Çanakkale Boğazı'nda 1953 yılında 81 denizcinin yaşamını yitirdiği Dumlupınar denizaltı faciası, yüzde 100 yapay zeka destekli sinematik üretim teknikleriyle arşivler, tanıklıklar ve döneme ait belgeler temel alınarak film haline getiriliyor. Tamamı yapay zeka ile oluşturulan ilk Türk filmi olacak olan 'DUMLU' 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nda gösterime girecek.
Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından Dumlupınar denizaltı faciası, yapay zeka destekli sinematik tekniklerle hazırlanan 'DUMLU' projesiyle yeniden izleyiciye aktarılacak. Türkiye'de ilk kez bu ölçekte kullanılan yapay zeka destekli üretim teknikleriyle hazırlanan yapımda arşiv fotoğrafları, resmi belgeler ve tanıklıklar temel alındı. Döneme ait yüzlerce fotoğraf yapay zeka ile renklendirilerek yüksek çözünürlükte yeniden üretildi, sahne sahne işlenerek sinematik video sekanslarına dönüştürüldü. Işık, renk, ses ve mekan tasarımlarında 1950'li yılların atmosferine bağlı kalındı.
Yapımcılığını STE Prodüksiyon ve Erhan Ertarman'ın üstlendiği projeye MOVE Travel&Mice ana sponsor olarak destek verdi. 'DUMLU'nun 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nda dijital platformlarda izleyiciyle buluşması, ayrıca yerel ve ulusal televizyon kanallarında yayınlanarak geniş kitlelere ulaştırılması planlanıyor.
Yapımcı Erhan Ertarman, Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından biri olan Dumlupınar denizaltı faciasını konu alan 'DUMLU' adlı belgeselin yapay zeka destekli üretim teknikleriyle hazırlandığını ve 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nda izleyiciyle buluşacağını açıkladı. 30 yıl boyunca gazetecilik ve televizyonculuk yaptığını kaydeden Ertarman, 'Yapay zekanın gelişmesiyle birlikte yeni bir kulvara yöneldim. Gençlerimize bir hatıra bırakmak ve tarihe bir sayfa açmak amacıyla Dumlupınar denizaltı faciasının hazin öyküsünü anlatan bir projeye başladık. Bu, bir hikâyeden öte Türk denizcilik tarihinin en acı gerçeklerinden biridir. NATO tatbikatı dönüşünde gece saat 02.45'te İsveç bandıralı Naboland gemisiyle çarpışan denizaltı, Çanakkale Boğazı Nara Burnu açıklarında 90 metre derinliğe batar. 81 kişilik mürettebattan yalnızca 5 kişi kurtulur. 8 kişi sağ çıkarılmasına rağmen 2'si Naboland gemisinin pervanelerine kapılarak, biri ise boğularak şehit olur. Kurtarma operasyonu tam 3 gün sürer. 1953 yılının kısıtlı imkânları nedeniyle denizaltıya bir türlü ulaşılamaz. Kıç torpido bölümünde 72 saat hayatta kalmaya çalışan 22 denizciye maalesef orada veda edilir. Sürenin dolmasının ardından hazin bir törenle sonsuz nöbetlerine uğurlanırlar' dedi.
'Amacımız unutulmayan bir tarih bırakmak'
Ertarman, projeye ilişkin şunları söyledi:
'Kazanın başlangıcından kurtarma çalışmalarına ve törene kadar olan süreci tamamen yapay zeka ile üretilen bir belgesel hâline getirmeye çalıştık. Yaklaşık 6 aydır üzerinde çalıştığımız bu projeyi 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nda tüm denizcilerimize armağan etmeyi hedefliyoruz. Amacımız unutulmayan bir tarih bırakmak. Yapım süreci oldukça zorluydu. Canlı bir sinema seti kadar olmasa da döneme ait tüm fotoğraflar tarandı, belgeler incelenerek yapay zekaya aktarıldı. Görseller dönemin atmosferine uygun şekilde renklendirildi ve bu fotoğraflar üzerinden senaryoya uygun sahneler üretildi' şeklinde konuştu.
'Özellikle 1950'li yılların renk tonlarını yakalamak ayrı bir titizlik gerektirdi'
'Montaj tamamlandığında ortaya güçlü bir tarih belgeseli çıkacağına inanıyorum' diyen Ertarman, 'Bu belgeselde yapay zeka aracılığıyla duyguların izleyiciye doğrudan ulaşacağını düşünüyorum. Epik müzikler özel olarak tasarlandı. Dumlupınar'ın hafızalara kazınan 'Ah bir ataş ver' türküsü hem orkestral hem de epik yorumlarla yeniden işlendi. Maliyet açısından bir prodüksiyon filminin yaklaşık yarısı kadar bir bütçe oluştu ancak bu projede en büyük maliyet para değil, zamandı. Çünkü bir sahneyi bazen yüzlerce kez yeniden üretmek zorunda kaldık. Yapay zekâdan alınan çıktılar her zaman beklentiyi karşılamıyor; 20 saniyelik bir sahne için bile onlarca deneme yapmak gerekiyor. Özellikle 1950'li yılların renk tonlarını yakalamak ayrı bir titizlik gerektirdi. Senaryo yazımında eşimden büyük destek aldım, müzik konusunda ise oğlum katkı sağladı. Bu proje hem bir ekip işi hem de bir gönül emeği olarak ortaya çıktı' ifadelerini kullandı.




