sicak-havalarda-gida-zehirlenmesine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:56:35 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/sicak-havalarda-gida-zehirlenmesine-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="29324"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Hikmet Zeytun: 'Yaz alarmı: kazalar tatilde zirve yapıyor']]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/doc-dr-hikmet-zeytun-yaz-alarmi-kazalar-tatilde-zirve-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/doc-dr-hikmet-zeytun-yaz-alarmi-kazalar-tatilde-zirve-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, özellikle yaz aylarında bisiklet ve scooter kazaları, yüksekten düşmeler, yanıklar, kesici alet yaralanmaları ile yabancı cisim yutma vakalarının daha sık görüldüğünü belirterek aileleri dikkatli olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, özellikle yaz aylarında bisiklet ve scooter kazaları, yüksekten düşmeler, yanıklar, kesici alet yaralanmaları ile yabancı cisim yutma vakalarının daha sık görüldüğünü belirterek aileleri dikkatli olmaya çağırdı. </p><p>Doç. Dr. Hikmet Zeytun, 'Yaz aylarında çocuklar daha hareketli oluyor. Parklar, oyun alanları, havuzlar ve bahçelerde geçirilen sürenin artması, beraberinde kaza riskini de yükseltiyor. Çocuklarda görülen birçok cerrahi travma, alınacak basit güvenlik önlemleriyle önlenebilir' </p><p>Doç. Dr. Hikmet Zeytun, özellikle küçük yaş grubundaki çocukların mutlaka yetişkin gözetiminde olması gerektiğini vurguladı. </p><p>Bisiklet ve scooter kazaları ilk sırada </p><p>Yaz döneminde en sık karşılaşılan yaralanmaların başında bisiklet ve scooter kazalarının geldiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Zeytun, 'Kask kullanılmaması, koruyucu ekipman eksikliği ve trafik kurallarına uyulmaması nedeniyle kafa travmaları, kol ve bacak kırıkları ile ciddi yumuşak doku yaralanmaları görülebiliyor. Çocukların yaşlarına uygun ekipman kullanmaları ve güvenli alanlarda oyun oynamaları büyük önem taşıyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Yanıklar ve düşmeler yazın önemli riskleri arasında </p><p>Yaz aylarında mangal, semaver, sıcak su, güneş altında bekleyen metal yüzeyler ve sıcak yiyeceklerin ciddi yanıklara neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Zeytun, balkon, pencere, ağaç ve oyun parklarından düşmelerin de cerrahi müdahale gerektiren önemli travmalar arasında yer aldığını söyledi. Dr. Zrytun, 'Özellikle pencere ve balkonlarda koruyucu önlemlerin alınması, çocukların yüksek alanlarda yalnız bırakılmaması hayati önem taşıyor' şeklinde konuştu. </p><p>'Basit önlemler büyük kazaları önleyebilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Doç. Dr. Hikmet Zeytun, yaz tatilinin güvenli geçmesi için ailelere önerilerde bulunarak, 'Çocuklar bisiklet ve scooter kullanırken mutlaka kask, dizlik ve dirseklik takmalı. Havuz ve deniz kenarında çocuklar hiçbir zaman gözetimsiz bırakılmamalı. Balkon ve pencerelerde çocuk güvenlik sistemleri kullanılmalı. Oyun alanları ve park ekipmanlarının güvenliği kontrol edilmeli' ifadelerine yer verdi. </p><p>Son olarak ailelere seslenen Doç. Dr. Hikmet Zeytun, 'Yaz tatili çocukların hem eğlenmesi hem de gelişimi açısından çok değerli bir dönemdir. Ancak birkaç dakikalık ihmal, uzun süren tedavilere neden olabilir. Çocuklarımızın güvenliğini sağlayacak küçük önlemler sayesinde birçok ciddi kazanın önüne geçebiliriz' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Gaziantep</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/doc-dr-hikmet-zeytun-yaz-alarmi-kazalar-tatilde-zirve-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:38:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/doc-dr-hikmet-zeytun-yaz-alarmi-kazalar-tatilde-zirve-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" length="42842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gölyaka'da anne sütünün önemine dikkat çekildi]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/golyakada-anne-sutunun-onemine-dikkat-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/golyakada-anne-sutunun-onemine-dikkat-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce'nin Gölyaka ilçesinde, anne sütünün önemine dikkat çekmek ve emzirmeyi teşvik etmek amacıyla farkındalık etkinliği gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce'nin Gölyaka ilçesinde, anne sütünün önemine dikkat çekmek ve emzirmeyi teşvik etmek amacıyla farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gölyaka İlçe Devlet Hastanesi ve İlçe Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri tarafından düzenlenen etkinlikte, anne sütünün bebeklerin sağlıklı gelişimindeki önemi konusunda bilgilendirme yapıldı. Anne ve anne adaylarına yönelik gerçekleştirilen çalışmada, doğru emzirme yöntemleri ve emzirmenin anne ile bebek sağlığı açısından faydaları hakkında bilgiler paylaşıldı. </p><p>Sağlık ekipleri, anne sütü ve emzirme konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmaların devam edeceğini belirtti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Düzce</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/golyakada-anne-sutunun-onemine-dikkat-cekildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:28:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/golyakada-anne-sutunun-onemine-dikkat-cekildi.jpg" type="image/jpeg" length="78790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hatay'da gıda işletmelerine yönelik denetimler sürüyor]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/hatayda-gida-isletmelerine-yonelik-denetimler-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/hatayda-gida-isletmelerine-yonelik-denetimler-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay'da gıda işletmelerine yönelik denetim ve kontrol faaliyetlerinde; işletmelerin hijyen koşulları, ürünlerin muhafaza ve satış şartları ile etiket ve izlenebilirlik bilgileri kontrol ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay'da gıda işletmelerine yönelik denetim ve kontrol faaliyetlerinde; işletmelerin hijyen koşulları, ürünlerin muhafaza ve satış şartları ile etiket ve izlenebilirlik bilgileri kontrol ediliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hatay İl Tarım ve Orman Müdürü Abdurrahman Türkmen ve teknik personelin katılımıyla il genelindeki gıda işletmelerinde resmi kontroller gerçekleştiriliyor. </p><p>Denetimlerde işletmelerin hijyen koşulları, ürünlerin muhafaza ve satış şartları, etiket ve izlenebilirlik bilgileri ile mevzuata uygunluk durumları inceleniyor. Gerekli görülen durumlarda analiz edilmek üzere ürünlerden numune alınıyor. </p><p>Denetimlerin vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının sağlanması, tüketici sağlığının korunması ve gıda işletmelerinde gerekli standartların sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla devam ettiği bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Hatay</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/hatayda-gida-isletmelerine-yonelik-denetimler-suruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:00:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/hatayda-gida-isletmelerine-yonelik-denetimler-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="32945"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş azalınca ruh hali değişiyor: Mevsimsel depresyona dikkat]]></title>
      <link>https://www.yozgatmedya.com.tr/gunes-azalinca-ruh-hali-degisiyor-mevsimsel-depresyona-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yozgatmedya.com.tr/gunes-azalinca-ruh-hali-degisiyor-mevsimsel-depresyona-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kasvetli havaların ve mevsim değişikliklerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Psikolog İrem Kırım, uyku düzeni, iştah, motivasyon ve sosyal yaşamda meydana gelen değişikliklerin mevsimsel depresyonun habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kasvetli havaların ve mevsim değişikliklerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Psikolog İrem Kırım, uyku düzeni, iştah, motivasyon ve sosyal yaşamda meydana gelen değişikliklerin mevsimsel depresyonun habercisi olabileceğini söyledi. </p><p>Mevsim değişikliklerinin insanların hem bedensel hem de ruhsal sağlığını olumlu ya da olumsuz etkileyebildiğini belirten Psikolog İrem Kırım, özellikle sonbahar ve kış aylarında güneş ışığından daha az yararlanılmasının depresif ruh halini artırabildiğini ifade etti. </p><p>Kırım, mevsimsel depresyonda aşırı yeme, kilo artışı, enerji kaybı, fazla uyuma isteği, sosyalleşmeden uzaklaşma ve hayattan alınan zevkin azalması gibi belirtilerin görülebileceğini söyledi. </p><p>'Yalnız kalma isteği oluşabilir' </p><p>Mevsimsel depresyon belirtilerinin kişiden kişiye değişebildiğini aktaran Kırım, 'Sabahları zor uyanıyorsanız veya uyandığınızda yorgun kalkıyorsanız, aşırı yemek yeme isteğiniz varsa, kilo almaya başladıysanız, uyuma isteğinizde artış yaşanıyorsa, enerjinizde düşme ve bitkinlik hissiniz varsa bunlar başlıca mevsimsel depresyon belirtileri arasındadır' dedi. </p><p>Kırım, konsantrasyon güçlüğü, sosyal aktivitelerden uzaklaşma, hayattan eskisi kadar zevk alamama ve umutsuzluk gibi durumların da dikkate alınması gerektiğini belirterek, bu belirtilerin en az iki yıl boyunca mevsim geçişlerinde tekrarlanması halinde uzman desteği alınması gerektiğini ifade etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Güneş ışığının azalması etkili' </p><p>Mevsimsel depresyonun ortaya çıkmasında ışık değişikliklerinin önemli rol oynadığını kaydeden Kırım, güneş ışığının azalmasıyla birlikte uyku düzeninin ve serotonin düzeylerinin etkilenebildiğini belirtti. </p><p>Kırım, ışık tedavisinin yanı sıra psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisinin de mevsimsel depresyonla mücadelede kullanılan yöntemler arasında bulunduğunu söyledi. </p><p>Mevsim geçişlerinde ruh halini korumak için 8 öneri </p><p>Psikolog İrem Kırım, mevsim geçişlerinde ruh sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu: </p><p>1. Güneş ışığından mümkün olduğunca faydalanın ve açık havada zaman geçirin. </p><p>2. Düzenli uyku alışkanlığı oluşturun. </p><p>3. Haftada birkaç kez açık havada yürüyüş yapın. </p><p>4. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. </p><p>5. Sosyal ilişkilerinizi sürdürün ve eve kapanmayın. </p><p>6. Hobiler edinin ve sevdiğiniz etkinliklere zaman ayırın. </p><p>7. Stresli ortamlardan uzak durarak sorunları öncelik sırasına göre ele alın. </p><p>8. Nefes egzersizleri, yoga ve benzeri rahatlatıcı aktivitelere zaman ayırın. </p><p>Kırım, mevsimsel depresyon belirtilerinin günlük yaşamı olumsuz etkilemesi durumunda kişinin uzman desteği almaktan çekinmemesi gerektiğini vurguladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel, Erzincan</category>
      <guid>https://www.yozgatmedya.com.tr/gunes-azalinca-ruh-hali-degisiyor-mevsimsel-depresyona-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 07:24:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yozgatmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/yozgatmedya-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/gunes-azalinca-ruh-hali-degisiyor-mevsimsel-depresyona-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="78400"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
