AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Mersin'de düzenlenen programda konuşan Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, partinin 25 yıllık siyasi sürecini değerlendirerek, 'AK Parti, 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye'nin açık ara en büyük siyasi partisidir' dedi.
AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Mersin İl Başkanlığı binasında basın açıklaması gerçekleştirildi. Programa, AK Parti'nin kuruluşundan bu yana çeşitli kademelerde görev almış isimlerin yanı sıra, eski ve yeni milletvekilleri ve çok sayıda partili katılarak, birlik ve beraberlik mesajları verdi.
Programda konuşan AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, partisinin 25 yıllık süreçte Türkiye'de hayata geçirdiği çalışmalara değinerek, gelecek döneme ilişkin hedeflerini anlattı. AK Parti'nin 25 yıllık siyasi yolculuğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aldemir, 'Bundan tam 25 yıl önce, 14 Ağustos 2001'de bir millet hareketi olarak AK Parti, 'Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' diyerek Türkiye'nin yarınlarına açılan yeni bir yolun ilk adımını attı. Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, vesayetin ve yasakların ülkemizin üzerine ağır bir gölge gibi çöktüğü bir dönemde kurulan AK Parti, yalnızca yeni bir siyasi parti değil, aziz milletimizin değişim iradesinin, demokrasi talebinin ve güçlü Türkiye idealinin adı oldu. Milletimiz kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Parti'yi tek başına iktidara taşıyarak ülkenin geleceğini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı' ifadelerini kullandı.
'Türkiye'nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla karşılaştık'
AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadar geçen süreçte yaşanan gelişmelere değinen Aldemir, '3 Kasım 2002'den itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde tarihin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden birine girdi. AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık, milletimizin emanetini taşıdık, ülkemizin yükünü omuzladık. Türkiye'yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin mücadelesini verdik. Bu yolculuk boyunca, kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, gezi olaylarından 17-25 Aralık kupasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar demokrasimizi, milli iradeyi ve Türkiye'nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik. Her defasında milletimize güvenindik, milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye'nin istikametinin değiştirilmesine müsaade etmedik' diye konuştu.
Terörle mücadele sürecine de değinen Aldemir, 'Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik güçlerimizin fedakar mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından kurtardık. Bu tarihi kazanıma şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına sahip çıkarak, birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız' şeklinde konuştu.
'Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık'
Demokrasi, temel hak ve özgürlükler alanında gerçekleştirilen çalışmalara da değinen Aldemir, şöyle devam etti; 'Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık. Milli iradeyi devlet yönetiminden gerçek merkezi haline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik. Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiç kimsenin, bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik.'
'86 yılın ardından yeniden ibadete açılmasını sağladık'
Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına da değinen Aldemir, 'Milletimizin yüreğinde taşıdığı büyük bir hasreti sona erdirdik. Ayasofya'yı Kebir Camii Şerifinin zincirlerini kırarak, 86 yılın ardından yeniden ibadete açılmasını sağladık. Böylece yalnızca tarihi bir emanete sahip çıkmadık, Türkiye'nin kendi değerleri ve kararları üzerinde söz sahibi olduğu, bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu bütün dünyaya ilan ettik' dedi.
'81 ilimizin tamamını üniversite ile buluşturduk'
Sağlık, eğitim, konut ve sosyal destek alanlarında hayata geçirilen çalışmalara da değinen Aldemir, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla sosyal devletin imkanlarını toplumun bütün kesimleriyle buluşturduk. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri, şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk. Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurttan teknoloji altyapısına kadar büyük bir seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversite ile buluşturduk. TOKİ'leriyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk. Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık' ifadelerini kullandı.
'Türkiye'yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattık'
Ulaşım, altyapı ve teknoloji alanında gerçekleştirilen yatırımlara da değinen Aldemir, Türkiye'nin bu süreçte önemli projelere imza attığını belirterek, 'Türkiye'yi ulaşım ve altyapıda çağ atladık. Örülmüş yollarla şehirlerimizi birbirine bağladık. Yüksek hızlı tren ağlarını ülkenin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu projeleri gerçeğe dönüştürdük. Türkiye'yi teknoloji üreten, tasarlayan ve geliştiren bir ülke haline getirdik. Yarım asrı aşan yerli otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük. Kendi otomobilini, insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, helikopterlerini ve uçaklarını üretebilen güçlü bir Türkiye inşa ettik. İHA'larımız, SİHA'larımız, Bayraktar TB2, Akıncı, Anka, Kızılelma, Hürjet, Kaan, Atak, Gökbey, TCG Anadolu ve Altay tankı gibi yerli ve milli projelerimizle savunma sanayinde Türkiye'nin adını dünyanın önde gelen ülkeleri arasına yazdırdık' şeklinde konuştu.
'İlk astronotu uzaya gönderdik'
Türkiye'nin uzay ve uydu teknolojileri alanındaki çalışmalarına da değinen Aldemir, 'Cumhuriyet tarihimizin ilk astronotunu uzaya gönderdik. İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat 6A'yı uzayla buluşturduk. Milli uzay programımızla Türkiye'nin iddiasını gökyüzünün ötesine taşıdık' diye konuştu.
'Karadeniz'de keşfettiğimiz doğalgazı milletimizin hizmetine sunduk'
Enerji alanında gerçekleştirilen yatırımlar ve yerli kaynakların ekonomiye kazandırılmasına ilişkin de konuşan Aldemir, 'Karadeniz'de keşfettiğimiz doğalgazı milletimizin hizmetine sunduk. Gabar'daki petrol üretimiyle yeraltı kaynaklarımızı ülke ekonomisine kazandırdık. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeni keşiflerle enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerledik' dedi.
'Bölgedeki gelişmelere yön veren bir Türkiye inşa ettik'
Ekonomi, ihracat ve dış politika alanındaki gelişmelere de değinen Aldemir, '2002 yılında 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 270 milyar doların üzerine taşıdık. Üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan ve küresel rekabette söz sahibi olan bir Türkiye ekonomisinin temellerini attık. Sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve girişimcimizin önünü açtık. Türkiye'nin gücü ve imkanlarını belirli merkezle sınırlı bırakmadık, yatırımları ve kalkınmayı 81 ilimize yaydık. Dış politikada kendi kararlarını alan, sahada ve masada güçlü, bölgedeki gelişmelere yön veren bir Türkiye inşa ettik. Ülkemizi yalnızca kendi vatandaşlarının değil, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlumların umudu haline getirdik. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğiyle uluslararası meselelerde görüşü aranan, sözü dinlenen ve attığı adımlar yakından takip edilen bir ülke konumuna ulaştı' ifadelerini kullandı.
'11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye'nin açık ara en büyük siyasi partisidir'
AK Parti'nin üye sayısına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aldemir, partinin en büyük gücünün milletle kurduğu bağ olduğunu ifade ederek, 'Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmi verilere göre 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye'nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı, milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatımızın fedakar çalışmasının ve Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir. Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava arkadaşıdır. AK Parti'nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikayemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir' dedi.
'Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz'
Gelecek döneme ilişkin hedeflere de değinen Aldemir, 'Terörsüz Türkiye kazanımını kalıcı hale getiren sivil ve özgürlükçü anayasayla demokrasisini güçlendirmiş, yüksek teknolojide öncü, ekonomide daha güçlü, enerjide ve savunmada tam bağımsız bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 'Türkiye Yüzyılı'nı milletimizle birlikte inşa edeceğiz' ifadelerine yer verdi.





