Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Volkan Tuğcu, ''Da Vinci Single Port sistemi, minimal invaziv cerrahiyi bir adım öteye taşıyarak daha az doku hasarı, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme imkanı sunuyor'' dedi.
Robotik cerrahi alanındaki gelişmeler, artık birçok hastalığın tedavisinde daha az invaziv yöntemlerin kullanılmasına imkân sağlıyor. Da Vinci SP (Single Port) cerrahi sistemi, tek kesiden yapılan ameliyatlarla farklı cerrahi branşlarda kullanılan modern tedavi seçeneklerinin başında yer alıyor. Geleneksel robotik cerrahide kullanılan çoklu giriş deliklerinin aksine, tüm operasyonun tek bir küçük kesiden gerçekleştirilmesine olanak tanıyan Da Vinci Single Port (SP), hasta konforunu ve cerrahi hassasiyeti önemli ölçüde artırıyor.
'Amaç daha az doku hasarı ve hızlı iyileşme'
Liv Hospital Vadistanbul Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Volkan Tuğcu, Da Vinci Single Port sisteminin minimal invaziv cerrahiyi bir adım öteye taşıyarak daha az doku hasarı, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu belirtti. Sistemin minimal invaziv cerrahinin en gelişmiş örneği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tuğcu, 'Bu sistem tek bir küçük giriş noktasından yapılan robotik cerrahi yöntemidir. Amacımız daha az doku hasarı ile hastanın daha hızlı ve konforlu şekilde iyileşmesini sağlamaktır' dedi.
Bu yenilikçi yöntem, göbek deliği gibi vücudun doğal boşluklarından vücuda girilip ameliyata imkan sağlıyor. Geleneksel yöntemlerle karşılaştırıldığında bu yaklaşım, ameliyat sonrası dönemde hastalarda daha az ağrı, daha az analjezik riski, daha az bağırsak problemleri görülmesi ve daha iyi kozmetik sonuçlar ile hastalara erken sürede taburculuk ve sosyal hayata hızlı dönüş imkanı tanımaktadır.
'Cerraha eşsiz bir görüş ve uygulama alanı tanıyor'
Da Vinci SP sisteminin yaklaşık 2.7 santimetrelik tek bir kesiden vücuda giriş yapılmasına imkân tanıdığının altını çizen Prof. Dr. Tuğcu, sistemin teknik üstünlüklerini şöyle anlattı:
'Bu noktadan kamera ve cerrahi aletler birlikte kullanılır. Bu özel kanaldan içeri giren üç adet eklemli enstrüman ve bir adet yüksek çözünürlüklü 3D kamera, dar alanlarda bile insan elinin kapasitesinin çok ötesinde bir hareket kabiliyeti sergiler. Bu 'dar alan' becerisi, özellikle derin yerleşimli organlara erişimde cerraha eşsiz bir görüş ve uygulama alanı tanır. Üç boyutlu yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve robotik enstrümanlar sayesinde cerrahlar dar alanlarda dahi hassas şekilde operasyon gerçekleştirebilir.'
'Birçok farklı cerrahi branşta güvenle kullanılıyor'
Da Vinci SP sisteminin çok yönlü bir teknoloji olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tuğcu, 'Sistem; ürolojik cerrahi, genel cerrahi, meme cerrahisi, jinekolojik cerrahi, göğüs cerrahisi ve kulak burun boğaz (KBB) cerrahisi alanlarında başarıyla uygulanabilmektedir' diyerek branşlara göre kullanım alanlarını detaylandırdı:
Ürolojide: Prostat kanseri, böbrek tümörleri ve idrar yolu cerrahileri
Genel cerrahide: Belirli tümör ameliyatları
Kadın hastalıklarında: Rahim ve yumurtalık operasyonları
Meme cerrahisinde: Seçilmiş uygun vakalar
Göğüs cerrahisinde: Akciğerle ilgili cerrahi girişimler
KBBalanında: Baş-boyun tümörleri bu yöntemle tedavi edilebilmektedir.
'İyileşme sürecini radikal şekilde hızlandırıyor'
Yöntemin hastaların toparlanma sürecine olan radikal katkılarına değinen Prof. Dr. Volkan Tuğcu, öne çıkan klinik faydaları dört ana başlıkta özetledi:
'' Minimal invaziv yaklaşım: Tek bir kesiden girilmesi ve göbek deliği gibi doğal anatomik hatların kullanılması sayesinde doku travması en aza iner.
Daha az ağrı ve hızlı toparlanma: Kesi sayısının bire düşmesi, ameliyat sonrası ağrı seviyesini ve analjezik (ağrı kesici) ihtiyacını ciddi oranda azaltır. Hastalar günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede döner.
Kozmetik üstünlük ve azalan riskler: Operasyon izinin neredeyse görünmez olması estetik açıdan büyük avantaj sağlarken; cerrahi manipülasyonun azalması sayesinde ameliyat sonrası daha az bağırsak problemi gözlemlenir.
Düşük komplikasyon riski: Yapay zeka destekli hassas hareket kabiliyeti, operasyon sırasındaki kan kaybını ve enfeksiyon riskini minimalize eder. ''
Doğal açıklıklardan kesitsiz cerrahi ve zorlu vakalar
Sistemin bazı hastalarda vücutta hiçbir dış kesi yapılmadan cerrahiye imkan tanıyabildiğini belirten Prof. Dr. Tuğcu, 'Ağız içi, vajinal yol ve anal bölge gibi doğal açıklıklar kullanılarak uygun hastalarda ameliyatlar gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca daha önce açık veya kapalı operasyon geçirmiş hastalarda oluşan karın içi yapışıklıklar cerrahiyi zorlaştırabilir. Da Vinci SP sistemi, sunduğu farklı giriş teknikleri ve esnek hareket kabiliyeti sayesinde bu zorlu hastalarda dahi minimal invaziv cerrahiyi mümkün kılmaktadır' açıklamasında bulundu.
Prostat, böbrek ve mesane kanserlerinde altın standart
Da Vinci SP'nin özellikle son dönemde ürolojik cerrahilerde altın standart haline geldiğini ifade eden Prof. Dr. Tuğcu, sistemin dar ve derin anatomik bölgelerdeki spesifik avantajlarını şöyle aktardı:
'' Prostat kanseri: Radikal prostatektomi operasyonlarında, erkeklik fonksiyonları ve idrar tutma kasları için hayati önem taşıyan sinir koruyucu cerrahinin en hassas şekilde uygulanmasına imkan verir.
Böbrek cerrahisi: Parsiyel nefrektomi (böbreğin sadece tümörlü kısmının alınması) işlemlerinde sağlam böbrek dokusunu maksimum düzeyde korur.
Mesane ve üreter ameliyatları: Dar idrar yollarındaki yapısal (rekonstrüktif) işlemlerde yüksek başarı oranı sağlar. ''
Sistemin dünyadaki ve ülkemizdeki gelişim sürecine de değinen Prof. Dr. Volkan Tuğcu, '2018 yılında ABD'de kullanılmaya başlanan sistem, 2024 yılında Avrupa'da CE belgesi almıştır. Türkiye'de ise 2025 sonrası dönemde aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu ileri teknoloji sayesinde hastalarımız artık daha az ağrı ile çok daha hızlı iyileşmektedir. Hekim olarak amacımız, her zaman hastaya en az cerrahi travmayı yaşatarak en yüksek tedavi konforunu ve faydasını sağlamaktır' ifadelerini kullandı.





