Bartın Üniversitesi'nde düzenlenen İhtisas Akademisi'nin ilk dersini veren Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 'Türkiye'nin Demokratikleşme Adımları ve Küresel Adalet Vizyonu' başlıklı konuşmasında, yargı eleştirilerine tepki göstererek, ''Türkiye'nin yargı bağımsızlığı ile ilgili hukuk devleti ile ilgili bir takım eleştirilerde, haddi, hududu, sınırı aşan eleştirilerde bulunanlar var'' dedi.

Türkiye Gençlik Vakfı tarafından Bartın Üniversitesi'nde gerçekleşen TÜGVA İhtisas Akademisi'nin açılış dersini Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç verdi. Türkiye'nin Demokratikleşme Adımları ve Küresel Adalet Vizyonu hakkında konuşan Yılmaz Tunç, Türkiye'nin Cumhuriyet öncesi ve sonrası, AK Parti İktidarı öncesi ve sonrasındaki demokratik çabaları hakkında detaylı bilgiler verdi.

''Her 10 yılda bir muhtıralarla, darbelerle demokratik siyasi hayatımızın gelişmesi engellendi''

Türkiye Cumhuriyeti'nin darbeler tarihi ile ilgili de bilgiler veren Tunç, ''Her 10 yılda bir muhtıralarla, darbelerle demokratik siyasi hayatımızın gelişmesi engellendi. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı dönemler, bizim, sizin gibi üniversitede olduğumuz yıllara denk geldi. O dönemlerde kız arkadaşlarımız, başları örtülüyse derslere giremezlerdi, yasaktı. Memurların kılık kıyafet özgürlüğü yoktu. 28 Şubat'ta baş örtüsü taktığı için memurluktan atılan binlerce memur, öğretmen vardı. Üniversitelerde okuması engellenen genç kızlarımız maalesef okullarını bırakmak zorunda kaldılar. 28 Şubat'ta siyasi partiler kapatıldı. İktidar partisi refah Partisi, kapatıldı. 2000'li yıllara geldiğimizde artık, siyasi ve ekonomik krizlerle bunalan milletimiz bir çıkış yolu aradı. 2001'de Cumhurbaşkanımızın AK Parti'yi kurmasıyla beraber, insanlar milletimiz, Cumhurbaşkanımızın etrafında kenetlendi. 2002'de yapılan seçimlerden sonra yeni bir dönem başladı. Aradan 24 yıl geçti, bu süre zarfında Türkiye'nin demokratik kazanımlarını buradaki gençlerimiz çok farkında olmayabilir. Çünkü bu salondaki gençlerimizin yaşları 24'ün altında. 2000'li yıllar öncesinde yaşamadınız. Bu gelişmeyi yaşayarak gördünüz. Ama geçmişle kıyaslama imkanınız yok. Ön sıradaki büyüklerimiz, o dönemleri de yaşadığı için geçmişle kıyaslama imkanı var. Biz geçmişle kıyasladığımız zaman bu günün değerini, farkını anlamamamız mümkün. Gençlerimiz, bulundukları durumu belki bir kaç sene önceyle karşılaştırabiliyorlar. 2000'l, yılların başında, 2001'de de yine vesayetçi anlayış, demokrasiyi istemeyen, Cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılmasını istemeyen darbeci anlayış boş durmadı. Parti kapatma davaları, 367 krizleri, Meclis'te Cumhurbaşkanı'nı milletvekillerine seçtirmemek için türlü türlü krizler, mazeretler ortaya çıkarıldı. Bunlar aşıldı. Bu kez terör azdırılmaya çalışıldı. PKK terörü, diğer terör örgütleri hiç boş durmadılar. Sokak kalkışmasına girişildi. Gezi olayları başlatıldı. Sokak darbesi ile hükümetin devrilebileceğini düşünen çevreler, bu olaylara destek verdiler. Ülke genelinde balkonlara, sokaklara çıkıldı. Tencereler, tavalar çalındı. Işıklar söndürülüp, yakıldı. Sokak kalkışmasıyla hükümet istifa ettirilemeyince, bu sefer 17-25 Aralık Emniyet yargı darbe kalkışmasıyla hükümet istifaya zorlandı. Orada da başarılı olamayınca bu sefer terör olayları başlatıldı. 2014-2015 yıllarını büyüklerimiz hatırlıyorlar. Hendek olayları, Kobani olaylarını Türkiye'nin değişik yerlerinde her gün farklı bir yerde patlama sesiyle, katliamlarla uyanır olmuştuk. Adeta 15 Temmuz Hain kalkışmasına giden yollara taşları birer birer döşemişler. 15 Temmuz'da da son darbeyi vurarak, yeniden demokrasiye bir darbe, milli iradenin önünü kesmeye yönelik girişim ile ülkemiz karşı karşıya kaldı. Tabi eski darbelerdeki gibi olmadı. Millet sokaklara, meydanlara indi. Sokaklarda nöbet tuttu. Darbeye geçit verilmedi'' dedi

Yargı eleştirilerine tepki

AK Parti iktidarı ile demokratik hayatta önemli değişikler yapıldığını hatırlatan Tunç, ''Bir çok anayasa değişikliği hayata geçti. karanlık girişimlere, milli iradeyi gasp eden davranışlara bir daha girilmesin diye önemli reformlara milletimizin desteği ile ile imza attık. Bizim demokratik siyasi hayatımız aynı zamanda birer maalesef darbeler tarihi oldu'' ifadelerini kullandı

Tunç, konuşmasında yargıyı eleştirenlere de sert tepki göstererek, ''Darbeler tarihine baktığımız zaman yargının da, bu süreçte nasıl davrandığı çok önemli. Bu gün yargıyla ilgili çok tartışmalar var. Türkiye'nin yargı bağımsızlığı ile ilgili hukuk devleti ile ilgili bir takım eleştirilerde, haddi, hududu, sınırı aşan eleştirilerde bulunanlar var. 27 Mayıs 1960 darbesi olduğunda bu ülkenin yargısı, milletin seçtiklerinin hakkını savunmadı. Darbe mağdurlarını, insan haklarını savunması gerekirken, demokrasi ve millet adına karar veren yargı, milli iradenin ve demokratik hukuk devletinin yanında olması gerekirken, yönetimi gasp edenlerin adeta savunucusu oldu, onlara kol kanat gerdi. Maalesef darbe mağdurlarını yargıladı ve idama mahkum etti. 12 Eylül 1980'e gelindiğinde ise o günkü yargı, gençlerin yaşını büyüterek, bir sağdan, bir soldan astı. Öyle bir yargımız vardı maalesef. 28 Şubat post modern darbecilerinin karşısında hazır ol da duran, kol kanat geren adeta cübbelerini onların önüne seren bir yargı sitemi vardı. 15 Temmuz hain kalkışmaya geldiğimizde ise bunun artık değiştiğini gördük. Türkiye'de yargının milletin yargısı haline geldiğini, birilerin arka bahçesi olmadığını gördük. O gece millet canı pahasına mücadele ederken, bu ülkenin hakimlerinin, Cumhuriyet savcılarının evlerinde oturmadığını, adliyelere koştuğunu, milletin hakkını hukukunu savunduğunu, milli iradenin tarafında olduğunu, darbecileri kıskıvrak yakalayıp, gözaltı kararları uyguladığını, yargılayıp, millet adına hesap sorduğunu gördük. Aradaki fark bu'' ifadelerine yer verdi.

Akademisyenler darbe sınavını geçemedi

Darbe dönemlerinde üniversitelerdeki akademisyenlerin de sınavı geçemediğini kaydeden Tunç, ''Hem demokrasi tarihimize, hem yargı ve hukuk tarihimize bakalım, bu süreçte üniversitelerdeki akademisyenlerimiz de iyi bir sınav vermediler. Özellikle üniversitelerdeki akademisyenler, o darbecilere kol kanat geren, onlara anayasa metinleri yazan akademisyenler. Bu gün hala 1982 anayasası ile yönetiliyoruz'' şeklinde konuştu.

İran'da saldırılarda yaralanan Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Harrazi hayatını kaybetti
İran'da saldırılarda yaralanan Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Harrazi hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

''Anayasa'da madde sayısından daha fazla değişiklik yapıldı''

Tunç, Türkiye'nin sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, ''1982 Anayasası'nda çok değişiklikler yapıldı. Darbe Anayasası diyoruz, tabi madde sayısından daha fazla değişiklik yapıldı. 177 maddesi var, 180 defa değişikliğe uğrayan bir anayasamız var. Bu Anayasa'da, gerçekleştirdiğimiz reformlarla aslında darbeci ve vesayetçi ruhu azaltmamıza rağmen tamamen ortadan kaldırdığımız söylememiz mümkün değil. O yüzden biz yeni anayasa diyoruz. Demokratik, sivil, katılımcı bir anayasaya bu ülkenin ihtiyacı var diyoruz. Bu millete olan borcumuzdur diyoruz. İnşallah bunu gerçekleştiririz. Bir maddede yaptığınız bir değişiklik diğer maddeyle uyumlu olması lazım. Anayasa'nın bir sistematiği var. Bu sistematik bozuldu. Hem bu sistematiğin daha düzgün hale getirmek, yapılan reform ve kazanımları muhafaza etmek. Bu anlamda temel hak ve özgürlükleri daha da öne çıkaran, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan, toplumun her kesimin kendini içinde bulduğu, yeni, demokratik ve sivil bir anayasaya ihtiyacımız var. Aslında herkes mutabık. Bütün siyasi partiler evet yeni bir anayasa olsun diyorlar ama bazı görüş ayrılıkları var. 60 maddeye kadar uzlaşıldı. Bazı noktalara gelindiğinde ise işler tıkanmıştı. 28. Dönem parlamentomuzun artık 2 yıl gibi zamanı kaldı. Bu süre içerisinde bu başarılabilir mi? Başarılabilirse aslında meclisimiz tarihe geçen bir sorumluluğu yerine getirmiş olur'' diye konuştu

Üniversiteli gençlere tavsiyelerde bulunan Tunç, başarılı olmak için tarihi, geçmişi iyi öğrenmelerini, kendilerine güvenmeleri, zamanı en iyi değerlendirmeleri, çok okuyup, sıkı çalışmalarını ve iyi insan olmaktan asla vazgeçmemelerini istedi.

Gençlere teknolojiyle yakından ilgilenmeleri gerektiğini de söyleyerek, teknoloji ve sosyal medyanın esiri olmamaları konusunda da uyarılarda bulunan Tunç, konuşmasının sonunda ise salondaki gençler ve protokol ile hatıra fotoğrafı da çekildi.

Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi konferans salonundaki programa Tunç'un yanı sıra Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı Enes Seba, daire amirleri, askeri erkan, akademisyen ve öğrenciler de katıldı

Kaynak: İHA