Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CHP'deki uygulama ve tavırların 'Tosun Paşa' filminden farklı olmadığını dile getirerek, 'CHP'de olanları seyretmekten ama ülkem adına utanıyorum' dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Partililerle bir araya gelen Bakan Tekin, bakanlık görevine başladığı andan itibaren geçen süre içerisinde çocukların ve gençlerin milli birlik, vatanseverlik, dayanışma, yardımlaşma duygularını artıracak, pekiştirecek etkinlikler içerisinde olmaya çaba sarf ettiklerini belirtti, Tekin, 'Önce başladığımız yaz aylarında ana dil becerileri üzerinden Türkçe üzerinde, geleneksel çocuk oyunlarımız üzerinden, hemen sonrasında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli üzerinden bir yola koyulduk. Ve dedik ki çocuklarımızın akademik başarılarının iyi olması, akademik başarılarının muadilleriyle yarışta onlara avantaj sağlayacak şekilde en iyi imkanları kendilerine sunmamız gerektiğini zaten söyledik. Onun mücadelesini hep yürüttük. Ama bir şey daha yapmamız lazım dedik. Kapitalist dünya, küreselleşen dünyada artık yerel değerlerin, milli değerlerin biraz aşındığı, dünyanın tamamında törpülendiği ve çocukların, gençlerin yerel bağlılıklarının, vatanseverliklerinin azaldığına dair genel bir kanaat var. Bizde de toplumsal geniş kesimlerde bu eleştiriler yükselmeye başlayınca biz de ikinci olarak dedik ki çocuklarımızın bu anlamda milli ve manevi değerlere bağlı olarak yetişmesi bizim açımızdan önemli' dedi.
'Gözümüz gibi bakacak bir kuşak yetiştirmek zorundayız'
Türkiye'nin etrafının bir ateş çemberi olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, 'Bu coğrafyada, bu ortamda çocuklarımızın üzerinde yaşadıkları coğrafyayı vatan kabul edip, işte dün de 18 Mart'tı, bu vesileyle başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi hayırla, minnetle yad ediyoruz. Mevla'm kendilerinden razı olsun. Makamları ali olsun, cennet olsun inşallah. Bize kanlarıyla emanet edilen bu coğrafyaya biz de gözümüz gibi bakacak bir kuşak yetiştirmek zorundayız. Biz de aynı emanete aynı sorumlulukla sahip çıkacak bir kuşak yetiştirmek durumundayız. Aksi durumda etrafımızda haberlere konu olan ülkeler gibi, vatanseverlik bağlarının zayıfladığı ülkeler gibi oluruz. Allah korusun. Yeniden ülkemiz üzerinden müstevli hedefleri olanların, müstevli emelleri olanların saldırıları karşısında savunmasız kalabiliriz. O yüzden biz çocuklarımıza bunu öğretelim istedik. Bu anlamda çocuklarımızın bu duyguları en iyi görebilecekleri dönem bizim toplumumuzda ramazan ayı. Biz ramazana girerken, ki bunu ilk defa da yapmıyoruz, daha önce İsrail Gazze'yi işgal ettiğinde, saldırı başlatıldığında okullarımızda bir dakikalık saygı duruşu başlattık. Ertesi yıl yine okullarımızda Çanakkale'den Gazze'ye vatan savunması temasıyla okullarımızı başlattık' şeklinde konuştu.
'Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu devletin aktif çalışan bir mekanizmasıyız'
'Bu yıl eğitim öğretim yılına başlarken çocuklarımız sadece bu ülkedeki içinde yaşadığımız değerlerin değil, aynı zamanda tabiat varlıklarının da, çevremizin de bize emanet olduğu; gelecek kuşakların, çoluğumuzun çocuğumuzun da üzerlerinde hakkı olduğunu bilsinler diye ve orman yangınlarının da etkisiyle biraz yeşile, tabiata saygıyı öğrensinler temasıyla başlattık' ifadelerini kullanan Bakan Tekin, 'Şubat ayında eğitim öğretim yılı başlarken bayrakla ilgili farkındalık oluştursun diye bayrak temasıyla eğitim öğretimi başlattık. Ramazan ayında da dedik ki merhamet gibi, yardımseverlik gibi, dayanışma gibi duyguları çocuklarımıza verebileceğimiz bir imkan olsun dedik ve okullarımızda ramazan etkinliklerinin yapılması için bir genelge yayımladık. Genelgemizde de iki hususu önemsedik: Bir, gönüllülük. İkincisi de çocuklarımızın bu anlamda mahremiyet ilkesini; yani oruç tutup tutmamanın aleni hale gelmemesi konusunu önemsedik. Ayrıca da dedik ki biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu devletin aktif çalışan bir mekanizmasıyız, yürütmenin bir parçasıyız. Ve anayasamız, kanunlarımız bize görev tanımlamış. Biz bu görevleri yerine getirmek durumundayız. Anayasamızın başlangıç kısmından başlayıp ikinci maddesi toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet kavramından bahsediyor. Ve milli dayanışmayı en iyi nerede yapabiliriz, Ramazan ayında. Şimdi ramazan ayı var. Anayasa bize milli dayanışmadan bahsetmiş. Peki biz ne yapalım? Ramazan ayında kullanmayalım mı? Anayasamızın bize amir olarak yüklediği bu sorumluluğu yerine getirmek için daha neyi bekleyebiliriz?' dedi.
'Onlar demokratik haklarını kullandılarsa ben suç duyurusunda bulundum'
Bir genelge yayımladıklarını söyleyen Bakan Tekin, 'Önce halen 28 Şubat özlemcisi olarak tanımladığım ve halen Anadolu insanlarına 'göbeğini kaşıyan bidon kafalı' muamelesi çeken bir grup kişi tuttu, bizim genelgemizle ilgili asla hak etmediğimiz ifadeler kullanan bir bildiri yayımladılar. Ne dediler bildirilerinde? Dediler ki: 'Toplumu Talibanlaştırıyorsunuz'. Çocuklarımız ramazanda okulda yardımlaşmayı, dayanışmayı öğrenirlerse, merhameti öğrenirlerse, okullarını süslerlerse nasıl Talibanlaşmış oluyor? Hazreti İsa'nın doğumunda okulu süslediği zaman Talibanlaşmış olmuyor, Paskalya'da okulu süslediği zaman herhangi bir sıkıntı olmuyor ama ramazan ayında okulu süslediği zaman toplumu Talibanlaştırmış oluyoruz. Ben bunu kabul edemiyorum arkadaşlar. Başka ne dediler? Dediler ki: 'Trump'ın ipine sarıldınız gidiyorsunuz.' Yani bu nasıl bir itham? Ama üçüncü eleştirileri veya üçüncü ifade: 'Sapkın, gerici azınlık.' Kime diyor arkadaşlar? Ramazan ayını Anadolu'da kutlayan bizim gibi insanlara, ramazan ayı feyzinden istifade etmek isteyen bizim gibi insanlara 'sapkın gerici azınlık' diyor. Ben dedim ki bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olarak, Anadolu'nun bağrından çıkmış bir insan olarak, bir Müslüman olarak benim değerlerime bunu söylüyorsan ben de seni yargıya taşırım dedim. Suç duyurusunda bulundum. Bu sefer nasıl suç duyurusunda bulunursun? Adamlar demokratik haklarını kullandılar diyor. Peki onlar demokratik haklarını kullandılarsa ben suç duyurusunda bulunarak hangi hakkımı kullanmış oluyorum? Ya bir şey yaptıysanız cevabını verin' dedi.
'Anayasal hükümlere uygun yapmanız gerekiyor'
Cumhuriyet Halk Partisi'nin geliştirdiği bir söylem olduğunu ve bununda 'Ben yaparım, sen de hesap soramazsın' mantığında olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, 'Çünkü senin hesap sorma yetkin yok. Çünkü sen demokratik usullerle seçildin ama seni seçen insanlar Anadolu'daki göbeğini kaşıyan bidon kafalı insanlar seni seçti; dolayısıyla senin bu demokratik hakları kullanmaya, yargı erkini senin tarafından çıkartılan yasalarla veya yargı erkinin yaptığı işleri ben geçersiz kabul ediyorum. Bu mahkemeyi kabul etmiyorum. Şimdi Silivri'deki davaları seyrediyorsunuz. Mahkeme heyeti soruyor; yolsuzluklarla ilgili, asrın yolsuzluğu diye tanımlanan yolsuzlukları soruyor. Adam 'Ben sizi yargılayacağım' diyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir hukuk devleti yok. Aynı şeyi ben daha önce bu soruşturmalar başlamadan yaşamıştık. Kreş açmış belediye diyorum ki bak sayın başkan kreş açabilmen için ya benden anaokulu okul öncesi eğitim kurumu izni alman gerekiyor ya da aile bakanlığından kreş izni alman gerekiyor. Almıyorum diyor. Kardeşim sen nerede yaşıyorsun? Almıyorum ne demek, nasıl almazsın? Almıyor mu? Erkeksen gel kapat diyor şimdi. Ben kapatalım demiyorum ki kreşleri. Benim söylediğim bir tane bir şey var. Bu işi kurallara uygun yapacağız. Hukuk devletinin ilkesine uygun yapacağız. Anayasal hükümlere uygun yapmanız gerekiyor. Siz benden izin almanız gerekiyor ki ben de denetlerken neye göre izin aldığınızı denetleyeyim. Devlet yönetmek ciddi bir iştir. Şov yaparak, talk show'daymış zannederek konuşma yapmak, hele şu içinde yaşadığımız coğrafyaya bakın arkadaşlar. Allah korusun, şimdi şöyle bir ortamda böyle bir Cumhurbaşkanımızın ya da böyle bir yürütme erkinin iş başında olduğunu düşünün. Bir taraftan saldırılar, savaşlar, savaş tehditleriyle karşı karşıyayız; öbür taraftan bunlar olurken 'Tatil yapmak benim de hakkım' diye tatile giden bir başkanımız olduğunu düşünün. Bunlar olurken 'Aman boş verin bunları', 'Savunma harcamalarına ne gerek var?' diyen bir anlayışı düşünün' şeklinde konuştu.
CHP ve Tosun Paşa filmi benzetmesi
Cumhuriyet Halk Partisi'ni bir film setine çevrildiğini anlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'İnanın ben şu anda Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde olanları izlerken Kartal Tibet'in ilk yönetmen olarak yaptığı bir film var, hepiniz mutlaka seyretmişsinizdir: Tosun Paşa. Şimdi orada hatırlayın, iki tane aile vardı kavga eden: Seferoğulları ve Tellioğulları. Tellioğulları ailesinde Şener Şen başrolde oynuyor. Şener Şen rolünde Lütfü Bey vardı, yanlış hatırlamıyorsam. Lütfü, ailenin patronu, ağası. Daver Bey'in kızı Leyla'ya aşık, almak istiyor ama alamıyor. Bir oyun kuruyor. Diyor ki: 'Kimse Tosun Paşa'yı tanımıyor nasıl olsa.' Kemal Sunal'a, yani evin hizmetini gören Şaban'a bir rol veriyor. Diyor ki: 'Kimse Tosun Paşa'yı tanımıyor mu? Sen Tosun Paşa ol. Daver Bey'in kızı Leyla'yı ben alayım, Yeşil Vadi'yi de alayım.' Şimdi şu an CHP'de aynen böyle bir şey var. Entrikacı bir Lütfü var. Entrikacı Lütfü birisine Tosun Paşa rolü verdi. Şimdi Tosun Paşa, Şaban yani o filmdeki, o da role kendini çok kaptırdı. 'Leyla'yı ben alacağım' diyor. Şimdi aralarındaki kavga Leyla'yı kim alacak kavgası, Yeşil Vadi'yi kim alacak kavgası. Ama uyarıyorum: Siz böyle kavga ederseniz, vatandaş da sizin film çevirdiğinizi görürse ne aşık olduğunuz şeye ulaşırsınız ne de Yeşil Vadi'ye kavuşursunuz. Ama ben uyarıyorum, ikisini de birbirine... İkisi de film setindeki gibi rol yapıyor. Biz de keyifle seyrediyoruz. Ben daha önce de söylemiştim, Cumhurbaşkanımızın bir ifadesi vardı: 'Çekirdek alıp CHP'nin içerisindeki gelişmeleri uzaktan seyredeceğimiz bir dünya.' Gerçekten keyif alıyorum. CHP'de olanları seyretmekten ülkem adına utanıyorum. Çünkü demokratik ülkelerde ana muhalefet diye bildiğimiz partiler ya da muhalefet partileri ister iktidar olsun ister muhalefette olsun, demokratik siyasal yaşamın bel kemiğidirler, vazgeçilmez unsurudurlar. Maalesef Türkiye'de böyle bir muhalefet var' şeklinde konuştu.




