Yerel

Kayserili avukatın kaleminden dijital çağa gönderme: 'BENVERİ'

Kayserili Avukat ve Yazar Emir Akpınar'ın dijital çağı ele aldığı ilk kitabı BENVERİ okurlarla buluştu. Akpınar kitabıyla ilgili yaptığı açıklamasında; 'Bu kitap, dijital emperyalizme karşı insanın kendi hikayesini geri alma mücadelesidir' dedi.

Abone Ol

Kayserili Avukat ve Yazar Emir Akpınar'ın dijital çağı ele aldığı ilk kitabı BENVERİ okurlarla buluştu. Akpınar kitabıyla ilgili yaptığı açıklamasında; 'Bu kitap, dijital emperyalizme karşı insanın kendi hikayesini geri alma mücadelesidir' dedi.

Akpınar, geçirdiği bir kaza sonrasında bir hastane odasında kitabı yazmaya karar verdiğini söyleyerek; 'Ben adalet, mülkiyet ve insan hakları üzerine adliye koridorlarında edindiğim birikimi, dijital çağın getirdiği felsefi sorunlarla birleştirerek edebi bir zemine taşımak istedim. BENVERİ'nin arkasında kurgudan öte, çok somut ve sarsıcı bir yaşam öyküsü var. Aralık 2024 yılında, hayatımın akışını tamamen değiştiren çok ağır bir trafik kazası geçirdim. Hastane odasında, o uzun tedavi ve iyileşme sürecinde, tavanı izleyerek geçirdiğim gecelerde insanı, haklarımızı ve modern dünyayı çok derinden sorgulama fırsatım oldu. Bir hukukçu olarak mahkemelerde savunduğum 'hürriyet' kavramının, dijital dünyada ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu hissettim. Eğer o kazada benliğim silinseydi, geriye benden sadece sistemin optimize ettiği dijital veriler kalacaktı. İşte BENVERİ, o hastane odasındaki sessizliğin, o kaza sonrası gelen büyük yüzleşmenin ve dijital koda karşı mürekkebin direnişinin bir ürünü olarak doğdu. Kitabın basım süreci benim için çok heyecan vericiydi. Bir yazarın ilk kitabında, onun felsefesini ve anlatmak istediği o derdi anlayan bir ekiple çalışması çok büyük bir şanstır. Kitabımız Mayıs 2026'da okurla buluştuğu andan itibaren özellikle nitelikli okur kitlesinden, akademisyenlerden çok güzel geri dönüşler aldık. Hatta şu an eserin ulaştığı bu başarıyı daha da ileriye taşımak için global bir sesli kitap platformunda yayınlanması yönünde prodüksiyon ve başvuru süreçlerimizi de yayınevimizle birlikte aktif olarak yürütüyoruz. Anadolu'dan çıkan bu çığlığın tüm Türkiye'ye, hatta dünyaya sesini duyurması en büyük temennimiz' dedi.

Kitabın içeriği ile ilgili bilgi veren Akpınar, 'Okuyucu, yakın bir gelecekte, 2036 yılının İstanbul'unda uyanacak. Ama bu İstanbul, bildiğimiz sokaklardan ibaret değil; her adımın, her nefesin, her duygunun dijital olarak izlendiği ve puanlandığı bir 'kontrol toplumu'. Kitabın ismi tam olarak bu ironiden doğuyor: İnsanın kendi benliğini unutup, sistemin gözünde sadece bir 'veri' haline gelmesi. Teknolojinin insanı özgürleştirmek yerine nasıl gönüllü bir köleye dönüştürdüğünü, her şeyin şeffaflaştığı ama insanlığın karanlıkta kaldığı bir dünyayı anlatıyorum. Romanın merkezinde ise karakterlerden Atlas, bu dijital kuşatmanın ortasında analog kalmaya, insani olanı korumaya çalışan bir karakter; mürekkep kokulu bir matbaası var. Onun dünyasını altüst eden kırılma noktası, eşi Elif'i kaybetmesi oluyor. Sistem, 15 dakikalık bir 'veri optimizasyon hatası' yüzünden Elif'in hayatına son veriyor. Bir insan hayatının, bir algoritma tablosunda sadece küçük bir 'hata payı' veya 'sapma' olarak görülmesi Atlas'ı sarsıyor. O andan itibaren Atlas için süreç bir yas tutma anı değil, dijital panoptikona karşı bir hakikat ve direniş savaşına dönüşüyor. Kitapta Yasemin karakteri, aslında etten kemikten bir insan değil; o, tüm şehri, tüm hayatı yöneten o soğuk, kusursuz ve acımasız yapay zeka algoritmasının ta kendisi. İnsanları bizden daha iyi tanıdığını iddia eden, toplumu 'hizaya sokan' o görünmez elin vücut bulmuş hali. Yasemin, bugünün algoritmalarının gelecekte ulaştığı o mutlak güç tekelini sembolize ediyor. Atlas'ın mürekkep kokulu matbaasına ve insani hatalarına düşman, çünkü onun dünyasında hataya yer yok, sadece optimizasyon var. Murat karakteri bu dijital diktatörlüğün hukuki ve siyasi altyapısını kuran, gücü elinde tuttuğunu sanan bir figür. Onun bir anda parlayıp sonra arka plana düşmesi, aslında sistemin büyüklüğünü anlatıyor. Dijital panoptikonda şahısların, makamların veya siyasi figürlerin bir önemi yoktur; sistem o kadar devasadır ki, onu var eden piyonları bile zamanı geldiğinde bir veri gibi kenara atar, harcar. Murat'ın kayboluşu, sistemin insansızlaşma hızının bir göstergesidir' ifadelerini kullandı.

Akpınar, kitabının dijital emperyalizme karşı insanların kendi hikayesini alma çabası olduğunu söyleyerek, 'Kitabın ilk yarısı, karakterlerin ve dünyanın bu teorik arka planıyla örüldü. Foucault'nun 'Gözetim Toplumu' teorisini ve Han'ın 'Şeffaflık Toplumu' eleştirisini kurgunun kılcal damarlarına yerleştirdim. Ancak kitabın ortasından itibaren bu felsefi anlatı pat diye kesiliyor ve yerini çok hızlı, sinematik bir aksiyona bırakıyor. Çünkü anlatmak istediğim şuydu; Bir yere kadar felsefe yapar, durumu analiz edersiniz; ama bıçak kemiğe dayandığında, yani sistem hayatınızı elinizden aldığında artık düşünme vakti biter, pratik direniş başlar. Edebi dilde 'tekrar etme' dediğimiz bu sanatı bilinçli bir tasarım olarak kullandım. O tekrarlar, Atlas'ın maruz kaldığı dijital travmanın, zihnindeki o büyük karmaşanın ve şokun birer yankısı. Karakter, verilerin içinde boğulurken bir gerçeği hafızasına sızdırmaya, mühürlemeye çalışıyor. Kelimelerin o ritmik döngüsü, okuyucunun da o andaki psikolojik baskıyı ve tempoyu iliklerine kadar hissetmesini sağlıyor. Az cümleyle, kelimelerin frekansını artırarak çok şey anlatma çabası diyebiliriz. Kitabın sonunda Atlas'ın çocuklarına söylediği çok temel bir söz var; 'Veri sizseniz, hikâye de sizindir. Kendi hikayenizi bir algoritmanın yazmasına izin vermeyin'. Ben okuyucunun kitabı kapattığında telefonunun ekranına bakıp ürkmesini istiyorum. Bizler birer tüketici profili, birer dijital skor veya takipçi sayısından ibaret değiliz. Acılarıyla, hatalarıyla, yas tutma becerisiyle insanı insan yapan o kusurlara sahip çıkmalıyız. Bu kitap, dijital emperyalizme karşı insanın kendi hikayesini geri alma mücadelesidir' dedi.

{ "vars": { "account": "G-4GYQPT9DVY" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }