Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü bünyesindeki seramik atölyesinde görevli Usta Öğretici Necdet Yanıkoğlu, el işçiliğiyle şekillendirilen ve geleneksel tekniklerle hayat bulan seramik eserlerin, olgunlaşma aşamalarını tamamlayarak son halini almasının ortalama bir haftalık titiz bir süreci kapsadığını belirtti.
Kökleri binlerce yıl öncesine dayanan geleneksel bir zanaat olan seramik sanatı, Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde aslına uygun olarak yaşatılıyor. Enstitü bünyesindeki seramik atölyesinde, ağırlıklı olarak proje bazlı ve tematik üretimler gerçekleştiriliyor. UNESCO'nun 2026 yılını Şeyh Edebali'nin vefatının 700. yıl dönümü anısına kutlama ve anma programına dahil etmesiyle ivme kazanan Şeyh Edebali Projesi kapsamında da atölyede kapsamlı çalışmalar yürütülüyor.
'Zanaatın özüne sadık kalarak, geleneksel tekniklerle üretiyoruz'
Atölyede yürütülen sanatsal faaliyetler hakkında bilgi veren Usta Öğretici Necdet Yanıkoğlu, seramiğin zahmetli yapım sürecini aktardı. Tamamen el emeğiyle biçimlendirilen seramiklerin fırınlama ve kuruma aşamalarının asgari bir hafta sürdüğünü ifade eden Yanıkoğlu, 'Seramik atölyemizde koleksiyon bütünlüğünü korumak adına genellikle proje odaklı çalışıyoruz. Örneğin şu anda Şeyh Edebali projemiz üzerinde yoğunlaştık, ona dair tematik eserler üretiyoruz. Bunun yanı sıra özgün tasarımlardan oluşan sergilik çalışmalarımız ve diğer atölyelerle yürüttüğümüz ortak projelerimiz de mevcut. Tamamen el işçiliğiyle şekillendirdiğimiz seramik çamuru, doğal kuruma sürecinin ardından ilk olarak yaklaşık 950 derecede bisküvi pişirimine tabi tutuluyor. Ardından, esere estetik ve mukavemet kazandıran sırlama işlemine geçiyoruz. Sırlanan seramiklerimiz, bin 50 derecede ikinci kez fırınlanarak nihai renklerine ve formuna kavuşuyor. Kullandığımız özel seramik sırları, ilk pişirimin ardından uygulanarak eserin yüzeyinde camsı, koruyucu ve parlak bir doku oluşturuyor. Çamurun doğal yöntemlerle kuruması süreci haliyle zaman alıyor; bu sebeple bir eserin tüm aşamalardan geçerek tamamlanması ortalama bir haftayı buluyor. Çalışmalarımızda zanaatın özüne sadık kalarak, endüstriyel unsurlardan uzak, tamamen geleneksel ve köklü yöntemleri esas alıyoruz' dedi.




