Tibet ve Orta Asya gibi köklü kültürlerden günümüze ulaşan asırlık sesle şifa geleneği, modern enstrümanlar aracılığıyla yeniden yaşatılıyor. Belirli frekanslardaki ses dalgalarını kullanan bu meditasyon yöntemi, insan zihnini ve bedenini sakinleştirerek iyileştirici bir etki sunuyor.
Ses terapisi, alternatif bir rahatlama yöntemi olarak büyükşehirlerin karmaşık yapısından uzaklaşmak isteyen bireyler için bir kaçış noktası oluşturuyor. Farklı ritim ve tınıların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan titreşimler, sinir sistemini yatıştırarak günlük yaşamın getirdiği stres düzeyini önemli ölçüde azaltıyor. Ses çanakları, handpan, kristal kaseler, gongsiller ve şaman davulları gibi çeşitli ekipmanların kullanıldığı bu uygulamalar, dinleyicilere derin bir içsel huzur ile odaklanma imkanı tanıyor. Handpan atölyeleri düzenleyerek insanları sesin iyileştirici gücüyle buluşturan işletmeci Yavuz Başkurt, ses meditasyonuna ilginin her geçen gün arttığını belirtti. Sesin insan doğası üzerindeki dönüştürücü etkisini atölyelerinde katılımcılara aktaran Başkurt, 'Ses meditasyonu ekipmanları arasında ses çanakları, handpan, kristal kaseler, gongsiller ve şaman davulları bulunuyor. Bu enstrümanları genellikle yoga sonrasındaki dinlenme pozisyonunda çalıyoruz. Her birinin farklı ve insan doğasına iyi gelen, sakinleştirici bir frekansı bulunuyor' dedi.
Osmanlı'dan günümüze şifa kültürü
Handpan enstrümanının 2000'li yılların başlarında İsviçre'de icat edildiğini ve farklı makamlara göre akort edilebildiğini aktaran Başkurt, kendi kullandıkları modelin 9 notadan oluşan Kürdi makamında olduğunu ifade etti. Hicaz makamının da oldukça etkileyici olduğunu dile getiren Başkurt, 'Osmanlı döneminde, özellikle Edirne tarafında su ve ses kullanılarak uygulanan şifa yöntemleri vardı. Günümüzde de bu köklü kültürü, farklı enstrümanların yaydığı şifalı frekanslarla modern bir şekilde yaşatmaya devam ediyoruz' şeklinde konuştu.
Enerji merkezlerini dengeliyor
İnsan bedeninde yedi farklı enerji merkezi bulunduğunu ve Nepal'den getirilen ses çanaklarının bu merkezleri dengelemeye yardımcı olduğunu belirten Başkurt, çakraların işlevlerini anlattı. Başkurt, 'Alt üçgen olarak adlandırdığımız kök, sakral ve solar pleksus çakraları; korku, güven ve özgüven gibi bedensel duygularımızla ilişkilidir. Ortada yer alan kalp çakrası sevgiyle bağ kurarken; üst çakralardan boğaz kendini ifade etmeyi, üçüncü göz sezgiselliği, taç çakrası ise Yaradan ile olan bağlantıyı temsil ediyor' açıklamasında bulundu.
Uyku ile uyanıklık arasında yolculuk
Şaman davulları ve doğa seslerinin çok eski dönemlerden bu yana meditasyonlarda kullanıldığını hatırlatan Başkurt, sesin zihin üzerindeki meditatif etkilerini vurguladı. Başkurt, 'Çanakları çaldığımızda frekanslar arasında geçişler yaşanıyor. Bu süreçte danışanların beyin dalgaları alfa, beta ve teta seviyeleri arasında gidip geliyor. Bu durum insanlara uyku ile uyanıklık arasında huzurlu bir ses yolculuğu yaşatıyor' ifadelerini kullandı.
Pratik ve iyileştirici
Bu enstrümanlarla her gün pratik yaptığını ve zaman zaman mağaza önünde çalarak çevreden olumlu dönüşler aldığını sözlerine ekleyen Başkurt, 'Handpan gerçekten çok şifalı ve meditatif bir sese sahip. Dışarıda çalarken duyanların çok hoşuna gidiyor. Deneyimlemek isteyen herkese kapımız açık. Üstelik çalması oldukça basit ve pratik bir enstrüman' diyerek sözlerini tamamladı.




