Edirne'de yaşayan 12 Eylül 1980 darbesinin mağdurlarından Ekrem Demir, darbe döneminde yaşadıklarını anlattı. Demir, 12 Eylül sürecinde çok sayıda arkadaşının tutuklandığını, cezaevlerine gönderildiğini ve ağır işkencelere maruz kaldığını belirterek, yaşanan dönemin unutulmaması gerektiğini söyledi.

12 Eylül döneminde Türk milliyetçileri ve ülkücülerin ağır bedeller ödediğini ifade eden 12 Eylül 1980 darbesinin mağdurlarından Ekrem Demir, arkadaşlarının yıllarca cezaevlerinde kaldığını, bazı ülküdaşlarının ise idam edildiğini dile getirdi. Darbelere karşı olduklarını vurgulayan Demir, dönemin MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in demokrasiye ilişkin sözünü kendilerine şiar edindiklerini belirtti. Demir, aradan geçen yıllara rağmen 12 Eylül döneminde yaşananların hafızalardaki yerini koruduğunu ifade ederek, o döneme ilişkin bir anısını da paylaştı. Konuşmasının sonunda annesini o dönemde üzdüğü için hakkını helal etmesini dileyen Demir, arkadaşlarına ve davasına sahip çıkmaya devam ettiğini ifade etti.

'12 Eylül bizim için kara bir Eylül'

12 Eylül döneminin Türk milliyetçileri açısından ağır sonuçları olduğunu belirten Ekrem Demir, çok sayıda arkadaşının tutuklandığını ve uzun yıllar cezaevlerinde kaldığını ifade ederek, 'Biz evet, 12 Eylül'ü yaşadık. Hem de acı bir şekilde yaşadık. Bizim arkadaşlarımız 12 Eylül'den bahsederken 'Kara Eylül' olarak adlandırırlar. 12 Eylül bizim için kara bir Eylül. Türk milliyetçileri tutuklandı, zindanlara atıldı. Büyük bir bölümü 14 sene, 15 sene cezaevlerinde kaldı. İdam sehpalarına giden arkadaşlarımız oldu, ülküdaşlarımız oldu. Uzun zaman cezaevlerinde kalan, sürgünde kalan arkadaşlarımız oldu. Evet, 12 Eylül'ü, kara Eylül'ü çok acı bir şekilde yaşadık' dedi.

'En kötü demokrasi, en iyi örfi idareden daha iyidir'

Darbelere her zaman karşı olduklarını vurgulayan Demir, '12 Eylül'ü yaşayan Türk milliyetçileri, ülkücüler, devlete hizmet etme noktasında siyaset yapan ülküdaşlarımızdı. Darbelere her zaman karşı olmuşuz. Bu konuda rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in çok güzel bir sözü var. 'En kötü demokrasi, en iyi örfi idareden daha iyidir' şeklinde. Biz bunu kendimize şiar edindik. Yani Türk milliyetçileri, ülkücüler darbelere her zaman karşı olmuştur' dedi.

'Öfkemiz, kinimiz, nefretimiz bir gün bile azalmadı'

Samsun'a gelin olan Kenyalı 'Kosgei' Müslüman oldu, 'Sıla' ismini aldı
Samsun'a gelin olan Kenyalı 'Kosgei' Müslüman oldu, 'Sıla' ismini aldı
İçeriği Görüntüle

Aradan geçen yıllara rağmen 12 Eylül döneminde yaşananların unutulmadığını ifade eden Demir, 'Türk siyaset tarihinde baktığımız zaman da maalesef ülkemizde birçok darbe ve darbe girişimleri yaşandı. 12 Eylül de bunlardan bir tanesi. Biz de 12 Eylül'ü yaşadık, 12 Eylül'ü gördük. Dolayısıyla aradan 46 sene gibi bir zaman geçti ama öfkemiz, kinimiz, nefretimiz bir gün bile unutmuş değiliz, azalmış değil. Aynı kin ve nefretle iktidarları nefretle kınıyoruz. Türk milliyetçileri vatanını çok fazla sevdi, bayrağını çok fazla sevdi, milletini çok fazla sevdi. Eğer bu suçsa biz bu suçu dün de işledik, bugün de işlemeye devam edeceğiz. Dolayısıyla o dönemin mağdurlarının büyük bir bölümü bu dünyadan göç etmiş insanlar. Geride onların çocukları kalmış. Bizim gibi dünyada olanlar var. Bu konuda müteessiriz. Dolayısıyla 12 Eylül'de Türk milliyetçileri vatanı ve devleti için vardı. Bugün de onun için var olacak, yarın da aynı şekilde var olmaya devam edeceğiz' diye konuştu.

'Arkadaşlarımızı, davamızı satmadık'

12 Eylül döneminde ağır işkenceler ve baskılar yaşandığını belirten Demir, 'Aklınıza ne kadar kötü bir şey gelirse o Türk milliyetçilerine ve ülkücülere uygulandı. Yani en ağır işkenceden tutun da en ağır sorgu, hakarete varıncaya kadar hepsi yapıldı. Bir gün ilçede, bulunmuş olduğum ilçede ortam çok gergindi. Rahmetli anneciğim de beni o ortamdan alıp çıkmak istiyor. Beni götürmek istiyor. Ben de ısrarla arkadaşlarımla kalmak istiyorum. Annem zorluyor beni götürmek için. Ben gitmek istemiyorum. En son baktım ki annem beni bırakmayacak. Anneme şunu söyledim: 'Ya anacığım, senin kaç tane oğlun var?' Dedi, 'Oğlum beş.' Dedim, 'Ana, birini sayma. Ben yokum.' Ve annem ağlaya ağlaya o gün köye gitti. Diyeceğim şu: Yani biz o dönem arkadaşlarımızı satmadık. Annemi yalnız bıraktım. Annemin yalnız olarak köye gitmesine gönlüm razı geldi ama arkadaşlarımı yalnız bırakmaya gönlüm razı gelmedi. Biz arkadaşlarımızı, davamızı satmadık. Böyle davamıza ve arkadaşlarımıza sahip çıktık. Annemi o dönemde çok üzdüğüm için hakkını umarım helal etmiştir' ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA